Fazilet ÖZKAN POR


TÜRKÜLERE SEVDALI  RUHİ SU


1912 yılında Van’da doğan Mehmet, ana babasını hiç bilmez. Kendi anlatımıyla “ Birinci Dünya Savaşı’nın ortada bıraktığı çocuklardan biridir.” Küçük yaşta Adana’ya getirilir ve yoksul bir aileye verilir.
 Adana; İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edildiğinde, Mehmet 6 yaşındadır. “Kaç-kaç yılları” olarak anılan bu yıllarda Adanalılar ve ailesi Toros Dağları’na kaçarlar. “Kaç-kaç” ta Adana’da çok güzel türküler öğrenir.
10 yaşında; yatılı okuduğu yurtta müzik öğretmeni ile kemana başlar. Böylece klasik müziğe ilk adımını atar.
Adana Öğretmen Okulu ve Ankara Müzik Öğretmen Okulunu bitirir. Ankara Riyaseti Cumhur Orkestrası’nda keman sanatçısı olarak çalışmaya başlar. Aynı zamanda da Ankara Cebeci İkinci Ortaokulu ile Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nde öğretmenlik yapar; Konservatuarda Opera Bölümü öğrencisi Mehmet Ruhi Su. Ancak bir öğretmeninin keman çalmasının ses tellerine zarar vereceğini söylemesi üzerine kemanı bırakır. Opera Bölümünü de birincilikle bitirir.
1936’da; Konservatuara, ilk opera sanatçılarından biri olarak atanır. 
Operada şarkı söylüyor, ancak gönülden bağlı olduğu türküden de vazgeçmiyordu. Türkülerini dinleyen konservatuar hocalarından Markovich  “ Türk müziğinin bu kadar güzel olduğunun ilk defa farkına varıyorum.” diyerek; Radyo Müdürü Vedat Tör’e, Ruhi Su’dan övgüyle söz eder.
1942’da; “Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor” adlı radyo programı böyle başlar.
Çanakkale içinde bir uzun selvi
Kimimiz nişanlı kimimiz evli,
Off gençliğim eyvah! 
…….
diyerek, Çanakkale Savaşı’nda savaşan kahramanlarımızı;
Drama köprüsü Hasan dardır geçilmez
Soğuktur suları Hasan bir tas içilmez.
……
diyerek, Rumeli Türklerinin gönlünde yer eden, Debreli Hasan adlı halk kahramanını ve daha neler neler anlatır sazıyla, sesiyle.
Çok ilgi gören bu türküler geçidi programı üç yıl sürer. 
“ Ruhi Su, Devlet Konservatuarı Opera Bölümünü ilk bitiren ve Devlet Artisti payesini kazanan bir ses sanatkârımızdır… Geçen sene temsil edilen Fidelio’da ve Satılmış Nişanlı’da çok alkışlanmıştır. Ankara Radyosu’nda üç telli sazla ara sıra söylediği halk türküleriyle de bütün Türkiye’de ün salmıştır….. Tam manasıyla asil ve yüksek seviyeli bir konser dinlemek, bulunmaz bir mutluluk oldu. ”diyerek anlatır o günleri.  Vedat Nedim Tör / Vatan, 25 Ağustos 1944
“ Ruhi Su’ya göre, halk türküleri melodi ve şiir bakımından tam kıvamını bulmuş sanat eserleridir, ses ve okunuş bakımından pürüzlerinden ayıklanınca, klasik denecek kadar sağlam ve belirli ses mimarisine erişmiş şaheserlerdir. ”diye anlatır Ustayı.  Abidin Dino/ Yaprak Dergisi 15 Mart 1950
  “Kısa boylu, tıknaz, kabarık saçlı bir adamdır Ruhi Su. Onu bağlaması ile gözleri kapalı türkü söylerken dinlediğim zaman, balçıktan bir adam, Anadolu toprağına karışmış bir varlık görür gibi oldum… Konserde yanımda oturan bir dinleyici ne dedi biliyor musunuz? ‘Anadolu ölmez bir Varlık ve Ruhi Su onun bekçisidir’ dedi. Ben de öyle düşünüyorum.”der. Azra Erhat / Yeni İstanbul, 10 Nisan 1951
