Cumali KARATAŞ


DOĞU-BATI SENTEZİNİN ÇOK YÖNLÜ BİR USTA SANATÇISI

ÖMER FARUK TEKBİLEK


Aydın Cangürgel’in ‘Yuva’ saz evinden, dünya sahnelerinin ustalığına giden yolda Aka Gündüz Kutbay, Burhan Tonguç gibi ney ustalarından aldığı sırlarla sanatında yücelen Ömer Faruk Tekbilek; ney, bağlama, zurna, ud ve ritmin zenginleştirdiği Anadolu folkloru ağırlıklı Doğu müziğiyle; Brian Keane’li gitar, flamenko ve cazın dahil olduğu Batı klasik müziğini birlikte harmanlayıp, sesiyle/sözüyle nefes ve titreşime hükmeden bir yetenek olarak müziğin sırat köprüsünden geçerek gönüllere erişmesini bilen çok yönlü ve Fahri Doktora unvanlı evrensel bir müzisyen sanatçımızdır.      

                                                                                

C.K.***Müzik sizin için nedir? Hayatınız içinde yeri ve önemi hakkında neler söylemek istersiniz?

Ö.F.T.---Müzik titreşim sanatı ve ilmidir. Bütün kâinatta titreşimden ibaret olduğu için hayatın titreşiminin kendisi de müziktir.

***Müziksiz bir hayat düşünebilir miydiniz? Sanatçı olmasaydınız ne olmak isterdiniz?

---Her şeyde ben müziği duydum ve gördüm gördüm. Ütü yaparken bile müziği duydum. En büyük ve birinci enstrümanın vücudum olduğunun farkına vardım. Sonra ne yaparsam yapayım müzik yapmış oluyorum.

***Sizin gibi aynı toprağın çocukları olmaktan onur duyduğumuz kıymetli sanatçılar sayesinde ney de dünyaca tanındı… Bu konuda ne demek istersiniz?

---Ben her zaman bu kutlu kültürümüzü temsil etmekten, bütün dünyada insanlarla paylaşmaktan onur duydum. Tabii ki ben bunu toprağımın yetiştirdiği Çukurova’nın zengin birikimine borçluyum.  

***Siz olsun, Ahmet (Hacı) abiniz olsun, sizlerin katkısıyla, Amerikalılar, Avrupalılar ya da dünyalılar özelde Ney ve de dolayısıyla Türk müziğini müzik zevklerinin bir köşesine tutmaya başladılar mı? 

---Yaşadığım tecrübelerle, dünyanın dört köşesinde verdiğim konserlerde dinleyicilerden müziğimizin ne kadar çeşitli ve etkili olduğuna dair çok övgüler aldım. Müzik sayesinde vücut kabuğu kalkarak kalpten kalbe iletişim oluyor.  

***Müzisyen ve sanatçı oldunuz; müziğimiz ve biz sizleri kazandık.. Doğum, eğitim, askerlik sürecini özetleyin dersek neler söyleyebilirsiniz? Ayrıca askerlikte müzikle ilgili çalışmalarda bulundunuz mu?

---3 Ağustos 1951 yılında Adana’da doğdum. 1. sınıfı 23 Nisan, sonrasında İstiklâl İlkokulu’nda okudum ve ardından da Adana İmam Hatip Lisesi’nin 6. sınıfından ayrıldım. 1967 yılında müzik için okulu bıraktım ama okumayı bırakmadım. İlkokul 1. sınıfından itibaren kütüphaneye gitmeye başladım. Müzisyen olan Hacı abimin arkasından ben de müzik için İstanbul’a gittim.

Askerliğimi yaptığım Çorum’da, çavuş talimgâhının askeri gazinosunda çaldım. Daha sonra ise Amasya orduevinde Nejat Alp, gitarist Neşet, bağlama Necdet Mahir Ün, yaylı tamburda Mesut Somalı ile birlikte yer aldığım müzisyen grubu ile birlikte fasıl ve folklor grubunda kaval çaldım.

***Ağabeyiniz Ahmet Bey (Hacı) ile birlikte bir kardeşiniz de müzisyen… Özellikle Hacı Bey, İsveç’te ve Avrupa’da tanındı. Sizi bütün dünya tanıyor… Sormak istediğim şu… Müzik konusunda ailenizde genetik bir özellik var denilebilir değil mi? Ayrıca sizler müzik konusunda aile ve çevreden destek gördünüz mü?

