ALİ TAŞ ADN.


“HÜZÜN GEÇTİ GÜLÜŞÜNDEN”(*)


            Şiiri,  “özgürlüğün sonsuzluğu” olarak gören ama kendini şair olarak görmeyen, “zaten benim kitabım sayılan”, sevgi karşılığı da teslimatı yapılan “Hüzün Geçti Gülüşünden”, bir yıllık dosya dinlencesi sonrası, tam istediğim gibi olmasa da, fena da denmeyecek bir ilk çıkışla kitaplar arasındaki yerini aldı. “Yediveren Yalnızlık”, “Hüzün Geçti Gülüşünden ve “Rüzgâr Toplayan Çocuklardık” adlı üç bölümden oluşan Yunus Güzel’in “Hüzün Geçti Gülüşünden” adlı şiir kitabı imgesel değinileri az olan yalın bir dilden oluşurken; sevgi, aşk, hüzün, ayrılık,  yalnızlık, çocuk, insan, yoksulluk, yaşam, savaş ve barış gibi izleklerle ördüğü içerikte, yerine göre eleştirel yaklaşım sergileyen, tekilden tümele uzanan sevgi ve insancıl bir çoğulculukla okuru kucaklar. Ve tabii ki, “Hüzün Geçti Gülüşünden”, Yunus Güzel’in ilk kitabıdır ama ardını birikime yükleyen, üç kitaba sırt veren özellikteki bir ilk kitaptır ki, bu da, ilk kitap konusundaki kaygıyı biraz geri plana attığı kadar, yayım yaklaşımı yönünden, üç kitap vurgusuna düşecek olası bir gölgeyi de kaldırır.

 

            AYRILIK

 

Yalnızlık,

Hazan vurmuş ağaçtan çıplak…

Ateş yutmuş kedi gibi

Damlarda gezerken hasret…

Zehri bal diye yutmaktır

Ayrılığa alışmak. (s.89)

 

Yalnızlık, kitapta önemli bir içerik olgusudur… “Çal Yalnızlığın Kapısını” (s.16), diyen Yunus Güzel, bir şiirinde “Gölgemin Yalnızlığı (s.9), diğer şiirinde “Gölgesi Yok Yalnızlığın” da (s.17) diyerek tezat bir konum sergilerken; soyut bir imgesellikle görselleştirmeye çalıştığı “Yediveren Yalnızlık” (s.7) adlı bölüm adı olan şiirinde ise “…/’Yalnızlıklarım’/Hiç yalnız kalmıyorlar…” örneği bir cinas denemesine girişir. “Mekansız ve zamansız yalnızlıktır sürgün./…”(s.5) dizesiyle, damardan alınan yalnızlığın (s.24)  tanımını genişletiken,   Gül yüzlü akşam üstlerinin yalnızlığına düşmediği (s.86) “Tek Kişilik Ölümdür Yalnızlık” (s.20/21) vurgulamasını yapan Güzel; “Bahçemde bir çam ağacı/Varlığımdan habersiz/Uzanır gökyüzüne,/Yurdundan uzak,/Yalnız biraz… (s.14) dizeleriyle de, bir çam ağacıyla özdeşlik taşıyan duygular yüklendiği görülür.

 

AŞK ÖLMÜŞ KİME NE

 

Aynalara bakmanın ne anlamı var…

Güzel olsam,

Çirkin olsam,

Kim bakar…

İçimizde bir yerlerde savaşlar var.

Cephelerde bir sen ölüyorsun,

Bir ben…

Perde inmiş gözlere.

İnsanı gören mi var… (S.90)

 

 “Hüzün Geçti Gülüşünden” adlı bölümde yer alır aşk ve ayrılık izlekli şiirlerde ilk göze çarpan “…/Aşklar yaşadık/Aldık ölçüsünü boyumuzun.” (s.76) dizelerinin neden/sonuç ilişkisine dayalı,”…/insanı gören mi var…//” dizesinin ardına saklanan “Aşk Ölmüş Kime Ne” (s.91) şiiridir.  “Ve sanma ki/Göğe uçma yasağı konabilir kuşlara..” gibi bir dolaylı aşk benzetmesiyle biten ve ozanı içlendiren “Hüzün Geçti Gülüşünden” (s.80/81) adlı şiirde yer alan eskiyen bir aşkta biraz daha yaşlanmak (s.81) vurgusudur.  “Bir tutam güney rüzgârını boğmuşum içimde./…”(s.86) dizesinin ardında ise: “Bu gece göğe bak sevdiğim/Yaralı bir kuş gibi,/Denize düşen yıldız,/Benim…” (s.91) tablosu imgeyle güçlenir.  “Ne desem varmaz menziline./İçimden geçenleri söylesem/Yüzüm kızarır./Söylemesem,/Yüreğime ihanet…/ Tek bir söz dolanır dilime,/Gitme…”(Gitme-s.83) derken; “Gidiyorum işte;/Yaşanmamış bütün eylülleri,/Sana bırakarak./Beni kızıl yaprakta/Bir pul yeşil gibi;/Hüznün içinde,/Bir gıdım mutluluk gibi hatırla…” dizeleriyle de bir başka tezatlık ortaya koyar.  

