DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM 21.10.2021 15:09:00 973 0
  • BIST 100

    2.086%0,00
  • DOLAR

    13,5171% 0,59
  • EURO

    15,4212% 0,57
  • GRAM ALTIN

    788,45% 0,30
  • Ç. ALTIN

    1300,9425% 0,30

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Trabzonspor 21 15 1 5 23 50
2.Konyaspor 20 11 3 6 16 39
3.Hatayspor 21 11 8 2 4 35
4.Başakşehir FK 20 10 6 4 10 34
5.Adana Demirspor 21 9 5 7 6 34
6.Fenerbahçe 21 9 6 6 7 33
7.Beşiktaş 21 9 7 5 3 32
8.Alanyaspor 21 9 7 5 0 32
9.Gaziantep FK 21 9 8 4 -1 31
10.Sivasspor 21 7 5 9 7 30
11.Fatih Karagümrük 21 8 7 6 -1 30
12.Kayserispor 21 7 7 7 0 28
13.Galatasaray 21 7 8 6 -2 27
14.Giresunspor 21 7 10 4 -1 25
15.Antalyaspor 21 6 10 5 -10 23
16.Göztepe 21 5 10 6 -5 21
17.Kasımpaşa 21 5 10 6 -5 21
18.Altay 21 5 13 3 -12 18
19.Çaykur Rizespor 21 5 13 3 -19 18
20.Yeni Malatyaspor 21 4 14 3 -20 15
21.Denizlispor 40 6 24 10 -39 28
  • Salı 10 ° / 3.7 ° Bulutlar
  • Çarşamba 7.5 ° / -0.3 ° kırık bulutlar
  • Perşembe 7.1 ° / 0.4 ° Bulutlar

Öykü: Bayram SARI

Kamyoncu Tokadı Veya Mutlu Aşk Yoktur

Top sahasında, turunu iki buçuk liraya kiraya veren vebu dünyanın dışından gelmiş gibi gizemli duran adamın bisikletlerine binerdim. Çaktırmadan yarım tur atar, geri döner, tekrar başlardım tura. Kızmazdı. Bir yaz akşamı kuzenim Sami, postacıların 1970’lerde kullandığı ve adına “Güçlü” dedikleri, mobiletin motorsuzu olanmavi bir bisikletle kapıcı odamızın kapısını çaldı. Köye gideceğini, dönene kadar bisikletin bizde kalmasını istedi annemden. Harçlıklarımı top sahasının etrafında bisiklet tozlarına gömdüğümü kimse bilmiyordu.

Babam benim için tehlikeli değildi; işe gitmediği zamanlarda hep kahvede pişti oynardı. Bisikleti kullanmak için annemi kolluyordum. Söylesem asla izin vermezdi. Dairelerden birine temizliğe çağırdıkları bir gün oflaya puflaya çıkardım bodrumdan “Güçlüyü” ve doğru Çarşamba Pazarı’nın olduğu üst sokağa sürükledim. Bizim sokak Arnavut kaldırım taşlarıyla döşeli ve yokuştu, pazarın kurulduğu sokaksa asfalttı. Aslında ilk aşkım Evren’in sokağında bisiklete binmekti amacım. Üç abisi de kamyoncuydu, benden birkaç yaş büyük, kızıla çalan saçları ve uzun boyu ile kendimi şövalye hissettiren Leydim’e kendimi göstermek için deliriyordum! Beni fark etmeliydi. Bana âşık olmalıydı.