---Mevlana felsefesinde diyor ki: ‘Bir tohum ne kadar kuvvetli olursa olsun kayanın başına koyarsan kendini göstermez ama güzel bir toprakta bütün potansiyelini açığa çıkarır.’ İşte ben de, benden önceki Kadir ve Ahmet (Hacı) abilerim gibi iki insanı görmem ve de Aydın Cangürgel’in ‘Yuva’ saz evinde ilk aldığım bilgiler benim toprağım oldu. Ve bu tohum, toprağa gerekli olan bahçıvanlığı da Allah bana nasip etti hamdolsun.

Gazete satıcısı olan rahmetli babam Mustafa Bey makamlara aşinaydı. Devamlı Kahire Radyosu’ndan Abdüssamed’in Kur’an okuyuşunu dinlerken: ’Bu rast’, ‘bu hicaz, uşak…’ diye makamlarını söylerdi. Rahmetli annem Sabriye Hanım da çok güzel darbuka çalardı.      

***Adana’da mı başladı müzik hayatınız? Adana’da nerelerde ve kimlerle müzik çalışmaları yaptınız? Hangi ustalar sanatınıza katkı sağladı?

---11 yaşında Aydın Cangürgel’in ‘Yuva’ saz evinde başladı müzik hayatım. O Zirai Mücadele’de çalışıyordu. Ben dükkâna bakıyordum. Adeta oğlu gibi olmuştum. Sonra sık sık ‘Yuva’ saz evine de gelen Ali Limoncu, Yaşar Akgüneş, Mithat Ateş, Şaban Gen, Bebili Mehmet Genç, Halit Araboğlu, Fahri Işık, Canan Işık, Sadık İçlises, Devran Baba (Mustafa Yılmaztürk), Burhan Paker, Şarlo Cemil Erol gibi sanatçı arkadaşlarımızla birlikteliklerimiz oldu. Bana notayı, makamı öğreten ustam Aydın Cangürgel’dir. Ali Limoncu ve Devran Baba’dan da tasavvuf sohbetleri yönünden etkilendim.

***Adana İl Radyosunda, “Çukurova’dan Sesler”de çalışmalarınız olmadı sanırım?

---Evet olmadı.

***İlk sahne çalışmanız nerde ve nasıl oldu?

---İlk programımız Kadirli’de askerlere verdiğimiz konserdi. Bebili Mehmet, Aydın Cangürgel ile ben orda Müslüm Gürses, Âşık Ferrahi ve kızı Emine’ye çaldık. Bir de Camcı Mahmut’un kızı Seher çıktı.  O zaman ben 15, Müslüm Gürses 13 yaşındaydı.

***Ney ile ne zaman ve nasıl tanıştınız? Ney çalışmalarınızı nasıl sürdürdünüz?

---1972’de İstanbul’da rahmetli Aka Gündüz Kutbay ile tanıştığımda Ney ile de tanıştım. Aka abiden aynı zamanda Hz. Mevlana’nın felsefesinin özünü aldım. Konya’da kırk yıl Mevlevi neyzenbaşı olarak görev yapan Aka Gündüz Kutbay, bana büyük bir sır verdi… Nefesimi son damlasına kadar kullanmayı öğretti. İkinci sırrı Burhan Tonguç: ‘Ne çalarsan çal enstrüman vücudundur’ diyerek verirken; üçüncü sır ise, İsmet abiden aldığım: ‘Hep A yapacaksın, B yok, C yok, diğerlerini unutacaksın’ şeklindeydi.    

***Ney’in dışında bağlama gibi kullandığınız enstrümanlar da var sanırım?

---Ney’in dışında bağlama, zurna, ud ve ritm aletleri.

***Amerika’ya nasıl gittiniz? Orda neler yaptınız?

---1971 yılında Muzaffer Akgün, Şadan Adanalı ve Mediha Demirkıran’a eşlik etmek için bağlamacı Vedat Yıldırımbora’yla Almanya ve Fransa turnesine çıktık. Benim anlaşmam gereğince heyet Amerika’ya devam edecek, bense Türkiye’ye geri dönecektim. Son konserden sonra Mediha Demirkıran anlaşmazlık sebebiyle kemancısı ile birlikte heyeti terk etti. Menajerimiz Türkiye’den Sevim Deran ile eşi kanuncu Erol Deran’ı getirince, beni de: ’İki telli sazın arasına bir uzun ses lazım’ diyerek Amerika turnesine dahil ettiler. Ve orda darbukacı ararken, darbukacının kardeşi olan şimdiki eşimle tanıştım. Sonra Türkiye’ye dönüp askere gittiğimde iki yıl eşimle yazışmamız sonucu evlenip Amerika’ya yerleşmeye karar verdim.  

