YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-9
Tarih: 15.10.2015 10:40:00 / 1672okunma / 0yorum
Cumali KARATAŞ

***SARIKAMIŞ AĞITLARI***

Cumali Karataş

Sarıkamış´ta var maşın

Urus yığmış ağır koşun

Bizim uşak açık, çıplak

Dağlarda buyudu kışın


Sarıkamış felaketine genel bir bakış açısı olan ağır eleştirelliğe rağmen, her bakış açımızda olduğu üzere us,vicdan ve gerçekçilik imbiğinden süzülen bir boyutta bu trajik olaya yaklaşıyoruz. Herkes Enver Paşa´yı suçluyor diye bizde o kolaycılığa kaçmayı her zaman olduğu gibi burada da düşünmüyoruz. Dönemin siyasi, jeo/politik, stratejik, coğrafi, demografik ve sosyo/ekonomik etkili evrensel tarihsel koşullarını, biçimlerini düşündüğümüz geniş bir araştırma açısından bu ağır olaya yaklaşıyoruz. Tabii şu var ki, çok uzun zaman. Tanıklıklar üçüncü, dördüncü kuşağa yansımış… Ve çok ağır kısıtlama süreci var. Bu yüzden, alıntı yoğunluğuna sıcak bakmayan biri olsak da, felaketin öncesinde ve sonrasında askere Alma Dairesi Başkanlığı yapan, savaşı birebir yaşayan ve altı yıl Rusya´da esir kalıp, uzun ve tehlikeli bir kaçış sonrası sevgili eşi Meva´yı tifüste kaybeden bir komutan olarak yurda dönen Emekli General Ziya Yergök beyin anılarına başvuruyoruz. Bu yüzden, felâketin yaşandığı o coğrafyayı yerinde gördük, araştırdık, yöremiz art kuşaklarının anı ve bilgisine başvurduk.

Fakat bu her şey demek midir?..

Değil elbette…

Bu konuda yazılan diğer anı ve tanıklıklara, yansımaların yanı sıra bilgi ve belgeleriyle önemli araştırmalar ortaya koyan tarihçilerin çalışmalarına baş vurmak kuşkususz ki oldukça yararlı olacaktır. Bu da kısa bir zamanda olabilecek bir şey değildir.

Sarıkamış için meşe

Urus yaktı hep ateşe

Bizi koydu eli bacılı

Nere gitti Enver Paşa

*BİNGÜR SÖNMEZ VE SARIKAMIŞ AĞITLARI:

Daha önceki sayılarda da adından söz ettiğimiz, Sarıkamış Dayanışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez´in ağıtlar konusundaki duygu ve düşüncelerindeki olumlu bakış açısına tiz bir yurtseverlik duyarlılığıyla erişilebir:

“Ağıtlar, geleceğe kalıcı mesajlar bırakan tarihi belgelerdir. Gençlerimiz, Çanakkale´yi biliyorlar; İçinde aynalı çarşısı var, Yemen´i biliyorlar; yolu yokuşmuş, geri dönen olmamış. Ama bugün Galiçya nerede, Kanal hangi kanal, bilen yok. Galiçya ‘da 17.000 şehidimiz var. Birinci Kanal Seferi´ne 22.000, İkinci Kanal Seferi´ne 16.000 mehmetçik gitti ve geri dönmedi.”

Sarıkamış al kan oldu

Zalım Urus murat aldı

Kimsesiz kız, dul gelinler

Kara giyip saçın yoldu


“Sarıkamış, bilinmeyen nedenlerle 90 yıl üzeri karlar ile örtülmüş olmasına rağmen unutturulamamış. Çünkü ağıtları varmış. Keşke Galiçya´nın da, keşke Kanal´ın da ağıtları olsaydı da geleceğimizi emanet edeceğimiz çocuklarımız, o şehitlerimizi de öğrenseydiler. Ne mutlu Sarıkamış ağıtlarını, gerek ağızdan ağza gerekse yazılı olarak gelecek nesillere taşıyan ozanlarımıza!”

