Yaşananlara Değer miydi?
Tarih: 7.4.2016 09:19:21 / 686okunma / 0yorum
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ

Çırılçıplak, anadan üryan geldi bu dünyaya.

İlk yaptığı bağımsız hareket, nefes almak oldu. Yani oksijenini alarak borçlandı bu dünyaya. Büyüdü, gelişti, serpildi. Bu süreçte hep dünyanın nimetlerini yedi.

Doğduğunda gerçeğin ne olduğunu bilmiyordu. Algılamalarını nasıl değerlendireceği konusunda bir önbilgisi yoktu.

Büyürken; insanoğlunun muhteşem potansiyelini kullanıyordu: Anlayabilme, öğrenebilme, düşünebilme yeteneği.

Soru ve gözlemleriyle her şeyi öğrenmeye, dünyayı ve kendini anlamaya çalıştı. Ancak ailede, okulda, sokakta, sosyal yaşamda bu muhteşem yeteneği sürekli köreltiliyordu. Oynamak için ilk sokağa çıktığında, ilk yalanla tanıştı, ilk dayağını yedi, simidi elinden alındı.

Aileden, okuldan aldığı eğitimlerde;

“Altta kalanın canı çıksın” öğretildi kendisine.

“Bırakınız ezsinler, bırakınız geçsinler” bilincine kazındı.

“Her koyunun kendi bacağından asıldığını” yaşayarak gördü.

Görüyordu, izliyordu, gözlem yapıyordu. Hep güçlüler kazanıyordu. Bütün yaptıklarına rağmen hep haklı çıkıyordu güçlüler. Adalet, hukuk, yargı hep onlara hizmet ediyordu.

Ve olan oldu.

Gerçeğin inkar edildiği, kişisel bütünlüğün olmadığı bir ortamda; “düşünmenin, anlamanın, algılamanın hiçbir anlamı ve değeri yok” sonucuna vardı. Çünkü insanoğlu; inanan, hisseden, duyan, aklıyla hareket eden, düşünen, düşüncelerini uygulayabilen rasyonel bir varlıktır. Eğer gördüğü, algıladığı dünya önemsenmez ise, rasyonel bir varlık olarak gelişemez.

ü Çevre, yetiştirilme biçimi, gelenek ve görenekler onu o derece etkiledi ki, çemberin dışına çıkıp, bir türlü farklılığını ortaya koyamadı. Kalıplanmış bir insan oldu.

ü Aykırı hareket edebilmenin nesnel koşullarına (bilgi birikimi, iyi bir meslek, finansal hakimiyet, vb.) sahip olamadı.

ü Çevresinde farklı bir dünya olduğunu algılayamadı.

ü Kendi gücü ve çabasıyla bir yere, bir makama gelme ya da seçilme şansının çok zayıf olduğunu gördü.

Ve savruldu, o da başkaları gibi.

Özü, sözü doğru olarak yaşayamadı. Bu nedenle olduğu gibi konuşup, konuştuğu gibi davranamadı. Olduğu gibi görünemedi ya da göründüğü gibi olamadı.

Değerler ve ilkeleriyle ahenk içinde yaşayamadı.

“Gelecekte ulaşmak istediği bir amaca adanma ve bu amacı gerçekleştirme sorumluluğundan kaynaklanan, ne istediğini bilerek yaşamını düzenlemek” olan bir duruş içinde olamadı.

Kendisiyle olan ilişkisi sürekli yara aldı. Bildiğinden farklı konuşmaya başladı. Birilerini kırmamak için yalanı meslek edindi. Hal böyle olunca da, kendisiyle ilgili algılaması ve kişisel bütünlüğü zedelendi, kim olduğu konusunda şüpheye düştü.

“Hayır” demesini bilmediği için “evet”inin de bir anlamı olmadı. Çünkü verdiği sözleri tutamadı. Haklı nedenler olmadan tutamadığı her söz, kendi gözünde kendisini derinden yaraladı.

Hayatta güçlü olabilmek için;

İnsanların bulundukları ortamda kendilerini nasıl var ettikleriyle ilgili olan “kişiliğin gücü”nü kullanamadı.

Kişinin kime, neyi, ne zaman, nasıl söyleyeceğini bilmesinden kaynaklanan “iletişim gücü”nden haberi yoktu. Oysa en önemli mesaj kişinin kendisidir, kişi rol yapmaz. Kim olduğu o kadar bağırıyordu ki, ne dediği duyulmuyordu.

“Amaçlardan kaynaklanan gücün” farkında bile değildi.

Diğer yandan ülkesinde olup bitenleri de izliyordu.

Ülkesinde;

Yedi yüz bin liralık saatler hediye ediliyordu bakanlara.

Baskınlarda ayakkabı kutularından dolarlar fışkırıyordu.

Araçlarla taşınıyordu milyar düzeyinde avrolar.

Her iktidara gelen parti kendi zenginini yaratıyordu.

Vatan, millet, sakarya, islamiyet, demokrasi, özgürlük, vb. parayla değiş tokuş ediliyordu.

Ve tekrar savruldu.

Artık bambaşka bir insandı. Egosuyla yaşamaya başladı. Kazandıkça diğer insanlara daha korkarak yaklaştı.

