Ahmet ERDOĞDU


KURTULUŞ MÜCADELEMİZDE İLK ADIMIN 100. YILI

Büyük Kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk 100 Yıl önce 19 Mayıs 1919´da vatanımızın parçalanmanın hatta yok olmanın eşiğine geldiği günlerde büyük bir adım atmış, Türk Ulusu´nun kaderine yön vermek için Samsun´a ayak basmıştı. Yazarımız Ahmet Erdoğdu ?Uluslar


                                                                                    KADERİN ADAMI MUSTAFA KEMAL ATATÜRK                                     

/resimler/2019-5/19/1150092408725.jpgUlusların tarihinde çok önemli anlar vardır. Aya ilk ayak basan Neil Armstrong, ?Benim için küçük, insanlık için dev bir adım? demişti.

Mustafa Kemal´de Samsun´a ayak bastığında bir ulusun kaderini değiştirecek bir adım atmış oluyordu. Bunun için de Kaderin Adamı Mustafa Kemal diyoruz. Samsun günlerine gitmeden önce Mustafa Kemal´in Adana günlerinden başlayarak Samsun´a çıkışına kadar olan mücadelesine dönelim.

ATATÜRK´ÜN Adana Günleri

30 Ekim 1918´de Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasından sonra Mustafa Kemal Paşa 31 Ekimde Liman von Sanders´ten Yıldırım Orduları Komutanlığını Adana´da devir alır.

I. Dünya Savaşı bitmiş, Osmanlı İmparatorluğu teslim olmuştur. Ancak Mustafa Kemal´in teslim olmaya hiç niyeti yoktur. Onun Adana´da kaldığı süre içerisinde İstanbul Hükümeti ile yoğun bir telgraf trafiği yaşadığı, bölgenin Toros Tünelleri ve İskenderun Limanı dahil İngilizler ve Fransızlarca işgal edileceği, kendisinin de bu işgale karşı olduğu hatta işgalcilere silahla karşı koyacağını bildirmiştir. Aşağıda yer alan telgrafından da anlaşılacağı üzere Osmanlı Bakanlar Kurulu´nu İngilizler atayacaklar diye gerekli uyarıları yapmıştır:

?Belirttiğim görüşlerimin maksadı şudur ki, her ne sebebe dayanırsa dayansın İngilizlerle imza edilen anlaşmanın imza altına giren şekli, yüce Osmanlı devletinin korunması ve esenliğini sağla­yacak anlam ve nitelikte değildir?

Yoksa İngilizlerin tekliflerine bugüne kadar olduğu biçimde karşılığa devam edildiği takdirde bugün Payas-Kilis hattına kadar olan araziyi isteyen İngilizler tarafından yarın Toros´a kadar olan Kilikya bölgesinin ve daha sonra Konya-İzmir hattının işgali gerek­tiği önerilerinin birbirini izleyeceğine ve sonuçta ordumuzun ken­dileri tarafından sevk ve idaresi ve hatta Osmanlı Bakanlar Kurulu´nun Britanya hükümeti tarafından seçilmesinin gerektiği gibi öneriler karşısında da kalmak uzak değildir.?

İskenderun´u İngilizlere Teslim Etmek Yaradılışıma Uymaz, Görevi Bırakıyorum

?İngilizlerin aldatıcı önerilerini ve hareketlerini İngilizler den çok haklı gösterecek ve buna karşılık şirin görünmeye çalışmayı içe­recek emirleri uygulamaya yaradılışım elvermediğinden ve oysa Baş­komutanlık Genelkurmay Yüksek Başkanlığı´nın görüşlerine uygun hareket yapmadığım takdirde birçok suçlamalar altında kalacağım doğal olduğundan, komutayı hemen teslim etmek üzere yerime ata­yacağınız kişinin ivedilikle emir ve bildirilmesini özellikle istirham ederim. ?

Adana Görüşmesi: Direniş Örgütü Kurma Kararı

Yıldırım Orduları komutanlığını Adana´da devralan Mustafa Kemal, kendi emrindeki ve o sırada Halep civarında bulunan 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa´yı Adana´ya çağırdı.

Ali Fuat Cebesoy, 4 Kasım 1918´de Adana´ya geldi. Birlikte uzun bir toplantı yaptılar. Ali Fuat Cebesoy toplantıyı şöyle anlatır:

?Vardığımız ortak kanı şu idi:

İngilizler ve onu izleyen diğer devletler, ateşkes filan dinleme­yecekler, oldu bittilerle ülkemizi işgal edecekler... Vatanımızı her tür­lü savunma ve dayanma araç ve imkânlarından yoksun bıraktıktan sonra da arzularını zorla ve baskıyla kabul ettireceklerdi.

İlk Direniş Merkezi Adana´da Kurulacaktı

Mustafa Kemal Paşa bu noktada şöyle konuştu:

?Artık milletin bundan sonra kendi haklarını kendisinin arama­sı ve savunması, bizlerin de mümkün olduğu kadar yolu gösterme­miz ve bütün ordu ile beraber yardım etmemiz lazımdır.?