1952 yılına dek; sahnelenen birçok opera yapıtında rol alır. 
1952-1957 yıllarında; sosyalist dünya görüşü nedeniyle hapis yatar. 
Hapisten çıktığında; özgürlüğü ile birlikte operadaki görevinin de elinden alındığını öğrenir.  
1960’da İstanbul Taksim Belediye Gazinosu’nda sahne alır, türküler söyler. 
“Kafam uğulduyor. Utancımdan elimi yüzüme kapıyorum. Ruhi Su, elinde sazı ile gelip oturuyor mikrofonun önüne. Çalıyor, söylüyor. Bir ses, bir yiğit ses ki, süslü püslü salona sığmıyor. Buralık değil bu ses. Söyleyen Ruhi Su değil. Onun ağzında bütün bir yurt dile gelmiş.” diyerek anlatır ünlü Basbariton sanatçıyı. Aziz Nesin/ Akşam, 18 Ocak 1960
“Kan ağlayan ağıtlar, yiğitçe baş kaldıran koçaklamalar, derin bir insancalık yüklü nefesler; sırıtkan, yayvan ağızlarda eğlencelik, göstermelik haline gelmişlerdir…..  Bu yozlaştırmaya ‘yeter’ diyor gibidir, Ruhi Su’nun yanıklığı, uyanıklığa çeviren gürbüz sesi. Saza bile başını eğmeden göğsünü gere gere türkü söyleyişi. ”der duruşu ile ilgili.  Sabahattin Eyüboğlu
Korolar kurup türküler söylemek, O’nun bir yaşam biçimidir. Hapishanede bile.
1936’da; ilk olarak, Ahmet Adnan Saygun yönetimindeki, Müzik Öğretmenler Korosunu; 
1944’de; Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’inde, Öğrenci Korosunu; 
1960’lı yılların sonunda; Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Korosunu; 
1975 yılında; Dostlar Korosunu kurar. Bu koro Ruhi Su’nun ölümünden sonra Usta’ya saygı ifadesi olarak 1987’de Ruhi Su Dostlar Korosu adını alır.
Ruhi Su; türküleri yorumlamakla kalmaz; sözlerini de yazarak besteler yapar. Ve ardında zengin bir hazineyi bizlere bırakarak gider: 
Nazım Hikmet’ten Kuvay-ı Milliye Destanı “Seferberlik Türküleri ve Kuvay-ı Milliye Destanı”, “Pir Sultan Abdal”, “Dadaloğlu ve Çevresi” vb çok sayıda plak; Fazıl Hüsnü Dağlarca, A.Kadir vb şairlerin şiirlerine yaptığı bestelerle  film müzikleri gibi. 
Tüm yaşamı boyunca Anadolu’yu gezerek yitip gidecek türkülerimizi yaşanır kıldığı derlemeler gibi.
Ayrıca; Almanya, Hollanda, Belçika, İngiltere, Fransa ve Avustralya’da konserler verir, Türkiye’yi tanıtır.
 “Ben Türkçe bilmiyorum. Ama Ruhi’nin türkülerini, müziğini anlıyorum. Ruhi’nin muazzam bir sesi var, müthiş bir nefesi var. Bu öyle bir şey ki, sanatçının sözlerini anlamadan, ne söylediğini, ne duyduğunu anlıyorsunuz. Çok sıcak şeyler söylüyor. Dünyanın her yerinde anlaşılacak şeyler söylüyor.” Francis Bebey / Cumhuriyet, 20 Şubat 1971 ( Kamerun’lu müzikolog, besteci, gitarist, romancı, şair)
Ancak pasaport süresi dolduğu için yenilenmez, tedavi için bile yurt dışına çıkışı engellenir.
İzin verildiğinde ise çok geçtir artık.. 
20 Eylül 1985 yılında aramızdan ayrılır. 
Türkülere sevdasının ateşini yüreklerde yakan; davudi sesli, dik duruşlu, büyük Usta ışıklarda uyu. 

 



YAZARLAR

  • Çarşamba 26.4 ° / 15.6 ° kırık bulutlar
  • Perşembe 28.8 ° / 16.9 ° Bulutlar
  • Cuma 24.6 ° / 15.1 ° bulutlu bulutlar
  • BIST 100

    1.510%0,02
  • DOLAR

    9,5268% -0,09
  • EURO

    11,0654% -0,01
  • GRAM ALTIN

    547,64% -0,42
  • Ç. ALTIN

    903,606% -0,42