Sarıkamış ne aralı

Kimi ölmüş kimi yaralı

Bunu duymuş var m´ola

Yalan dünya kurulalı

22 Aralık 1914 ile 5 Ocak 1915 arasında (iki hafta içinde) Sarıkamış´ta kaç yiğidimizin öldüğünü bize en iyi bu ağıtlar öğretmiştir. Rakamları tartışırken siz 95 yıldır ‘Sarıkamış diye kırıldı doksan bin evin ocağı´ diyen ozana mı inanacaksınız, yoksa son yıllarda çok konuşulduğu için etkilenerek ilgilenmeye başlayan tarihçilere mi?

Bu çalışmayı büyük bir özveri ile gerçekleştiren Sevgili Recep Ergül biliyor ki, her şehide bir ağıt yazsak onlara olan borcumuzu ancak ödeyebiliriz. Ne mutlu şehitlere hizmet eden ozanlara, ne mutlu şehitlere hizmet etmenin ibadet olduğunu fark edenlere… Ozanlar, iyi ki varsınız, iyi ki tarihimizde hep var oldunuz!”(1)

Sarıkamış saza döndü

Dağları gülzara döndü

Serçe canlı Ermeniler

Hepisi şahbaza döndü

*RECEP ERGÜL - SARIKAMIŞLI OZANLAR:

Halk Edebiyatı Araştırmacısı, Radyo Programcısı ve Halk Müziği Sanatçısı Recep Ergül´ün de Sarıkamış felaketi konusunda söyleyecekleri vardır:

“Sarıkamış´a varamadan Çocukluğumun Sarıkamış´ında yaşlıları dinlerken, Sarıkamış uğruna donarak can veren askerlerin dramları, bir film gibi gözlerimin önünden geçerdi. Şehitlerimizin donmuş bedenleri belleğimde öylece kalakalmış film kareleriydi.”

Çadırlar dağa kuruldu

Hücum borusu vuruldu

Bir Sarıkamış uğruna

Doksan bin fidan kırıldı

“Bu gün de öyle. Sonra şehit askerler için yakılan türküler dondu kaldı kulaklarımda ve benliğimde. Birkaç kez çocuk gözlerle gözlemlediğim ‘Çobanoğlu Kahvesi´n de, Âşıkların meydan sazlarında inleyen Sarıkamış´ı en yalın biçimi ile türküler anlatıyordu.”

İbrişimin kozaları

Battın Avşar kazaları

Sarıkamış`ta kırıldı

Gonca gülün tazeleri

“Öyle yanık, öyle hüzünlü, öyle sitemli ve öyle kederliydi. Sarıkamış Harekâtı, dönemin basın yayın organlarında bilinmezliğini korurken bile, Anadolu insanının binlerce yıllık yazgısının aynası olan türküler gerçeği tüm çıplaklığı ile anlatıyordu. Örneğin; Bardızlı Âşık Nihani´nin sazının ve yüreğinin tellerinden Sarıkamış süzülüyor, dilden dile, ilden ile gönülden gönle akıyordu: Soğanlı´da nice alaylar dondu,/ Pervane olup da Kars uğruna yandı,/Nice bin hanenin ocağı söndü,/Yine derler zulmüm çoğu daldadır.”

Şarkışla Sarıgamış´tan

Bir haber verin Memiş´den

Ağır indir arabacı

Hastam inemez inişten

Türk milleti şair bir millettir. Padişahından çobanına kadar yüreği yanmaya görsün, öyle şeyler düzer, öyle şeyler yazarlar ki değme şairler, değme âşıklar söyleyemez. Sarıkamış´ta birçok gececik fidanını kaybeden Sarız´ın Kemer köyünden Emiş Bacı, öyle bir feryat etmiş ki, bu gün gök kubbede yankılana yankılana bu güne ulaşmış, yürekleri dağlamayı sürdürüyor!:Sarıkamış algan oldu/Zalim Urus murad aldı/Sahipsiz kaldı gelinler/Gara giyip saçın yoldu”.