***Amerika’da müzik adına neler yaptınız? Orda nasıl ünlendiniz? 

---Kayınbiraderim darbukacı İbrahim Türmen, Mısırlı orgcu Şerif Sarakby ve Yunanlı buzukici Nick Moganis ile birlikte Sultan’s (Sultanlar) grubunu kurduk ve dört plak yaptım. Dördüncü plağa Hacı abim de katıldı. Hayatımın dönüm noktası Brian Keane’yle tanışmamdan sonra oldu.

***Beste yapmaya nasıl ve ne zaman başladınız? İlk besteniz hangisi? Şimdiye kadar kaç beste yaptınız?

---Brian’le tanıştıktan sonra beste yapmaya başladım. İlk bestem 1990 yılında yaptığım ‘Fire Dance’ cd’sindeki ‘Brıdge’ adlı enstrümantal melodidir. Yirmiyi aşkın bestem vardır.

***İlham kaynağınız var mıdır? Varsa nedir?

---(Yanımızda oturan abisini gösteriyor.) Burda. O anda Hacı Bey: ‘Herkes sus derken, biz çaldık’ diyor, ‘Yorgan altında da çaldık’ (Gülüşüyoruz.)

***Ustalardan Mevlevi kültürü almışsınız. Yöresel ve otantik özelliğiyle Anadolu müziğimiz var. Yani bir anlamda Doğu/Batı sentezinin folklorik özümsemesi gibi diyebileceğimiz size özgü yeteneksel güzel duyumlar var sanatınızda. Bu konuda neler demek istersiniz?     

---Gitar çalan, flamenko ve caz müziği ile Batı klasik müziğini bilen biri olarak Brian Keane ile birlikte çalışmam Doğu/Batı müziğini birlikte harmanlamama neden oldu.   

***Peki üstadım; Ney’in enstrümanlar içindeki yeri ile Ney’li bir Türk müziğinin dünya müziği içindeki yeri hakkında neler söylemek istersiniz?

---Ney’de hiç dil kamışı yok. Ney nefes demektir. Ney nefesi ile diğer enstrümanlara hayat veriyor. Batı müziği genellikle hep köşeli ve bilimseldir. Bizim müziğimizde duygusallık ve yumuşaklık var. Ve de ritm olarak dünyanın en zengin ritm türüne sahibiz.

***Besteleriniz enstrümantel mi?

---Bestelerim hayattan geliyor, ezgisel, bazen de sözlü geliyor.

***Beste yaparken, ortam tercihiz var mı?

---Ortam ayrıcalığı yok, ben hazırsam her an olabiliyor.

***Çıkardığınız albümlerden söz edebilir miyiz?

---Şimdiye kadar çıkardığım albümleri şöyle sıralayabilirim: ”Suleyman The Magnificent” (1988), “Fire Dance” (1990), “The Best of the Sultans” (1990), “Beyond The Sky” (1992), “Whirling” (1994), “Mystical Garden” (1996), “Crescent Moon” (1997), “One Truth”-I Love You- (1999), “One Truth” (1999), “Dance into Eternity” -Selected Pieces- (1987-1998-2000), “Alif” (2002), “Tree Of Patience” (2005), “Ra Re Elements/Remixes-(2009), “Kelebek” -Butterfly- (2009), “Best Of O. F. Tekbilek "Longing" (2010), “Sufi Selections of O. F. Tekbilek "Dance for Peace Sufi selections" (2011) ve “The Meeting of The Legends "Askin Project" (2012)

***Sizce, Ney terapi müziğinin en önde gelenlerinden biri olabilir mi?

***Elbette; doktorlar ameliyat yaparken dinliyorlar. Tedavide bile oluyor. Ney nefes olduğu için direk kalbe hitap ediyor.  