Ve sonra Cebesoy´a aynı düşüncede olup olmadığını sordu: ?Aramızda tam bir uyum var paşam, cevabını verdim. ?

Evet, artık millet kendi hakkını kendisi arayacaktı... En önem­li görevin şimdi bana düştüğünü, çünkü bugünlerde İngilizlerin bir baskısı sonucu olarak Yıldırım Ordular Grubu ile 7. Ordu Karar­gâhının kaldırılacağını, bu durumda benim 20. Kolordunun ba­şında kalacağımı ve bu sayede ilk savunma önlemlerini alabileceği­mi hatırlattı. İlk direnme merkezini Kilikya´da (Adana) kuracaktık. Aramızda hiçbir anlaşmazlık yoktu.

Adana bölgesinde, ilk iş olarak ordunun subay ve erat kadro­su jandarmaya kaydırıldı. Bunların silah, araç ve gereçleri de tamam­landı. Bunun önemli nedeni şudur:

Ateşkes antlaşmasına göre jandarma örgütü, bulunduğu böl­gede kalabilirdi. Fakat ordu kısımları görevlerinden alınıp terhis edi­liyor ve evlerine, köylerine gönderiliyordu. Bir işgal emri karşısın­da Adana bölgesinin önemli yerlerinde direniş yuvaları hazırlan­dı.?

Mustafa Kemal Adana´da kaldığı süre içerisinde yerel halkla toplantılar yapmış, bölgede direniş yapılması için onların da fikirlerini almış ve güvenilir kişilere silah dağıtılması emrini vermiştir.

Ulusal Bağımsızlık Savaşı Adana´da mı Başladı?

Ulusal Bağımsızlık Savaşımız genellikle, 19 Mayıs 1919 tari­hiyle başlatılır. Oysa Prof. Dr. Stanford J. Shaw, ?Osmanlı İmparator­luğu ve Modern Türkiye? adlı iki ciltlik ve daha sonra yayımlanan İn­gilizce From Empire to Republic adlı 5 ciltlik eserinde, ?Türk Bağım­sızlık Savaşı?nın başlangıç tarihini Kasım 1918 olarak gösterir.

Mustafa Kemal´in Mondros Ateşkesi´nden hemen sonra İstan­bul hükümeti ile tartışma açması, Mondros Ateşkesi´nin koşulları­na karşı çıkması, İskenderun limanına çıkacak olan İngiliz güçleri­ne engel olmak için silahla karşılık verilmesini emretmesi ve sonun­da Ali Fuat Paşa ile görüşüp, ileriye dönük direniş örgütü kurulu­şunun ilk önlemleri alması, ?Türk Bağımsızlık Savaşı?nın tohum­larının atıldığını gösteriyordu.

Bu nedenle, Prof. Shaw, ?İşgalin ilk günlerinde, Mustafa Ke­mal henüz Kilikya´dayken direniş başlamıştı,? diyor.

Milli Mücadele´nin ilk kurşunu Hatay- Dörtyol Karakese köyünde 19 Aralık 1918 tarihinde atılmış, Adana´nın işgalinden sonra bölgenin işgale karşı tek gazetesi olan Adana Gazetesi, çıkarılmaya başlanmış ve bugün dahi Kuvay-i Milliye Genel Merkezi Adana´da bulunmaktadır. Bu nedenle Adana´nın Kurtuluş Savaşının başlangıcındaki rolü çok önemlidir. Atatürk daha sonra geldiği Adana´da ?BENDE BU VEKAYİİN (Milli Mücadelenin) İLK HİSS-İ TEŞEBBÜSÜ BU MEMLEKETTE BU GÜZEL ADANA´DA VÜCUT BULMUŞTUR?                    

                                        GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER

Mustafa Kemal Adana´dan İstanbul´a 13 Kasım Çarşamba günü saat 12.45´te geldi. Bu arada trenden inerken 61 parçalık İtilaf donanması İstanbul´u işgal ediyordu.

Mustafa Kemal Yaveri Cevat Abbas ve arkadaşı Rasim Ferit´e ?hata ettim İstanbul´a gelmemeliydim. Bir an önce Anadolu´ya dönmenin çaresine bakmalı? dedi.  

Aynı gün Kartal hücumbotuyla işgal donanmasının arasından geçerken, ?Geldikleri Gibi Giderler? sözleri dudaklarından dökülüyordu.  

Mustafa Kemal Milli Direnişin ön hazırlığını İstanbul´da kaldığı 6 ay içinde yaptı. Eski İttihatçılardan: Kara Vasıf Bey, İsmail Canbolat. Asker arkadaşlarından: Fethi Okyar, Ali Fuat Cebesoy, İsmet İnönü, Kazım Karabekir ve Rauf Orbay´a kadar birçok kişiyle görüştü. Bunun dışında Padişah Vahdettin, Sadrazam Ahmet İzzet Paşa, Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey, Bahriye Nazırı Avni Paşa ve Harbiye Nazırı Fevzi Çakmak Paşa.

İşgal Kuvvetlerine yakın kişiler: Bazı İngiliz gazetecileri, İngiliz ajanlarından rahip Frew ve İtalyan İşgal Kuvvetleri Komutanı Sforza.

