DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM 28.09.2021 10:49:00 974 0
  • BIST 100

    2.007%1,31
  • DOLAR

    13,6997% 1,55
  • EURO

    15,5470% 2,17
  • GRAM ALTIN

    784,75% 1,34
  • Ç. ALTIN

    1294,8375% 1,34

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Trabzonspor 15 12 0 3 20 39
2.Konyaspor 15 7 2 6 10 27
3.Fenerbahçe 15 8 4 3 7 27
4.Hatayspor 15 8 5 2 6 26
5.Başakşehir FK 15 8 6 1 7 25
6.Alanyaspor 15 7 5 3 -3 24
7.Galatasaray 15 6 4 5 2 23
8.Fatih Karagümrük 15 6 5 4 1 22
9.Beşiktaş 15 6 6 3 0 21
10.Adana Demirspor 15 5 5 5 0 20
11.Sivasspor 15 4 4 7 6 19
12.Giresunspor 15 5 6 4 2 19
13.Kayserispor 15 5 6 4 -2 19
14.Altay 15 5 7 3 -3 18
15.Antalyaspor 15 5 7 3 -4 18
16.Gaziantep FK 15 5 7 3 -5 18
17.Göztepe 15 3 7 5 -6 14
18.Yeni Malatyaspor 15 4 9 2 -11 14
19.Kasımpaşa 15 2 8 5 -8 11
20.Çaykur Rizespor 15 3 11 1 -19 10
21.Denizlispor 40 6 24 10 -39 28
  • Çarşamba 12.1 ° / 8.3 ° Heavy rain
  • Perşembe 16.8 ° / 9.5 ° Dağınık bulutlar
  • Cuma 16.9 ° / 9.2 ° kırık bulutlar

Öykü: Recep NAS

Rüzgârlı Tepe’den Her Cuma Kopardığım Bakış

Tam inecekken yamaçtan aşağı. Bir kıpırtı tam ense kökümde. İlkel elim uzanıverdi birden kafamın arkasına. Vazgeçtim inmekten. Kalakaldım olduğum yerde. Bu, senin elindi. Tamirci çırağı elin. En baba elin. Baba olamama elin. Makineye kaptırdığın elin. İşçi elin. Mezarlık işçisi çocuklara para dağıttığın elin. Senin elin…

Meğer benden önce gelmişsin. Ya da hiç gitmemişsin de yıllardır buradaymışsın. Yurt tutmuş, yuva kurmuşsun. Üç tane iri taşı bir ucu açık kare biçiminde yerleştirip ocak çatmışsın. Yaktığın odunların kora döndüğüne bakılırsa ateşi yakalı epey zaman olmuş.

Rüzgârlı tepedeydik. İki başımıza. Biz koymuştuk bu adı buraya. Bundan sonra özel yer adları gibi yazacaktık buranın adını. Yeşil bir denizin üzerinden mavi göle bakışlarımızı fırlattığımız yerdeydik. Yıldızlar el erimimizdeydi. Kızıl bir gökyüzü salınıp duruyordu başımız üstünde.   Şimdiki gerçekliğimiz buydu.  Kapkara bir gerçeklikti oysa yaşadığımız. Gün geliyor sapsarı bir gerçekliğe dönüyordu, seni son kez gördüğüm o stüdyo dairenin loşluğuna inat ışınlar saçan teninin sarılığında…

Ben de tuttum, ölümdür bu, dedim. Güzün rengidir. Ayrılığın. Masmavi oluyordu; griye dönüşüyordu kimi zaman. Nâzım’ın gidemediği denizlerde kulaç atıyorduk. Arkamdan bir el uzanmış, ense kökümden yakalayıvermişti beni birden. Kalakalmıştım olduğum yerde…