***Müzikten başka ilgilendiğiniz bir sanat dalı var mıdır?

---En güzel sanat olarak müzik, aynı zamanda güzel sanatlar olan resim ve mimarlıkla da iç içe ritm ortaklığı var. Bunun dışında, resimle amatörce ilgilendim. Yaptığım karakalem resimler oldu. İmam Hatip’e giderken gölgeli yazıyı geliştirdim.    

***Aldığınız ödüller ve üniversite fahri doktora unvanları için ne diyeceksiniz?

---‘Marifet iltifata tabi’ olduğu için ödüller her sanatkârın yaratıcı gücünü arttıran bir etkendir.  

***Örnek aldığınız müzisyen ve sanatçılar var mı?

---Hacı abimden sonra Orhan Gencebay, Leonardo da Vinci benim örnek aldığım idollerimdir. Babam Mustafa Tekbilek, Mustafa Kemal Atatürk, Hazreti Muhammed, Muhittin İbni Arabi, Ramana Maharshi ve Anadolu Aydınlanma Vakfı Başkanı olan Metin Bobaroğlu ise örnek aldığım ruhani idollerimdirler.  Özellikle, sanatçı olarak örnek aldığım bir idol olan Orhan Abi, sabır ağacımın gövdesidir. Orhan Gencebay’ın resmini çizdim ama maalesef kaybettim… Adana’dan İstanbul’a gittiğimde Orhan Gencebay bana: ’Oraya buraya takılma yazıhaneye gel’ dedi… İstanbul’a gittiğimden iki sene sonra ruhi bunalıma girdim… Yaşadığım hayat ile sahip olduğum ruhani bilgiler çatıştığından, Arapça öğrenmek için Fatih Camii’ne gittim. Müziğin dini olarak yasak olduğunu söyleyen birinin etkisiyle üç ay müziği bıraktım o ara. Kemençe çalan Lazlar 60-70 yaşına geldiklerinde müziği bırakırlarmış. Ben bunu 18 yaşında yaşadım. O günlerde Orhan Abi, arkamı sıvazlayıp bana güç verdi. Herkes bana: ‘Kafayı üşütmüş’ derken, Orhan Abi: ‘Sen kimseyi dinleme doğru yoldasın, ben de o yoldan geçtim’ diyerek bana destek çıktı.     

***Beğendiğiniz sanatçılar var mı?

---İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses, Abdul Vahhab, Ümmi Gülsüm, Ferid El Atraş, Sabah Fahri ve Brain. 

***Bir sanatçının olmazsa olmaz diyebileceği üç şey, önem sırasına göre sizin için nedir?

--- Birincisi aşktır, ‘Aşk olmazsa meşk olmaz.’ İkincisi, istikrar, devamlılık olmadan olmaz. Üçüncüsü ise başkalarıyla meşk etmektir.  

***Sormak istediğim şeylerden biri de müzikle ilgilenen besteci ve müzisyen gençlere neler söylemek istediğinizdir?

---Bütün mesela an’ı yaşamak, ileriyi düşünmeden içinde bulunduğumuz an’da kalabilmek. Hedefi gördükten sonra hemen yaptığımız işe odaklanabilmektir.   

***Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

---Müzik ve bütün sanatlar kalbimize ve dolayısıyla Allah’a varan en direk yoldur.

 

***Röportaj için teşekkür ederim Sayın Faruk Bey; bir müzik hatıranızla  söyleşimize son verelim isterseniz?

---Ben de çok teşekkür ederim bizi insanlarla temas ettirdiğiniz ve şükran duygularımızı onlara ilettiğiniz için. Hatırama gelince, yurt dışındaki bir konserde geçen anımı anlatmak isterim… Brezilya’da konser vermeden önce 8-10 kişi sahnenin arkasına gelerek:’Biz kilise korosundayız; ayin yapmadan önce senin müziğinle meditasyon yapıyoruz. Seni bir kucaklayabilir miyiz?’ diyerek hepsi de gözleri yaşlı olarak beni kucakladılar. Bu da benim için güzel anılarımdan birdir.     



YAZARLAR

  • Salı 10 ° / 3.7 ° Bulutlar
  • Çarşamba 7.5 ° / -0.3 ° kırık bulutlar
  • Perşembe 7.1 ° / 0.4 ° Bulutlar
  • BIST 100

    2.086%0,00
  • DOLAR

    13,4620% 0,18
  • EURO

    15,3746% 0,26
  • GRAM ALTIN

    786,01% -0,01
  • Ç. ALTIN

    1296,9165% -0,01