YAZARLAR

  • BIST 100

    103.118%0,00
  • DOLAR

    5,7763% 0,04
  • EURO

    6,3752% 0,06
  • GRAM ALTIN

    270,16% -0,01
  • ÇEYREK ALTIN

    445,764% -0,01

Adana

12.11.2019

  • İMSAK 05:44
  • GÜNEŞ 07:06
  • ÖĞLE 12:28
  • İKİNDİ 15:15
  • AKŞAM 17:39
  • YATSI 18:56
  • Salı 22 ° / 14 ° Güneşli
  • Çarşamba 22 ° / 13 ° Güneşli
  • Çarşamba 22 ° / 13 ° Güneşli

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

"GEREKİRSE MÜLTECİ ŞEHRİNİ TEK BAŞIMIZA KURARIZ"

Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e Suriye'deki güvenli bölgeye yönelik planlarını takdim edeceğini ve destek olmadığı takdirde Tel Abyad ile Resulayn arasındaki bölgede bir mülteci şehri kurulacağını açıkladı

Recep Tayyip Erdoğan, bir otelde düzenlenen 6. Tip Dünyası Kurultayı Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik ödülü programına katıldı ve açıklamalarda bulundu.

“Ülkemizi sağlık alanında dünya çapında bir çekim merkezi haline dönüştürdük”

Sağlık alanında yapılan yatırımları anlatan Recep Tayyip Erdoğan şöyle konuştu:

 “Bugün Türkiye sağlık alanında dünyanın en önde gelen ülkelerinden biridir. Her başarı gibi Türkiye'nin sağlık alanında geldiği yerin gerisinde de çok büyük emek, fedakarlık, alın teri vardır. Göreve geldiğimizde sağlığı önceliklerimiz arasında ilk sıraya çıkardık. Zira bir sağlıklı nefes bir devleti feda etmek için yeter akçedir. Tüm dünyada örnek alınan sağlık reformunu kısa sürede hayata geçirdik. Hastanelerin birleşmesinden, sağlık sigortası sisteminin gelişmesine, alt yapı, personel eksikliği ve araç gereçlerle ilgili çok büyük yatırımlar yaptık. Hastane ve tedavi kurumlarımızın sayısın 2 bin 825'ten 5 bin 488 yükselttik. Hastanelerimizin toplam yatak sayısın 239 bine, nitelikli yatak sayısını 145 bine çıkardık. Çalışanların sayısını bu rakamda çok önemli ama yeterli değil, 378 binden 1 milyon 24 bine ulaştırdık. Hastanelerimizde teşhis ve tedavi cihazlarından ambulansa kadar her alanda sayıyı ve kaliteyi yükselttik. Sağlık yaptığımız büyük dönüşümde tek gayemiz, o da milletimize en kaliteli sağlık hizmetini en makul maliyetle sunmaktı. Ülkemizde kişi başına yapılan sağlık harcamasını 19 lira düzeyinden 140 liraya yükselirken, bireyin ceplerinden yaptığı harcama oranı yüzde 20'den yüzde 17'ye geriledi. Sonuçta hedeflediğimiz düzeyde ve en makul maliyetle sağlık hizmeti vermeyi başardık. Bu hizmeti sadece kendi vatandaşlarımıza sunmakla kalmadık, aynı zamanda 3 kıtanın kavşak noktasında olan ülkemizi sağlık alanında dünya çapında bir çekim merkezi haline dönüştürdük. Bugün çok sayıda ülkeden gelen heyetler sağlık sistemimizi inceleyip kendilerine uyarlamaya çalışıyorlar. Gelişmiş ülkeler dahi sağlık sistemindeki tıkanıklıkları çözmekte zorlanıyor. Mesela Obama kendi ülkesinde bizim sağlık reformunun çok küçük bir modelini gerçekleştirmeye çalıştı ancak neticeye ulaşamadı. Bana da sordu siz nasıl yaptınız, diye ama gerçekleştiremediler. Diğer ülkelerin yaşadığı sıkıntıları söylemiyorum. Reformun ilk adımlarında bize batarsanız, bitersiniz diyerek bizi caydırmaya çalıştılar. Hizmet kalitesi artarken vatandaşımın üzerine düşen külfetinin azalması bize yürümeyeceğini söyleyenler başta olmak üzere herkesi şaşırttı. Şunu söyleyeyim, niyet halis olunca akıbette hayır olur. Hayatın dinamizmi ne kadar iyi olursa bizi sağlık sistemimiz daha ileriye götürmeye güncellemeye, geliştirmeye yöneltiyor”

 “İlaç, aşı ve cihaz üretimlerinin millileştirilmesi hususunda gizli bir direniş olduğunu biliyorum”