Sarıkamış Harekâtı, bu güne kadar askeri ve tarihi yönleriyle gündeme geldi. Ben bir başka yönüyle huzurlarınıza getirmeyi amaçladım. Uzun yıllardır çok titiz çalışmalar sonucu, görüştüğüm yüzlerce insan ve dolaştığım onlarca şehirde doğruluğunu teyit amaçlı görüşmeler yaptım. Aslına sadık kalarak bu aşamaya getirdiğim ağıtlarımızı şehitlerimizin yüce anısına adıyorum.”

Sivas´tan Sarıkamış´tan

Yatamıyom kara düşten

Hastam zayıf arabacı

Yavaş indirin inişten.

“Öte yandan, doğup büyüdüğüm, ekmeğini yediğim, suyunu içtiğim Sarıkamış için yapılmış ilk müzik albümü olması, bana buruk duygularla birlikte onur veriyor. Bu çalışmaları yaparken ve albümü oluştururken içimden hep ‘ne böyle bir facia olsaydı ne de böyle türküleri´...” sözleri geçiyor.

Sarıkamış Altın Bulak

Soğanlı`yı biz ne bilek

Bizim uşak göycek gezer

Ağca zıbın, kara yelek

“Bu eserlerin araştırılması aşamasında Rize´nin Güneysu ve güneyce ilçelerinde söylenmiş:”Başımız bağlıdır aziz Kuran´a/İnşallah yıkılmaz Erzurum hana/Çağırın büyükler gelsin meydana/Tel çektim de telin aynı gelmedi. deyişlerini dinlerken vatanseverlik duygularıyla doldum. Aslen Erzincanlı olan ama İstanbul´da oturan genç teğmen Ziya Efendi´nin revir çadırında ölürken söylediği:Nişanlıma deyin yanıma gelsin,/ Muratsız gidersen helallik alsın./ Gurbette ölürsem kimler ağlasın?/ Söyle doktor söyle ölecek miyim?/Ölmeden sılayı görecek miyim?ezgisiyle boğazım düğüm düğüm oldu, gözyaşlarımı tutamadım.”

Soğanlı´da soğan olur

Kar,tipisi boran olur

Urus´u bozgun görenler

Anasından doğan olur

“Sarıkamış Harekâtı´nın insani yönleriyle de değerlendirilmesi ve mutlaka bu konunun sanatsal olarak da anlatılması gerektiğine, iyi tahlil edip ders çıkarılarak yarınlara aktarılmasına bir katkı sağlayabilirsem emeklerim boşa gitmemiş olur. Türküler, binlerce yıllık Anadolu yaşanmışlığına ilişkin ipuçlarını tüm çıplaklığı ile sunan, hepimizin ortak değerleri olan büyük kültür mirasımızın yapıtaşlarıdır. Sarıkamış Şehitleri anısına gönülden bir iş yapmış olmanın kıvancını bir ömür boyu taşıyarak manevi dinginlikle yaşayacağım.”

Öte yandan…

“Onbinlerce Osmanlı Askerinin dramatik öyküsünü türkülerin yalın diliyle duyacaksınız. Halk müziği sanatçısı Recep Ergül´ün derleyerek albümler haline getirdiği bu eşsiz proje, albüm ve konser olarak tarihi birer vesika niteliği taşımaktadır. Sunum ve şiirleri; Mesut Mertcan, Türkçe, Çerkezce, Gürcüce, Lazca ve Kürtçe olarak tümü Sarıkamış üstüne yakılmış Türküleri; Recep Ergül ile birlikte Muammer Ketencioğlu, Bayar Şahin, Havva Karadaş, Doğan Özden, Mustafa Tatlıtürk ve Gülseven Medar yorumlarıyla ağıtlaştırılmıştır.”

* * * “I. Dünya Savaşı sırasında Sarıkamış´ta Allahuekber ve Sarıkamış dağlarında yaşanmıştır, Tarihimizin acı olayı Sarıkamış! “Rus işgali altındaki Kars, Batum ve Ardahan´ı kurtarmak amacıyla, Osmanlı ordusunun başlattığı Sarıkamış Harekâtında yazlık giysiler içerisinde on binlerce askerimiz silah atmaya bile fırsat bulamadan dağlarda açlık ve soğuktan şehit olduğunun acıklı görüntüsüdür!”

