Bilimsel Gözle - Prof. Dr.Ahmet Yaşar Aktaş


Barış Pınarı’nın Görünmeyen Yüzleri! (1)


                Değerli okurum, yurtdışı gezisinde rahatsızlanmam nedeniyle yaklaşık bir aydır sizlerden uzak kaldım. Affınızı dilerken, üzüldüğümü de bilmenizi isterim. Yurtdışı gezisi izlenimlerimi, Türkiye ile karşılaştırmalı olarak ancak ileriki köşe yazılarında sizlerle paylaşacağım, çünkü Barış Pınarı Harekâtı (BPH) yakıcı biçimde güncel olduğundan, onun karanlık noktalarını, gözden kaçan bağlantılarını siz değerli okuruma sunma gereği öne çıkmaktadır.

            Azerbaycan ile Macaristan dışında iran, abd, ab, çin, kktc gibi tüm ülkeler, bizi kınadı, işgalci olarak niteledi. Filistin başta olmak üzere 22 ülkeden oluşan ab (arap birliği), Türkiye’yi “istilacı” ilan etti. Türk, arapsız yaşayamaz dendiği günleri anımsıyor musunuz?

            Sorun, yalnızca kınamayla bitmedi. 10 ab devleti, Türkiye’ye silah satışını askıya aldı. Tank Palet Fabrikası’nın dolaylı yollarla katar ordusuna 25 yıllığına verilme bağlantısı nasıl kurmalı?

Abd, 3 bakanlığımız ve bakanımızı yaptırım listesine aldı. Ekonomik yaptırımlar sırada bekliyor. Alman yarı kamu şirketi volksvagen, Türkiye’de yapacağı yatırımı durdurdu.

Dost, iyi günde değil, zor günde belli olur! Artık bu katı gerçeklerle yüzleşme zamanı gelmedi mi? Umarız, gereken ders de çıkarılır!

 

Sorun, yalnızca siyasal değil, aynı zamanda ekonomiktir. Olgular, bu ortamda ekonomi gerçeğini de gözden kaçırmamanın gereğine işaret ediyor. Enflasyon hızla tek rakama düşerken, zamlar zıpladı. İktisat tarihinde bir ilk… Yalnız başına bu olgu bile BPH ne denli çok boyuta sahip olduğunu imlemektedir.

Bu ve bundan sonraki köşe yazılarımda, Suriye sorununda rol alan oyunculara ilişkin varolan veriler ışığında yapılan değerlendirmeleri özce sunmak isterim.

İlk olarak, Suriye’nin bölünmesi/parçalanması senaryosunda başoyunculardan biri olan abd’ye ilişkin çeşitli kaynaklardan derlediğim bilgileri aşağıda okuyabilirsiniz.

 

            Tüm abd başkanlarının, istisnasız şu iki politikayı izlediği cisimleşmektedir. Birincisi, dünyadaki petrol ve doğal kaynaklarının üçte birine sahip olan Ortadoğu’nun her türlü denetimi, abd’nin önceliğidir. Ne var ki, bu nokta şimdilerde gündemde değildir.

İkincisi, belki birincisinden de siyasal olarak önde olan, İsrail devletinin güvenliğidir. Ortadoğu’daki ülkelerin hemen hepsi, İsrail’e karşı olduğundan İsrail, Ortadoğu’da yalnız başınadır. O halde, İsrail’in sürdürülebilirliğinin korunması, güçlendirilmesi kaçınılmazdır.

Bunun için de,  2 yöntem izlendi. İlki, İsrail ile işbirliği yapabilecek devletler oluşturulmalıdır. İkincisi, sınırların değiştirilmesi için, geniş çaplı mezhep-etnik köken savaşı tezgahlanmalıdır.

Obama’nın kara derili dışişleri bakanı Bayan Rays (Rice) ın, bu amaçla Ortadoğu’da tüm devletlerin sınırlarının değiştiren bir harita oluşturduğu artık bilenen bir olgu.

Özcesi, “Biz niçin ölelim, bırakınız onlar birbirini öldürsünler!” Eşsöylemle, kendileri de, masa başında, sakin sakin sınırları yeniden çizsinler. Herhalde artık abd’nin okyanus ötesinden niçin Ortadoğu’ya girdiği anlaşıyor.

Sözde “arap baharı”nın bu amaçla örgütlendiği görüşleri son çözümlemelerde yer bulmaktadır.

 

Kürtler, İran’dan, Suriye’ye dek olan Ortadoğu coğrafyasında dağılmış bir azınlık. Onların ulusal duygularını cisimleştirmenin tarihsel ön koşulları var. Kaldı ki, Kuzey Irak’ta etkili olan Barzani boyu Musevi dine mensup. Özce, İsrail ile din kardeşidir. Böylesi olumlu koşullar, veriler, her coğrafyada yoktur. Bu öngörülen senaryo için, başlangıçta, terör örgütü pkk biçilmiş kaftan olarak benimsendi. Kimi gözlemciler, abd’nin etki çemberine giren pkk’nın, sosyalist görüşlerini gemisinden atarak mikro Kürt milliyetçiliğine sarıldığını belirtiyorlar.

Bugün abd, ab gibi ülkeler, pkk’yı resmen terör örgütü olarak niteliyor. Ama pyd/ypg terör örgütü olmadığı gibi, özgürlük savaşçıları gibi yansıtılıyor.

Abd’nin ypg’ye para, silah, politik destek vermesinin nedeni ortaya çıkmıyor mu?

 

Rus desteğiyle ypg/pyd’nin Şam ile anlaşması sonucu, meşru Suriye Devleti’nin ordusu başta Menbiç’e ve diğer bölgelere girerken, abd güçleri oradan çekildi. Nereye? Güneydeki Deyri Zor bölgesine. Niçin buraya sorusunun yanıtı yukarıdaki görüşlere açıklık getiriyor. Deyri Zor bölgesi, doğal gaz, petrol yataklarının ve su kaynaklarının en yoğun bulunduğu coğrafya. Gelecek yazımda, kaldığımız bu yerden sürdüreceğim.

Sevgiyle Atatürk ile kalınız!



YAZARLAR

  • Cuma 16 ° / 10 ° Sağanak
  • Cumartesi 17 ° / 11 ° Fırtına
  • Pazar 18 ° / 9 ° Fırtına
  • BIST 100

    110.115%0,00
  • DOLAR

    5,7817% -0,13
  • EURO

    6,4559% 0,10
  • GRAM ALTIN

    272,46% -0,42
  • ÇEYREK ALTIN

    449,559% -0,42