Hep bir haziranı bekledik biz seninle. Erik ağaçlarını. Daha doğrusu sen bekledin. Ben sana refakat ettim. İlaç kokulu hasta odalarında da bekledim ben seni. Yıldızların ruhumuzu ateşlediği çıplak gecelerde de. Evet,  gecelerce başında bekledim. Gün ağarınca ilkin kiraz ağacı karşıladı bizi. Bak, dedim, kirazın akı ala dönmeye durmuş. Birkaç güne kalmaz sırıtır kızıl gülüşlü çocuklar yeşil giysileri içinden. Çok sevindin. İlk defa o sabah bir çiçeğe gülümsedin. Sevmezdin diyemeyeceğim, ama önemsemezdin sen çiçekleri. Ben çok severdim. Hâlâ seviyorum ben çiçekleri. Sen? Küçümseyerek bakardın ne zaman bir çiçeği koklamaya kalksam; burun kıvırırdın bana:

—Yine mi romantizm!

Tamam tamam. Sen yine uzan ağarak koca gövdeni yukarılara yukarılara. Yatma öyle boylu boyunca. Erikler topla avuç avuç. Ye, hapır hupur.  Bak, geçti gitti yanımızdan bir çocuk salya sümük ağlayarak…

O yaz mıydı, yolcu ettiydim seni, haritada yerini zor bulduğumuz o uzak ülkeye. Salya sümük ağlaştıydık. Sen baktın kaldıydın camın ardından. Bir çift bakış yapışıp kaldıydı temmuz göğüne. Gider gelir bakarım, duruyor mu yerinde diye. Oh, neyse ki duruyor. İçim rahat. Çıkar gelirim Rüzgârlı Tepe’ye. Meğer sen hep buradaymışsın. Hiç gitmemişsin. Ya otobüsün camına yapışıp kalan o bir çift bakış? Temmuz göğünde değil miydi o? Son zamanlarda karıştırır oldum bu ikisini.  

Şimdi o Alevi dedesinin adını taşıyan mezarlıkta adını ünlüyor kuşlar. Hafif bir esintide baş eğiyor çam ağaçları, gürgenler, kavaklar, sedirler; selamlıyorlar seni, kutsuyorlar. Alevi dedesi mi? O da tarih oldu. Zeitgeiste uydurdular onu da. Uyduruk bir ad koydular mezarlığa. Ben yine o Alevi dedesinin adıyla anıyorum yattığın toprakları. Zeitgeiste inat. Zeitgeistin canı cehenneme; dua da okumuyorum ruhuna. Ne mi yapıyorum? Rüzgârlı Tepe’ye çıkıyorum her cuma günü. Aldırış etmeden ense kökümdeki kıpırtıya. Sen istersen romantizm, de; ben, mavi bakışlar fırlatıyorum yeşil denizin üstünden göle doğru. Ha, hâlâ beceremiyorum çakmağın götüyle bira şişesini açmayı. Açacak taşıyorum yanımda. O blop sesini içli bir tını gibi taşıyorum yan cebimde. Bir de Rüzgârlı Tepe’den kopardığım bakışını. Yan cebimde taşımıyorum onu ama. İç cebime, göğüs cebime; yüreğimin üstüne koyuyorum onu. Öyle çıkıyorum Rüzgârlı Tepe’ye. Her cuma…

Ereğli,  Eylül 2021

Haber Kaynak : ÖZEL HABER


Söyleşi: Mehmet ŞEN

Şiirler: Şennur ÖZ

Öykü: Ayşegül Bayar Kaya

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: ETHEM BARAN

Öykü: Nefise Abalı

Şiir: Onur Sakarya

Öykü: Gülçin Göktay

Öykü: Püren Çetin

Öykü: Aslı Zorba

Haiku: Mutlu Derin Doğan

Öykü: Gül Parlak

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Aytül AKAL...

M. ŞEHMUS GÜZEL

Öykü: Nazire K. Gürsel

Şiir: İlknur Güneylioğlu Şengüler

Şiir: Nevin Koçoğlu

Şiir: Uygur ORHAN

Öykü: Gülser KUT ARAT

Öykü: Bayram SARI

Öykü: Ali GÜNAY

ÖYKÜ: SEMA CANBAKAN