Soğanlı´da bir harp oldu

Nece canlar telef oldu

Ssarıkamış alınışın

Sağ olanlar mektup yazdı.

“Enver Paşa, Doğu Cephesi Komutanlığını üstlenerek harekâtı yönetmiştir. Dağları aşan 60.000´den 10´e düşen askerimiz Sarıkamış´a girmişse de bu başarı bir iki saat sürmüş ve 9. Kolordu teslim olması sonrasında Enver Paşa da geri çekilmiştir. Ardından Ruslar, Erzurum ve Erzincan´ı ele geçirerek Doğu Anadolu´yu baskı altında tutmuştur. 1917 Rus Devrimi´nin gerçekleşmesi sonucunda Ruslar geri çekilmişlerdir.”(3)

Bardız Deresi kan çağlar

Analar ciğerin dağlar

Çil Horoz dağı salında

Neçe nişanlılar ağlar

Sarıkamış´ta birçok gencecik fidanını kaybeden Sarız´ın Kemer köyünden Emiş Bacı da öyle bir feryat etmiş ki, bu gün gök kubbede yankılana yankılana bu güne ulaşmış, yürekleri dağlamayı sürdürüyor!

Allah(hü)ekber Kars´ın dağı

Mübarek şehit yatağı

Allah(hü)ekber´de söndü hep

Doksan bin evin ocağı

Rus ordusuna Köprüköy´de ağır bir yenilgi yaşatan ordumuz, Enver Paşa komutasında Rus ordusunu imha için giderken karakışta donmuştu. Tarih kitapları Enver Paşa´nın Sarıkamış Harekâtını bir trajedi olarak nitelendirir… Allahüekber dağlarında donarak ölen askerlerimizin iskeletlerinin uzaktan çalı çırpı gibi göründüğüne o dönemde yaşamış olan insanlar da tanık olmuşlardır. Sarıkamışlı bir ihtiyar, trajedinin ardında kalanları şöyle anlatır:´Buradan o dağlara baktığımızda, üzerine kar düşmüş çalılıklar görürdük. O çalılıkların kurda kuşa yem olmuş askerlerimizin kemikleri olduğunu oraya gidince anladık.”

Allahüekber yan yatar

Kızarmış da güneş batar

Allah(hü)ekber´in döşünde

Neçe bin şehitler yatar

“Her Türk´ün acısına dayanamayacağı birçok hadisenin en acı olanlarından biridir Sarıkamış. Yurdun dört bir yanından toplanan "ayağı çarıklı", yarı aç, yarı çıplak, daha bıyığı bitmemiş delikanlıların ellerine silah verilir. Daha hızlı gitsinler diye kaputları, yiyecekleri ellerinden alınan binlerce asker, kara kışta Doğu Cephesi`ne gönderilir. Açlık, bit, salgın hastalıklar soğukla birleşince daha düşmanla karşılaşmadan 90 bin asker Sarıkamış dağlarında can verir. Kimi soğuktan donar, kimi açlıktan, hastalıktan ölür. Kayseri`den Çanakkale`ye, Amasya`dan Çorum`a umudunu kesen anaların gelinlerin ağzından onlarca Sarıkamış ağıdı yakılır:Oltu`dan girdik de Sarıkamış`a/Akıl ermez orda yatan üleşe/ Askeri kırdıran Enver Paşa/Kitlendi kapılar, mekan ağladı.”

