17 Eylül 2014 Çarşamba, 0:26
Sık Kullanılanlara Ekle Ana Sayfa Hakkımızda Yardım İletişim
GÜNÜN İÇİNDEN : Asansör Faciasında İnşaat ve Asansör Firmaları Suçlandı'         ADT Sezonu 8 Ekim'de 'Macun Hokkası' ile Açacak'         Babacan'dan 'Faizsiz Finans Modeli' Övgüsü '         ABD Bağdat Yakınındaki IŞİD Mevzisini Bombaladı '         Aygaz'ın Uzay Kapsülü Adana M1 Avm'ye İnecek'         "CEYGEM Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı İçin Köprü Olacak '        
Ana Sayfa
Güncel haberler
Politika
Dünya
Ekonomi
Spor
Eğitim
Sağlık
Kültür Sanat
Kültür Sanat
Yazarlar





    

  

 

Ahmet ERDOĞDU

CEPHANE TAŞIRKEN DONAN ŞERİFE BACININ ÖYKÜSÜ

 

 

Kurtuluş Savaşı yıllarında askere gerekli olan erzak ve savaş araçlarının cepheye ulaştırılması büyük bir sorundu. Tren yoları azdı, şoseler düzgün değildi, motorlu araçların sayısı çok sınırlıydı. Askere yeterli yiyecek, silah ve cephane yetiştirilemezse Türk Cephesi başarılı olamazdı. Eli silah tutan erkekler askerdeydi. Kadınlar, tarla ekip, çocuklara, hasta ve yaşlılara bakıyordu. Ama onlardan istenen bir görev daha vardı: Yiyecek ve cephaneyi cepheye ulaştırmak. Türk kadınları bu görevi Birinci Dünya Savaşı'nda da yapmışlardı.

1921 yılında Ankara hükümeti, müttefiki Rusya'dan silah ve cephane almaya başladı. Bunlar gemi ve vapurlarla Samsun, İnebolu gibi Karadeniz limanlarına boşaltılıyor, buradan da Çankırı, Ankara yoluyla Batı Cephesine sevk ediliyordu. Ankara Hükümeti, bu yol üzerindeki köylere, taşıma işinde görev almaları emrini verdi. Sakarya Savaşı'nda çıkarılan Milli Yükümlülük emirlerine göre, taşıt ve yük hayvanı bulunanlar, ayda bir kez 100 km'yi geçmemek üzere orduya ait malzemeleri taşımak zorundaydı. Kağnı kollarında henüz askerlik çağına gelmemiş delikanlılar ve yaşlılar da görev alıyorlardı.

Nazım Hikmet'in Kurtuluş Savaşı Destanı'nda:

" Ayın altında kağnılar gidiyordu,

Kağnılar gidiyordu, Akşehir üstünden Afyon'a doğru"

diye başlayan bölümü kağnı kollarındaki kadınları çok güzel anlatır. Bu şiirin sonlarında:

" Ve on beşlik şarapnelin çeliğinde

İnce boyunlu çocuklar uyuyordu" dizeleri vardır.

Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın "Mustafa Kemal'in Kağnısı" şiirinde de Elif adlı bir kadının öküzlerinden biri ölünce kağnıya kendini nasıl koştuğunu anlatır.

Kastamonu'da yayımlanan Açıksöz  gazetesinde  Abdülahat Nuri, bir şiirinde şöyle diyor:

" Kadınlar da erzak fişek taşıdı

Yatakları toprak idi, taş idi.

Yedikleri tuzsuz, yağsız aş idi

Beşikleri sırtında birer kahraman."

İnebolu-Ankara yolu aynı zamanda İstanbul'dan Kurtuluş Savaşı'na katılmak için gelen aydınlarında geçtiği bir yoldu. Kadınların kafileler halinde bu yollarda cephane taşıması bu aydınlar tarafından görülüyor ve onlarda köy kadınlarına karşı büyük bir minnet duygusunun ve hayranlığının doğmasına sebep oluyordu.