Bacağımı yerden atıp bisikletin selesine oturamadığımdan, kaldırıma yanaştırıp ancak binebildim üzerine. Oturduğum yerden ayaklarım pedallara yetişmiyordu, ben de yürür gibi dikilip öyle çevirmeye başladım pedalları. Evren ve abileri, kamyonlarının gölgesinde birer sandalyeye oturmuş, önlerindeki sehpadan çaylarını yudumlayıp, kurabiyelerini atıştırıyorlardı. Evren, sırtını kamyonun lastiğine dayamış, abilerinin arasında bana hiç bakmadan neşeli bir yüzledinliyordu büyük abisinin anlattıklarını. Önlerinden zorlandığımı hissettirmeden geçtim. Dönüp tekrar geçtim. Evren beni görmemekte kararlıydı. Döndüm. Daha ileriye gittim. O kadar hızlanacaktım ki, kasasının yanında, tentenin altında oturdukları kamyona yaklaşınca önlerinde frene basıp bisikletin lastiklerine şarkı söyletecek ya da ön tekeri havaya kaldıracaktım. Evren’in aşkı başlayacaktı.

Frenlere asıldım. Tutmadı. Daha da hızlandı. Devrilen sehpa ve çaydanlığın kakafonisi kulak zarımı delerek beynimde şiddetli bir deprem yarattı. Bisikletin ön tekeri, Evren’in bacağını eziyordu. Donmuştum. Şaşkınlığı geçen abilerinden biri sol kolumdan tutarak yanaklarıma iki tokat atarken, diğer abisi Evren’i ayağa kaldırmış, eteğini yukarı sıyırarak kalçasına bakıyordu. Gözlerim yaşarıyordu ama ağlamıyordum. Abisinin tokadı değildi canımı yakan. Evren’in sol kalçasında bıraktığım saçının rengindeki kızıl izdi. İlk defa bir kızın kalçasını görüyordum. Utanıyordum. Bakmamam ve görmemem gereken bir gizdi, Evren’in kalçası. Duyduğum aşkta yeri yoktu. Gözüme dolan yaşların ardında gördüklerim ıslak bir kâbustu.

“Ne vuruyorsunuz bacak kadar çocuğa!” diye, pencereden bağırdı babaları. Sevdiğim kızın babası aslında ellerinden yapışkan sıvılar salgılayan korkunç bir yaratıktı. Annemi yakından tanırdı. Beni apartman merdivenlerinde yalnız gördüğünde, pantolonumun arka cebine harçlık koyardı. Elleri, parayı cebime koyup kolay kolay çıkmazdı ama. Zamanı gelince mızrağımın ucunda sallandıracaktım kellesini.

Büyük abisi, “Evren’i ezdi baba…” diye geveledi, korkulu sesiyle.

“Siz kamyoncu değil misiniz oğlum? Hiç mi kimseyi ezmediniz? Bırakın çocuğu, kazadır olmuş…”

Abisinin pençeleri kolumun etinden çıktı. Yenik bir şövalyeydim.  Arkamı dönüp giderken, özgür bıraktım kirpiklerimi zorlayan okyanusları.

Mutlu aşk yoktu. Evren’in kalçasındaki izde görmüştüm bunu. Şimdi haklı veya haksız olayım, her ayrılıkta önce yanaklarımda bir kamyoncu tokadının acısını hissediyorum, sonra dabir kadın kalçasındaki kızıllığı görüyorum.

 

 

Haber Kaynak : ÖZEL HABER


SÖYLEŞİ: Dilek ÜSTÜNDAĞ

Şiir: Efnan Ezenel

Furkan ÇİRKİN

Şiir: GÜLŞAH  KABAL

Haiku: Feride SERİN

İNCELEME: Sadık ÇİL

SÖYLEŞİ: Hatice Sönmez Kaya

Söyleşi: Reyhan YILDIRIM

SON İNSAN DİRENİR!

YAZARLARA VE ŞAİRLERE SORDUK: Füsun ÇETİNEL...

Öykü: Eylül Okay

AYŞE YAZAR

Öykü:Aynur Türk

Öykü: Nimet Şengül

Öykü: MURAT CEM MİMAN

Öykü: KUMRU EĞRİLMEZ

Nalan Yılmaz

Hülya SOYŞEKERCİ

Minimal Öyküler: Remzi KARABULUT

Şiir: Emel İRTEM

Dizeler: ÜMİT YILDIRIM