Allahüekber kar, boran

Tırmandık dağlara yayan

Gökten ateş dökülse de

Yılar mı hiç Ali-Osman

Tam doksan bin insanımızın ölümüyle sonuçlanan Birinci Dünya Savaşı´nda yaşanmış Sarıkamış olayını Falih Rıfkı´nın şu sözleri çok iyi özetliyor: “.... Bugün, o hataların yıktığı memleketin harap ve türap enkazı üstünde, bize biraz hürriyet kazandırmak ve yalnız Anadolu ile İstanbul´u ve Edirne´yi kurtarmak için çarpışan Mustafa Kemal Paşa, Doğu Anadolu harap olmamış olsaydı ve eğer yalnız kumandan hatası yüzünden ölüp giden Türkler sağ olsaydılar, bugün Yunanlıları denize dökmüş olacaktı. Şimdi Mustafa Kemal Paşa, Hafız Hakkı´nın muhterem mezarı ile arkadaşı Enver Paşa´nın ara sıra Doğu Anadolu harabeleri arkasından beliren hayaletine karşı yumruklarımı sıkıp sorsa ve dese ki: “Dostlar siz ne yaptınız? Türklerin yaşamak ve ölmek için vatana lazım oldukları gün bugündü. Doğu Anadolu´yu aradık taradık, o enkaz arasında bir insan ve bir iskelet çıkıyor. Bu kemik olan kahramanlar, bugün hürriyet ve namus için dövüşeceklerdi. Şu hürriyet ve namus mücadelesinde birisinin bile ölmesine güç razı olduğumuz o ordularca Türk´e nasıl kıydınız?”

Enver Paşa hücum dedi

Yarıldı Moskof´un ödü

Zalım Allahüekber dağı

Neçe yiğit aslan yedi

“Ben Sarıkamış trajedisinin vahametini tarih kitaplarından okumadan önce Musa Eroğlu´nun söylediği yürekleri yakan “Sarıkamış Ağıdı”nda anladım. Kayseri´nin Pınarbaşı İlçesinin Sindel Köyünden Kara Zala (Zeliha) Hala, “Sarıkamış Ağıdı”nın kaynak kişisidir. Onun büyüklerinden öğrendiği bu ağıdı, İmami ortaya getirdi ve bütün Türkiye, Musa Eroğlu´nun sazından ve sözünden bu ağıdı dinleyip göz yaşı döktü.

Uyuyanlar hep uyandı

Kılıçlar kana boyandı

Yedi duvar baş kaldırdı

Anca Osmanlı dayandı

Ağıt, Sarıkamış hadisesinin bizim yöremiz için de ne kadar etkili olduğunu gösteren bir belge niteliğinde adeta. Daha önce Kars, Erzurum, Sarıkamış ve Kafkas cephesinde şehit düşen Türkmen beylerinin ağıtları, Ahmet Şükrü Esen´in “Anadolu Ağıtları” kitabında yer tutuyordu. Kara Zala (Zeliha) Hala´nın bu ağıdı da Sarıkamış´ta şehit düşen nice Türk askerlerinin içerisinde Aziziyeli Avşar Beylerinin çocuklarının olduğunu gözler önüne seriyor. Hatta Ruhi Su´nun söylediği Sarıkamış Ağıdı´nda bunu açıkça dile getiren dörtlükler de vardı.”

Yaşa babam oğlu yaşa

Kan bulaştı çatık kaşa

Biz Urus´u alt ederdik

Sebep oldu Enver Paşa

“Kayserimizin yetiştirdiği değerli araştırmacı Ahmet Z.Özdemir (namı diğer Şeker Ahmet), Öyküleriyle Ağıtlar 1 (Kültür Bakanlığı, Ankara, 1994) kitabının 35 ile 38. sayfalarında Kara Zala Hatun´dan derlenmiş ağıtı 17 dörtlük olarak vermektedir. Özellikle bir dörtlük var ki Kara Zala Hala´nın dilinden yaşananları özetlenmektedir”: “Evet, böyle dramı, trajediyi biz de Kara Zala gibi başka bir yerde duymadık, bilmiyoruz. Yine Kara Zala, Sarıkamış´tan sonraki durumu da bütün açıklığı ile dile getirir. Anadolu´nun bağrına düşen bu büyük acıdan bizim bölgemizin ne kadar büyük bir pay aldığını böylece daha iyi anlıyoruz”:

Aşağıdan ses geliyor

Figan bağrımı deliyor

Kör olasın Enver Paşa

Gelinleri el alıyor “(2)

“Bizim oralardan "Şarkışla" askerlik yaptığım yeri "Sarıkamış" bağlayan türkü hikayesi ile.
Anadolu´nun her yerinden askerlerimiz olduğu gibi, Pınarbaşı, Sarız, Tomarza´dan da cephede çok sayıda insanımız Sarıkamış´ta donarak şehit olmuşlardır. Bu yerler o zaman Sivas iline bağlıydı. Anadolu insanı, bu yaşanan acılar karşısında sabrı göğsüne adeta bir muska gibi sarıp sarmalar. içindeki yangının ateşini yanık sözlerle dışarı atarken yaşanan hadisenin de ruh dünyasını anlatır.”