Yerli ilaç, aşı ve tıbbı cihazların üretilmesiyle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yerli ilaç, aşı ve tıbbi cihaz üretimine kadar her alanda çok önemli çalışmalar içindeyiz. Yerli ilaç, aşı ve cihaz üretimini öyle adı yerli kendisi dışa bağlı değil, formülünün geliştirilmesinden bütün aşamalarıyla kendimize ait hale getirmede kararlıyız. Vatandaşlarımızın bazılarının yabancı ilaçlara mesafeli yaklaştığını görüyoruz. İlaçları ve aşıları halkımızın hassasiyetlerine uygun şekilde üretip hizmete sunduğumuzda bu sorunu aşmış olacağız. Kamuda ve özel sektörde ilaç, aşı ve cihaz üretimlerinin gerçek anlamda millileştirilmesi hususunda gizli bir direniş olduğunu da biliyorum. Ülkemiz açısından stratejik bir öncelik olarak gördüğümüz bu hususta atılan bütün adımları ve yapılan tüm engellemeleri yakından takip altına alacağımızın bilinmesini istiyorum. Milletimizin ve insanlığın şifa vesilesi kurumlarımızla tıkır tıkır işleyen sistemimizle sağlık alanında ülkemizin yerini çok daha yüksek yere çıkartacağız. Birikimi ve tecrübeyi ve alt yapıyı dostlarımızla paylaşmaktan memnun oluyoruz. Hep birlikte hareket edersek her mesele gibi sağlık sıkıntılarımızın üstesinden daha kolayca geleceğimizi açıktır” diye konuştu.

“Silahlanmaya harcanan paranın bir kısmıyla dünyada aç ve susuz kimse kalmaz”

Ülkelerin ortalama yaşam sürelerine dikkat çekerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Binlerce yılda ölüme çare bulanamadı. Ama tıp ve ilaç biliminin gayretleriyle insanların yaşama süresi oldukça uzadı. Kimi Afrika ve Güney Asya ülkelerinde hala 50 yaşın altında hayat süreleri mevcut. Dünya ortalamasında bu rakam erkeklerde 70, kadınlarda 74 oldu. Japonya ve İsviçre gibi ülkelerde ortalama hayat süresi 84 çıktı. Buna karşılık mesela Suriye gibi büyük yıkımlara uğrayan ülkelerde ortalama hayat süresi 73'ten 63'e geriledi. Bugün 7,5 milyarı bulan dünya nüfusuna sahibiz. Karşımızdaki fotoğraf ortalama ömür uzamakla birlikte sağlık başta olmak üzere çeşitli alanlarda ciddi çarpıklıkların büyüdüğüne işaret ediyor. Bir tarafta yüz milyonlarca insan açlıktan ölme tehdidiyle karşı karşıya, diğer tarafta obezitenin önemli bir sağlık sorununu haline dönüştüğü yerler var. Başta Amerika olmak üzere. Bu çarpıklığın üzerinde uzun uzun düşünülmesi gerekiyor. Silahlanmaya harcanan paranın bir kısmıyla dünyada ne aç ne de temiz su sıkıntısı çeken kimsenin kalmayacağı gerçeğini de dikkate almalıyız. Günümüzde dev bir ekonomi haline dönüşen sağlık endüstrisinin bu maliyeti karşılayan ülkelere ve toplumlara karşılıyor olması ayrı bir sorundur. Bu tür çarpıklıkların yol açtığı sosyal siyasi, ekonomik kırılmaları dünyamızın geleceği için en büyük tehditlerden biri olarak görüyoruz. Birleşmiş Milletlerin daha adil daha hakkaniyetli, etkin bir yapıya kavuşturulması yönündeki çağrımızın sebebi budur. İnsanların ve toplumların daha adil bir gelecek konusunda ümitleri canlı tutmalıyız. Tabi ki bu mesele Bilim adamlarından önce siyasetçilerin sorumluluk alanlarına girer. Siyasetçilere bilim adamları yol gösterir. Sizlerin çalışmalarıyla hep birlikte dünyayı daha yaşanabilir hala getireceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu.

"MÜLTECİ ŞEHRİNİ TEK BAŞIMIZA DA KURARIZ"

Türk Tıp Dünyası Kurultayı'nda konuşmasında  Erdoğan gerekirse Türkiye'nin kendi başına donörler toplantısı için çağrı yapacağını ve kimse destek vermese bile Tel Abyad ile Resulayn arasındaki bölgede bir mülteci şehri kurulacağını açıkladı.

Cuma günü misafir edeceği Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'e Suriye'deki güvenli bölgeye yönelik planlarını takdim edeceğini söyleyen Erdoğan, daha önce dünya liderlerine de benzeri şekilde planları gösterdiğini belirterek şunları söyledi:

"Suriyeli mültecilerin buralara geri dönüp yerleşebilmesi için hazırladığımız broşürleri ve planları gösterdiğimizde 'çok güzel' diyorlar. E peki para? diye sorduğumuzda ise sesleri çıkmıyor. Parasız olmaz bunu beraber yapacağız. Bu nedenle Sayın Guterres'ten bir uluslararası donörler toplantısı düzenlemesini isteyeceğim. Eğer o bunu yapmazsa biz Türkiye olarak kendimiz donörler için çağrı yaparız."