O günlerde Adana Milletvekili olan Damar Arıkoğlu, şöyle anlatıyor: "Rusların getirdiği silah ve cephane imdadımıza yetişti. Başlarında yaşlı bir erkek olduğu halde kağnı arabalarını süren kadınlarımız bu silahları gece gündüz demediler ve dört günde cepheye yetiştirdiler. Kağnı arabaları kafilesi bir âlemdi. Arabalar hazin hazin sesler çıkarıyor, üzerinde bir köylü kadın, taşıdığı emanete muhafaza etmek için yorganını cephanenin ve tüfeğin üzerine örtmüş, dikkatle rutubetten sakınıyor, sırık elinde yoluna devam ediyordu. Arkası önü görünmeyen bu kafile günlerce devam etti."

Saruhan mebusu ve aynı zamanda Kastamonu İstiklal Mahkemesi üyesi Mustafa Necati kendileri soğuktan yamçılar altında titrerken tek yorganını arabaya örten çıplak ayaklı bir ninenin hikâyesini anlatıyor: "Üşümez misin sen nine? Bak çocuk donacak, yorganını örtsene" der. Kadın bunu garip karşılar. "Kar sepeliyor, millet malıdır, nem kapmasın evladım" yanıtını verir. Şerife bacıda cephane taşıyan kadınlardan biridir. Kastamonu'nun Seydiler Köyü'nden olan bu kadın, Kurtuluş Savaşı yıllarında cephane kollarında şehit düşen kadıların tipik bir temsilcisidir.

Olayın anlatıcısı Kastamonu ve havalisi kumandanı Nurettin Peker'dir. 1921-1922 kışı çok zorlu geçmektedir. Yollardaki donmalar, yalnız kafilelerde görev alanlar arasında birer destan olurken, bunlardan biri Kastamonu'nun kıyısı sayılan Kışla önünde olduğu için Kastamonu halkını ağlatmıştır.

1921'in Aralık ayında kar yolları birden bire kapatmıştır. Cepheye giden taşıtlar geceye kalmadan yakın hanlara, köylere sığınmışlardır. Böyle fırtınalı bir gecede sabaha kadar yağan kar altında kalanlardan kara haberler beklenirken, sabahleyin kışlaya giden ilk kişinin karşılaştığı manzara dehşet vericidir!

Verilen acı haber üzerine Menzil Mıntıka Müfettişi Osman Bey ile Posta Başmuavini Cemil ve Beşiktaşlı Çavuşlar olay yerine koşmuşlardır. Her nasılsa kafileden geri kalan genç kadının cephane yüklü kağnısı ile ancak kışla önüne kadar gelebildiği ve Kastamonu'ya giremeden donduğu anlaşılmıştır. Kadının arabadaki yükü korumak için üstüne yorganını örttüğü görülür. Kendisi, elindeki övendire ile kollarını yorganının üzerine abanmış bir halde donup kalmıştır. Kadını kaldırırken yorganın altından birden bire bir çocuk çığlığı duyulur. Çavuşlar, ananın cesedini ve kızını arabaya yerleştirirler. Gün doğarken yola çıkarlar. Ancak öküzler aç ve zayıftır. Arabayı çekemezler. Çavuşlar arabaya kendileri de koşularak öküzlere yardım ederler. Arabayı gurur içinde Tümen dairesinin önüne kadar çekerler. Kumandan ve yanındakiler arabanın başına gelirler ve bir dakika saygı duruşunda bulunurlar. Yavruya sütanası bulunur. Belediye ölü için kefen sağlar. Yapılan araştırmalar sonucu bu kadının Seydiler Köyü'nden olduğu ortaya çıkar.

Bugün Kastamonu Hükümet Konağı'nın önündeki heykel grubunda Atatürk'ün arkasında kağnı çeken bir kadın temsili de vardır. Şerife Bacının memleketi Seydiler ilçesinde de İnebolu'da da heykelleri vardır.