Allah(hü)ekber başı duman

Olduk Urus´a perişan

Kör olasın Hakkı Paşa

Sen eyledin bizi pişman

Sarıkamış ağıtları ile ilgili en kapsamlı derlemelerin Emir Kalkan tarafından yapıldığı belirtilmekte. (Emir Kalkan; Afşar Ağıtları, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları, Ankara 1998). Emir Kalkan´ın bu yapıtında toplam yirmi sekiz adet seferberlik ve savaşta ölenlere söylenen ağıtları söylenmekte ki, bunların genelinin “Sarıkamış Harekatı”nın arkasından yakıldığı ifade edilmekte. Bununla birlikte, Avşarlarla ilgili ağıt derlemeleri yapan tüm araştırmacılar tarafından mutlaka “Sarıkamış Ağıtı” derlemesi yapanlar arasında.

Kimini gülle götürdü

Kimini toplar yatırdı

Kör olasıca Moskoflar

Nece ocaklar batırdı

Ağıtlarından yaralandığımız bu konuda en önemli isim olarak tanınan Pınarbaşı İlçesi Sindel (Kayabaşı) köyünden Kara Zala´dır. Zala´nın ağıdının Musa Eroğlu ve Âşık İmami´nin eserlerinde de yer aldığına değinilmekle birlikte; Nazir Ayaz, Çetin Önal, Ömer Akbaş, Duran Aydın, Mustafa Önder tarafından söylenegelmiş. Kaynak olarak ise, Adana´lı Fevzizade Bekir Sıdkı´nın “Sarıkamış Ağıdı”nı (Ahmet Şükrü Esen; Anadolu Ağıtları, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1982, s.146-147) Ahmet Şükrü Esen; Mustafa Önder ve Ahmet Köksoy´dan “Sarıkamış´ta Ölenlerin Ağıdı” adıyla yer verdiği “Öyküleriyle Ağıtlar”ı (Ahmet Z. Özdemir, Öyküleriyle Ağıtlar, Kültür Bakanlığı, Ankara 1994, s.43-46) Ahmet Z. Özdemir; “Afşar Ağıtları”nı (Emir Kalkan, Afşar Ağıtları, s.22) tarafından Nazir Ayaz´dan isimsiz “10” numarayla Emir Kalkan derlemiş. Yılmaz Ilık (Yılmaz Ilık; Dikenin Gülü Avşarlar, Simge Yayınları, Ocak 2005, s.29-31) ise Ali Tutar´dan “Gine Ardı Kış Geliyor”; Yrd. Doç. Erdoğan Altınkaynak´ın Fırat Üniversitesi nezdinde (Erdoğan Altınkaynak; Pınarbaşı-Sarız-Tomarza Avşar Ağıtları, Fırat Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, basılmamış doktora tezi, Elazığ 1997) “Sarıkamış Ağıtı”nı kaynaklaştırmış.

Aman Gazim aman Gazim

Narman dağlarında kuzum

Yedi oğlan anasıyım

Hiç birini görmez gözüm

Sarıkamış ağıtlarının, diğer ağıtlarda olduğu gibi yer yer birbirinin içine girdiği de belirtilmekle birlikte, görülmektedir de. Kuşkusuz bu sözel edebiyata özgü melezlik birbirinin içine giren, katışan, zaman zaman ayrıştırmada oldukça uğraştıran Sarıkamış ağıtlarını toparlamak kısa zamanda olabilecek bir iş olmadığı gibi, kaynakların net ve somutluluğuna uzanan bir araştırma gerçekleştirmek aylarca sürecek yoğun bir araştırma süreci içermektedir.

