Ata Alp And


GÜLCAN OPEL


Delikanlılığa adım attığımız yıllarda bir arabesk fırtınası esiyordu.  Ekran tekelini elinde tutan TRT her ne kadar garibim sanatçıları halkla buluşturmasa da onlar bir şekilde delip geçiyor ve gönüllerin sevgileriyle mutluluklarını taçlandırıyorlardı. İşte şimdi, hangi başköşeye oturtacaklarını şaşırdıkları bir Orhan Gencebay o zaman “Vurun Kahpeye” filminin bestecisiydi sanki. Vur emriyle aranıyor gibiydi plak ve kaset stüdyolarının kapısında. O da ne yapsın garibim; “Batsın Bu Dünya” diyordu. Dahası; ”Bir Teselli Ver”, ”Sevme, sevilmeden sevme” O yıllar böyle bir allengirli yıllardı.  
Edip Akbayram da o yıllar ekran yasaklıları arasında olmakla birlikte, “arabesk oku…” diye önüne atılan para destelerine, çocuğuna süt alamayan bir babanın ezikliğiyle direniyordu yılmadan ve umutla karşı cephede. 
Her neyse… Gar Gazino’sundaki düğünümde okuyan rahmetli Sadık Altınmeşe’ninağabeyi İzzet Altınmeşe, Arif Sağ, dahası Sinan Subaşı, Hayri Şahin gibi kitlesi olan ses sanatçılarının dilinden düşmeyen “Gurbet Treni”, ”Kötü Kader” gibi sevilen şarkılardı. Bu liste böyle onlarca uzar gider de uzatmayacağımm… 
Müslüm, Ferdi, İbo gibi ekol olan ses sanatçıları yeniyetme durumundayken daha bu ses sanatçısı listesine Çukurova’dan eklenen kıymetli isimlerden biri de Gülcan Opel’di. Onu ulaşmayı düşünüyordum o yıllar… Nedeni ise karaladığım şeylerdi. Hani şarkı olabilecek tarzdaki sözde şiirlerr… 
O yıllarda bizim mahallede, sokakta düğünlerde vs. sahneye çıkan yürüyüşü engelli bir bayan vardı. Ben onu Gülcan Opel sanıyordum. Bir gün sokağımızda karşılaştığımızda konuşup sordum. Baktım Gülcan Opel değilmiş. Ama “Arkadaşlarımız var besteletiriz...” falan deyince sonrasıyla ilgilenmedim artık. Daha gerçekçi, yeni yollar aramaya başladım.  
Sonrasında, belki bir 12-13 yıl sonra, Adana’ya döndüğümde Kenan Evren Bulvarı’ndaki Askerin Yeri’nde kasetleri olan ses saantçısı Selahattin Özdemir’le görüştüm. Ardından, sanırım adı Ömer Abut olan, besteci ile görüştüm Adana’da. O da:”Nerden bileyim senin yazdığını” falan demişti. Ben de zaten azçok biliyordum neyin ne olduğunu. Herkese şiir vermek istemiyordum. Bir defasında da Taşçı köyünde Vahdet Vural’la görüşmüştüm. Ona verdiğim şiirler de boşunaydı. 
Sonuç olarak… Müzik o yıllarda hayli önemli ve gündemdeydi, arabesk şiiri de bozuyor vs. diyorduk ama beterin beteri vardı. Gün geldi, sanatsal kavramlarla oynayan sanatsal yozlaşma karşısında arabeski mumla arar olduk. 
Son haftalardaki sanat sayfası yayınımız bir zamanların çok tutulan Gülcan Opel ve kardeşi Nurcan Opel olunca ister istemez maziye şöyle bir yolculuk yaptık. O renkli, yetenekli Yıldırım ailesinin Opel’leri bizi plaklı,kasetli eski günlere götürdü. 



YAZARLAR

  • Perşembe 22 ° / 15 ° Parçalı bulutlu
  • Cuma 21 ° / 16 ° Fırtına
  • Cumartesi 22 ° / 15 ° Sağanak
  • BIST 100

    104.828%0,00
  • DOLAR

    5,7653% 0,48
  • EURO

    6,3478% 0,44
  • GRAM ALTIN

    271,68% 0,58
  • ÇEYREK ALTIN

    448,272% 0,58