Duymuşsunudur; ehl-i kamil, yani olgun yaştakiler sık sık dertleşir aralarında;
- Şimdi nerdeee!.. Banadura dediğimiz o eski domatesler? Yöyle yarıklarından dutup yardığında burcu burcu kokar, dadına doyum olmazdı.
- Ne diyon gardaşım!.. Vallaha iki banadura bir baş soğana ıcık zeytnyağı döküp yuka ekmeğnen doyardım. Kalmadı, kalmadı? Eski camlar bardak oldu!..
Yine, aynısı olmasa da temelde benzer diğer diyaloğa kulak verelim;
- Komşu komşuyu tanımaz, emmi yiğenini bilmez oldu. Beleş yekindi, saygı tükendi?
- He vallaha doğru diyon. Zamane çocuğu, güççük güççüklüğünü, böyyük böyyüklüğünü bilmez oldu. Anaayacağın, eski çamlar bardak oldu?
Hüzünlü iki konumanın birinde ESKİ CAMLAR, diğerinde ise ESKİ ÇAMLAR bardak olmuş. Acaba hangisi doğru? Cam mıııı? Çam mı?
Bana sorsalar, cevabım şudur: İkisi de doğru!
Camı alalım; kırık dökük her türlü cam yüksek ısıda eritilip üflenerek yeni eşya haline getirilebildiğine göre, elbette bardak olarak da şekillendirilir. Ustasının elinde hiç de zor işlem değildir. Demek ki neymiş? Eski camlar bardak olabilirmiş.
Ya Çam?.. Çam nasıl bardak olur? Anlatalım?
Ber vech-i peşin (Yazıya yaşlılarla girdik ya, dilime takıldı eski terimler; kı ?Öncelikle? demek istedim) şunu açıklamak gerek. Bardak, sadece sofrada su, çay gibi sıvıları içmek için kullandığımız çoklukla 200 gramlık cam, porselen veya alüminyum, bakır eşya değil. Çocukluğumuzda, topraktan yapılmış küçük testilere de bardak denilirdi. Bağcı bağına, kazmacı yazıya giderken, susuzluk sorununa karşı yanına aldığı su dolu küçük testinin de adıdır. Susayınca kulpundan tutulup kafaya dikilen gereçtir yani. Fakat, bu tür bardaklar sadece topraktan değil, çamdan da yapılırdı ve köylerde en fazla çamdan yapılmış bardaklar kullanılırdı.
Şekil ve şemailini tarif etmek yerine sunduğum fotoğraflar yeterli olur.
Çam bardak, hem suyu serin tutar, hem de çok hafif fakat iç açıcı çok güzel koku da verirmiş; öyle duyardım. Nasıl yapıldığını görmedim ama duyduklarınla, okuduklarımla öğrendiğimi aktarabilirim.
En uygun eski çam gövdesi karaçam. İki budak arasından kesilen silindirin kabuğu soyulur. Keser ve testere ile kaba şekli verildikten sonra burgu ile alttan beş-altı santim çapında delik açılır. Eğdi denilen kavisli bıçakla delik yavaş yavaş genişletilerek iç şekil de tamamlanır. Tabii ki incecik duvar bırakacak kadar yontmayı ancak deneyimli ustalar yapabilirdi. İnce yontmalar tamamlandıktan sonra alttaki delik sızıntı yapmayacak biçimde tapa denilen yuvarlak ağaç plakla kapatılır. Böylece, eski çamdan bardak yapılmış olur.
Bundan kelli canınız nasıl arzu ve niyaz ederse onu kullanabilirsiniz; çam da doğruuu, cam da?