Suriye'de ortalama hayat süresinin 73'ten 63'e gerilediğini söyleyen Erdoğan, çeşitli alanlarda ciddi çarpıklıkların büyüdüğüne dikkat çekerek şöyle devam etti:

"Bir tarafta insanlar açlıktan ölmek üzere, bir tarafta obezite derdi var. Dünyada silahlanmaya harcanan paranın sadece bir kısımı ile dünyada aç veya temiz suya ihtiyacı olan kimse kalmaz. Bu tür çarpıklıkların yol açtığı sosyal ve ekonomik kırılmaları dünyamızın geleceği için en büyük tehditlerin başında görüyoruz. BM'nin daha adil bir yapıya kavuşturulmasındaki isteğimizin altında yatan neden budur. Bu iş bu nedenle bilim adamlarından önce siyasetçilerin alanına girer. Ama bilim adamları da siyasetçilere yol gösterir."

Konuşması sırasında 'yerlileşme' ve 'millileşme' konusunda gizli bir direniş bulunduğunu belirten Erdoğan, yapılan engellemeleri daha yakından takip altına alacaklarını belirterek Türk ve Müslüman bilim-tıp tarihinin geçmişinden bazı örnekler verdi.

"Obama istedi yapamadı"

"Bugün birçok ülkeden gelen heyetler sağlık sistemimizi inceleyip kendi ülkelerine uyarlamaya çalışıyor. Obama da yapmaya çalıştı ama yapamadı." diyen Erdoğan, Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada yaşanan hadiselere daima insan odaklı yaklaştığını. Ülkede bulunan 4 milyon Suriyelinin kurulan sistem sayesinde Türk vatandaşları ile aynı standartlarda hizmet aldığını kaydetti ve ekledi:

"Biz hastalarımıza ilaçlarını da ücretsiz olarak veriyoruz. Üstelik gıdadan barınmaya eğitimden istihdama her konuda ülkemizdeki sığınmacıları insani şekilde yaşatmanın gayretindeyiz. Paramız çok olduğu için bunu yapıyor değiliz. Gelir olarak bizden kat ve kat daha refah içerisinde olan ülkelerin sığınmacıları ne durumda bıraktığını görüyorsunuz. Biz bu mücadelede tek başına bırakıldık."

"AB'den sadece 3 milyar euro geldi"

Avrupa Birliği başta olmak üzere batı dünyasına eleştirilerini yönelten Erdoğan, AB'nin tüm yardımları Sivil Toplum Kuruluşları (STK) vasıtasıyla yaptığını ve direk olarak Türk devletine bir destekte bulunulmadığını hatırlattı ve şimdiye kadar gelen paranın sadece 3 milyar euro olduğunu yineledi.

"Bir damla petrolü bir damla kandan daha değerli görüyorlar"

"Bizim yaptığımız harcama ise 40 milyar doları aşmıştır. Biz AB'den daha mı zenginiz? Hayır. Bu bizim medeniyetimizin bize yüklemiş olduğu bir sorumluluktur. Biz Suriye meselesinin her aşamasında yalnız bırakıldık." diyen Erdoğan sözü Barış Pınarı Harekatı'na getirerek şöyle konuştu:

"Son olarak harekat ile Suriyeli kardeşlerimize yeni alanlar kazandırdık. Planlarımızı yaptık projelerimizi hazırladık. BM'de liderlere bu planları taktim ettim. Bakıyorlar 'güzel' diyorlar. Peki para? Ses yok. Parasız olmaz bunu beraber yapacağız. Yarın BM Genel Sekreteri misafirim. Kendisine de bu projeleri takdim edeceğim ve 'uluslararası donörler çağrısını yapın' diyeceğim. Yapmazlarsa çağrıyı biz yapacağız. Resulayn ile Tel Abyad arasında bir mülteciler şehrini biz yapacağız. Bu işleri biz hep böyle yürüttük böyle yürütüyoruz. Uluslararası toplumdan aldığımız tek destek sadece nasihat. Bir damla petrolü bir damla kandan daha değerli gören bir zihniyet var. Biz ise sadece insan, can ve hayat görüyoruz, farkımız bu."

"Türkiye'nin gayretlerine yönelik çifte standartlar mevcut"

Suriye'nin petrol bölgelerini paylaşmak için yarışanların Türkiye'nin insani girişimlerini engellemek için her türlü girişimi yaptığını anlatan Erdoğan, konu mülteciler olduğunda kendi sınırlarına dikenli tel çekmekten başka hiçbir şey yapmayanların Türkiye'nin gayretlerine yönelik çifte standartlar sergilediğini ileri sürdü.

haber merkezi/iha

Haber Kaynak : İhlas Haber Ajansı