Ulusumun Kahraman Kadınlarına Selam Olsun

KAYNAKLAR:

1- Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Kadınları s. 233-237

2- Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savaşı Öyküleri  1. Kitap s. 81-86 3. Kitap s. 109-112

3- Fevziye Abdullah Tansel, İstiklal Harbinde Mücahit Kadınlarımız s. 70-71


06.11.2012



 
27.05.2014 SÖYLEŞİ: TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR

20.05.2014 ATATÜRK'ÜN SOFRASI

18.05.2014 19 MAYIS 1919 GÜNÜ TÜRKİYE'DE NELER YAŞANIYORDU

15.05.2014 TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?/ "DÜNYA'DA POLİS GÜCÜ ROLÜ OYNAMAMIZ ULUSAL ÇIKARLARIMIZLA BAĞDAŞMIYOR" - 3

14.05.2014 TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?/ "KOMŞULARLA '0' SORUN DENİLDİ AMA TÜM KOMŞULARLA SORUNLU HALE GELİNDİ" - 2

13.05.2014 TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?/ "ÇOK BİLİNMEYENLİ SORUNLARLA BAŞEDEBİLMEMİZ GEREKEN COĞRAFYADA YER ALDIĞIMIZI UNUTMAMALIYIZ "-1

06.05.2014 24 NİSAN 1915'TE NE OLDU? (4)

24.04.2014 24 NİSAN 1915'TE NE OLDU? (2)

   
Bu Yazı ile ilgili bir yorum bulunmamaktadır.
 
 
 
BİRGÜL AYMAN GÜLER
REALİST 'DEVRİMCİ'LER

BİRGÜL AYMAN GÜLER
ALTI OK KIRILAMAZ

BİRGÜL AYMAN GÜLER
PARTİDE DEMOKRASİ İÇİN

BİRGÜL AYMAN GÜLER
HESAP GÜNÜ

BİRGÜL AYMAN GÜLER
HER KAFADAN AYRI SES!

BİRGÜL AYMAN GÜLER
MERHABA


 
Çukurova Deltası
KIBRIS DOSYASI
ALATA Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü
23 NİSAN ÖZEL
LOZAN BARIŞ ANDLAŞMASI VE AZINLIK VAKIFLARI
IRAK İŞGALİ SONRASI ORTADOĞU ve TÜRKİYE PANELİ
GÜRÜLTÜ KİRLİLİĞİ -Gürültü, ölüme götürebilir
DAMLAMA MEVKİİ CAN ALIYOR
2006 YILI VERGİ REKORTMENLERİ
AKP KAPATMA İDDİANAMESİ
AKP SAVUNMA TAM METİN
TMMOB AdanaKent Sorunları Sempozyumu Sonuç Bildirgesi 9-10 Mayıs 2008
1909 ADANA KARIŞIKLIĞI
KÖY ENSTİTÜLERİ
AÇILIM ÖZEL
"RAYLI SİSTEM"
RÖPÖRTAJ VE SÖYLEŞİLER
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ PAKETİNİN TAM METNİ
2011 Resmi seçim sonuçları açıklandı
YENİ TÜRK TİCARET KANUNU NELER GETİRİYOR?
ÇUKUROVA DELTASI PANELLERİ
19 MAYIS ÖZEL 2012
Yeni YÖK YasaTaslağı Önerisi Neler Getiriyor ?
KÖY ENSTİTÜLERİ 2013
"Düşünce-Sanat ve toplum"
"DÜŞUNCE -SANAT VE TOPLUM" EKİ TEMMUZ 2013 SAYISI
"DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM " EKİ AĞUSTOS 2013 SAYISI
GENÇ YENİ ADANA
DÜŞÜNCE SANAT VE TOPLUM KASIM 2013

 
GEZİ PARKI PROTESTOLARI DEMOKRASİYİ GÜÇLENDİRECEK HAREKET MİDİR?


Anket Sonuçları
 
 



| Ana Sayfa | Hakkımızda | Reklam | Erişim Bilgileri |
28.08.2004 Tarihinden bu yana Toplam Ziyaretci Sayısı :  27152073
                  Şu Anda Online olan Ziyaretci Sayısı :  370
design & developed by TREDEAL.com