Kendinden daha zayıf, bilgisiz ve çaresiz insanlara, “işime yarayacak bir şey var mı bu insanda” diye, kendinden daha güçlü, bilgili, becerikli insanlara ise “bu insandan bana zarar gelir mi” diye bakar oldu.

Karşıdaki kişi, ya “kazık atılacak” ya da “kazık atacak” birisiydi kendisi için. Sahip olmak ve sahip olduğunu elinde tutmak, çoğaltmak isteği korkuya götürdü onu.

Kaybetmekten korktuğu için; daha çoğuna sahip olmak istedi ki, sahip olduğu bazı şeyler kaybolursa, hiç olmazsa elindekiler kalsın. Böylece, sonu gelmeyen bir doyumsuzluğa kapıldı.

Çaldı, çırptı, kazancının vergisini ödemedi. Artı değere el koymayı alışkanlık edindi ve çalıştırdığı işçiyi daha fazla sömürdü, işçinin sigorta primini ödemedi. Ortaklarına kazık attı.

Büyüdü, büyüdü ve daha çok büyüdü. O kadar ki, artık yanına bile yaklaşılamıyordu.

Ve ölüm geldi, çaldı kapıyı.

Bu dünyadan, iki metre bez dışında yine çırılçıplak, anadan üryan ayrıldı.

Cenaze töreni, kendisi gibi düşünenler ve yaşayanlar yüzünden çok kalabalıktı.

İmam soruyordu cemaate: Rahmetliyi nasıl bilirdiniz? Cemaat hep beraber, “iyi bilirdik” diyor ve haklarını helal ediyordu. Aslında onlar da takiyye yapıyordu. Onun gitmesine, rakiplerinden birinin eksilmesine seviniyordu.

Bu öyküyü izleyip, gözleyen ve yazan ne yapıyordu?

O, evinin balkonunda, elinde bir kadeh rakısı, haline şükrediyor ve Ömer Hayyam´ın o ünlü sözünü düşünüyordu: “Değildir yoksul, azla yetinmesini bilen”.

Ve soruyordu: Yaşanan son, yani iki metre bez, yaşananlara değer miydi?

Bir yandan da, Ada ve Deniz´ini nasıl bir gelecek bekliyor, onu düşünüyordu.

06 Nisan 2016

Mahmut TEBERİK

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
Telefon
Güvenlik *
Yenile
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ortadoğuya Bulaşmayın! (29 Aralık 2017 - Cuma)
Savunma (11 Aralık 2017 - Pazartesi)
Sözüm Sana İşçi Sınıfı! (26 Eylül 2017 - Salı)
Ben, Sen, O. Biz, Siz, Onlar (20 Haziran 2017 - Salı)
Hayallerim Var! (14 Nisan 2017 - Cuma)
Hayallerim Var! (10 Nisan 2017 - Pazartesi)
Takdir Senin Türkiye! (12 Mart 2017 - Pazar)
Bizler Ne Yapalım? (06 Aralık 2016 - Salı)
Çıkmaz Sokak (28 Ekim 2016 - Cuma)
İşverenlere Önemle Duyurulur! (27 Mayıs 2016 - Cuma)
Coğrafya Kadermiş (30 Ekim 2015 - Cuma)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
2017 SENESİNİ FENA ESKİTTİK
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
CHP TABANA NASIL İNECEK?
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
YÜZYILIN EYLEMİ “YENİ ADANA”
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
BİLDİN Mİ IĞDIRLI HASAN ONBAŞIYI
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
BAŞLANGIÇLARDIR UMUTLARI TAZELEYEN
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULU ÖNDER ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 79. YILDÖNÜMÜNDE ATAMIZI ÖZLEMLE ANIYOR VE ARIYORUZ.
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
EĞİTİM ÖRGÜTLERİNDE ÇATIŞMA
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
FİFA KOKARTLI İLYAS AYAN´A VEFA
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Yüz Yıl...
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
YENİ ADANA GAZETESİNİN 100. YAŞ KUTLAMASI
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ (1)
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
MENEMEN SUİKASTININ YILDÖNÜMÜNDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ´NE KURULAN SUİKASTLERE KARŞI ATATÜRK DÖNEMİNİN VE SONRAKİ SİYASAL İKTİDARLARININ FARKLI TUTUMLARI!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
İKİNCİ YÜZYILA GİRİŞ !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTELERİ VE NİTELİKLİ AKADEMİK KADRO TALEBİ
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
BAŞ DÖNDÜREN GÜNDEM
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
YENİ ADANA GAZETESİ´NİN 100. KURULUŞ YILI KUTLAMASI, ÖNEMİ VE VERDİĞİ MESAJ
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
VAHİDEDDİN´İN İHANETİ
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ASRIN TANIĞI YENİ ADANA
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ortadoğuya Bulaşmayın!
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
İLK YARININ SON HAFTASI MUTLU BİTTİ
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
BİZ VE İLİM
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
MODEL VE MODA
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
MANDADAN EVVEL İSTİKLAL
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
HER MAÇ BÖYLE OLMALI
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
KÖR, SAĞIR ve İKTİDARSIZ BİR NESİL YETİŞTİRİYORUZ
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
7 °C
Pazartesi
6 °C
Salı
7 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-12/27/1318540403036.jpg