                Sigarasının dumanına bile sarmayıp, bir tepede bıraktığı son siluetinin (s.93) ardından Sırtına saplanan bıçak gibi bakışlarıyla yolların kör dolaşıldığı (s.93) o gün, anlamsal çağrışımlı değinisinde,,  “…/Can kırıklarını toplama partisi var bu akşam./…” (s.8) “kelepçesiz umutlar”(s.18) firar etmiştir artık sonucunu verir. İşte o an, “dipsiz kuyu…”(s.38) “İnsan kendi içindeki kör kuyulara saklanır…” (s.5), “…/Kör kuyulara düşer aydınlık/…”(s.18) gibi içselleştirmeler oluşturur.

               

“Hayatın Figuranları” olarak tanımlanan çocuklara gönderme yapılan dizeler Onların kaşları doğuştan çatık, gökyüzlerinin yıldızsız olduğudur” (s.35). Sıcak bir ekmeğe uzanan,/İki küçük eldik./Buğusunda,/Açlığın soğukluğunu yendik. (Sıcak Ekmek-s.33) dizeleri “Rüzgâr Toplayan Çocuklar…”a güzel gerçekçi bir başlangıç yapar. Aslında bu gerçeklik içerisinde eleştirellik de taşıyan bir toplumculuktur. Güzel’in bir içerik uzantısı olarak süren şiirlerinde de “yıldız” gibi somut bir kabul imgesi olarak değerlendirilebilecek olan “Adı yıldızdır,/Gecelerdir mekânı./…”(s.38)   

 

RÜZGÂR TOPLAYAN ÇOCUKLARDIK

 

Biz, rüzgâr toplayan çocuklardık.

Ceplerinde kurşuni bulutlar saklar.

Kavak yeli estiğinde

Sular gibi çağlardık.

Bir yıldız yakalar her gece.

Kuyruğundan ay ışığına bağlardık. (s.37)

 

            “Yıldızların herkese ait olduğu/Bir gökyüzünden geliyorum ben./…” (s.40) dizeleri gibi bir çoğulcu paylaşımla mesaj verilirken; “…/Masalla gitmedim hiçbir uykuya./…” dizelleriyle de ezik biri insancıl durumla baş başa bırakırken okuru, yazanı da, Adana ve Sun Sineması’nın  “Pandora Sokağı  Çocukları” (s.46-52) gerçeğini görmezlikten gelmeme yanında, belki de öznel bir zaman kaymasına sürükler… “…Bağdat’ın çocukları.” (s.56) ise onun evrenselliğe açılan bir insancıl yanına şiirden ayna tutan bir özelliktedir.

            “Nazım’a Sitem” şiirinde geziden Soma’ya, Madımak’a toplumsal olayları anımsatan Yunus Güzel; “Çiçek Açmaz Kurşunlar”da (s.56) ise onun, barışın dağlarından çiçek toplanan, ölümün yalnız kayan yıldızlarla (s.57) ifade edilmeye çalışıldığı evrensellik açısını barışa doğru genişletmesinin vurgusunu yapar:“Yüreğim ağzımda sanki zeytin dalı/Katlayıp cebime koymuşum uçurumları/Genişlemiş önümde dar geçitler./Ucu görünmüş en uzak yolların./…”(s.59)        

 

*(Hüzün Geçti Gülüşünden/kendi yayını/Aralık 2018/96 sayfa)                       



YAZARLAR

  • Çarşamba 27 °C / 20 °C Parçalı bulutlu
  • Perşembe 26 °C / 19 °C Gök gürültülü sağanak yağış
  • Cuma 25 °C / 18 °C Güneşli
  • BIST 100

    95.258%0,00
  • DOLAR

    5,9303% 0,23
  • EURO

    6,5458% 0,24
  • GRAM ALTIN

    281,23% -1,17
  • ÇEYREK ALTIN

    464,0295% -1,17