Böylece Mustafa Kemal 6 ay süreyle kaldığı İstanbul´da asker, sivil, yurtsever, yerli, yabancı, mandacı, işgalci birçok kişiyle görüşerek durum tespiti yaptı.  Ve sonuç olarak İstanbul´dan vatanın kurtarmanın mümkün olmadığını görerek Anadolu´ya geçmeye karar verdi.

İstanbul´da ki 6 aylık mücadelesinden sonra verilen görevle  Kaderin Adamı Mustafa Kemal Paşa işte bu şartlar altında müfettiş olarak görevini yapmak üzere Bandırma vapuruyla 19 Mayıs 1919´da Samsun´a çıkmıştır.

Atatürk, Büyük Nutku´na ?1919 yılı Mayısının 19. Günü Samsun´a çıktım? diye başlar ve şöyle devam eder: ?İtilaf devletleri, ateşkes hükümlerine uymaya gerek görmüyorlar. Birer baha­neyle, İtilaf donanmaları ve askerleri İstanbul´dadırlar. Adana ili, Fransızlar; Urfa, Maraş ve Ayıntap [Antep], İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Kon­ya´da İtalyan askeri birlikleri; Merzifon ve Samsun´da İngiliz askerleri bulunu­yor. Her tarafta, yabancı subay ve görevlilerle özel ajanlar çalışmakta. Sonuçta, konuşmamıza başlangıç kabul ettiğimiz tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919´da İtilaf devletlerinin onayıyla Yunan ordusu İzmir´e çıkartılıyor.?

Bu çıkışı Şevket Süreyya Aydemir şöyle anlatır:

?Mustafa Kemal´in yeni hayatı, onun 1919 Mayısının 19. Günü Samsun kıyısında Anadolu karasına ayak basmasıyla başlar. Hem kendi kaderine, hem milletimizin tarihine hem çağımızın akışına, çeşitli yönlerden yön ve şekil veren devresi o gün orada Mustafa Kemal´in Samsun kıyısına ayak basmasıyla başlamıştır.?

Bu başlangıç sonucunda Mustafa Kemal Osmanlının küllerinden laik bir Cumhuriyeti inşa etmiştir.                                          

İşte 19 Mayıs 1919´un arkasında Mustafa Kemal´in 9. Ordu Müfettişi göreviyle Anadolu´ya geçerek ?Tam Bağımsız Bir Ülke? olmamız için ?Ya İstiklal ya Ölüm? parolasıyla hareket etmesi ve Anafartalar Kahramanı olarak Türk ulusunun onun önderliğinde Kurtuluş Savaşı vererek bağımsızlığını kazanması vardır. Bugün bağımsız bir vatan ve laik bir Cumhuriyette yaşıyorsak bunu Mustafa Kemal ATATÜRK´e borçluyuz ve ATATÜRK

kurduğu Cumhuriyeti de Türk gençliğine emanet etmiştir.   

Bu yüzden 19 Mayıs tarihi, Türkiye Cumhuriyeti´nin kuruluşunun, bağımsız ve hür bir vatanda yaşamamızın ilk adımı olarak asırlar boyu sürecektir.

TÜRK GENÇLİĞİNE BIRAKTIĞIM EMANET

Ey Türk gençliği! Birinci görevin, Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuza kadar korumak ve savunmaktır.

Varlığının ve geleceğinin tek temeli budur. Bu temel, senin en değerli hazinendir. Gelecekte de, seni bu hazineden yoksun bırak­mak isteyecek iç ve dış düşmanların olacaktır. Bir gün, bağımsızlık ve cumhuriyeti savunma zorunluluğuna düşersen, göreve atılmak için, içinde bulunacağın durumun olanak ve koşullarını düşünme­yeceksin! Bu olanak ve koşullar çok elverişsiz bir nitelikte görüne­bilir. Bağımsızlık ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada benzeri görülmemiş bir zaferin temsilcisi olabilirler. Zor­la ve aldatmacayla sevgili vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve ülkenin her kö­şesi fiili olarak ele geçirilmiş olabilir. Bütün bu koşullardan daha acıklı ve daha korkunç olmak üzere, ülkenin içinde iktidara sahip olanlar aymazlık ve sapkınlık ve hatta hainlik içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, kişisel çıkarlarını istilacıların siyasi emelleriyle birleştirebilirler. Ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde yor­gun ve bitkin düşmüş olabilir.

Ey Türk geleceğinin evladı! İşte, bu durum ve koşullar içinde bi­le görevin, Türk bağımsızlık ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muh­taç olduğun güç, damarlarındaki soylu kanda mevcuttur!

NE MUTLU TÜRK´ÜM DİYENE

 



YAZARLAR

  • Cuma 21 ° / 16 ° Fırtına
  • Cumartesi 22 ° / 15 ° Sağanak
  • Pazar 20 ° / 13 ° Güneşli
  • BIST 100

    105.380%1,54
  • DOLAR

    5,7464% -0,05
  • EURO

    6,3515% 0,16
  • GRAM ALTIN

    270,97% -0,31
  • ÇEYREK ALTIN

    447,1005% -0,31