Redifleri topluyorlar

Onlar da gaçmak derdinde

Nurimemmet´in mezarın

Uşaklar görmüş Mardin´de

Bu nedenle, Sarıkamış ağıtları gibi internet kaynaklı yaptığımız bu kısa değinide, olabildiğinde kaynaklarımıza yer versek de, yine de kaynak konusunda bir sürçilisan ettikse affola. Alıntı yaptığımız ağıtların bütünündeki kaynak bağlantılı vurguları oldukça dikkatli bir biçimde değerlendirmeye çalıştığımızı söylemeliyiz…

Aziziye baba yurdum

Kafkasya´ya tabya kurdum

Benim korkum Ruslar değil

Kara kışa kurban verdim

Yazımızda ağıtların geneline özgün haliyle yer verirken, ağıtların tamamını da önümüze yığarak, bir eleştirel-deneme yaklaşımıyla bölümleştirmek istiyoruz. O zaman da, fazla geç kalmadan tabana kuvvet demek gerekir…

Gine kavga sesleniyor

On altılı isteniyor

Gidenlerin biri gelmez

Silahları paslanıyor

Şöyle bir düşünecek olursak eğer, Hiroşima ve Nagasaki gibi yüksek teknolojik felaketin neden olduğu toplu kıyımlar getiren savaşın dışında en önemli yurt savunması ve ona bağlı olarak ülke adına kırmızı bakiye veren insan kaybı ne yazık ki coğrafyanın ağır bir bilançosudur.

Yaslı deli gönlüm yaslı

Acep nedir bunun aslı

Kardeşler kana belenmiş

Kara don gülgülü fesli

Masalarda “hasta adam” kaşesi yiyen Osmanlı İmparatorluğu´nun direnmesinin kanlı bedeli olarak Çanakkale ve Sarıkamış´ta verilen bedeller değildir ne yazık. Trablus´tan Süveyş´e, Yemen´den Balkanlar´a uzanan bir savaş bölgesinde verilen yüzbinlerce can, bu direnmenin çok boyutlu bir acı bedeli olsa gerek.

Şu görünen el değil mi

Bayrağımız al değil mi

Onyedili dedikleri

Yen(i) açılan gül değil mi

Savaşların acı bilançoları toplumsal ve yurtsal anlamda birçok olumsuzluklarla iletişim kurarken, kurduğu bu olumsuzluğun yansıyan cephesinde yüzleşmenin de önemli bir payı vardır. Hatta öyle ki:”Tarih tekerrürden ibaretdir.” gibi o bilinen ünlü sözü yanıtlarcasına, günümüze dek somut örnekler sergileye sergileye de gelebilmektedir.

Mızıkalar çalınıyor

Asker olan gelsin deyi

Onyedili asker olmuş

Topluyorlar ölsün deyi

Bu bağlamda saray damadı Enver Paşa´nın yer tuttuğu konumu da anımsamak, bakmak gerekir… Sarıkamış Harekâtı´nın mevsim kaynaklı Hocası Hafız Hakkı Paşa´ya yaptığı ölümcül çıkış, Sarıkamış odaklı bu tekerrüre gösterilebilecek somut bir örnek olsa gerek.

Allah Dördüncü Ordu

Daha mı gelmedi yolcu

Onyedili isteniyor

Bilmem gelin hayledici

Enver Paşa´nın yüzleşmesi, Ruslara verilen toprakları kurtarmanın ardından, Kafkas cephesine kadar uzanan, kendi canına mal olacak bir idealin şövalyeliğiydi ki, bu da ancak malûm Don Kişot´tan birkaç adım öte gitmekten başka bir işe yaramayan acı ve ağır sonuçlarla bedeli ödenen bir yüzleşmeyle son buldu.

Adam olan hergediyor

Onyedili harbediyor

Her nereye vardıyısam

Kız, gelin çifte gidiyor

Aslında, sözünü ettiğimiz o tarihi çöküşe direnen ve Afrika´dan Balkanlar´a uzanan üçgen muharebe alanının stratejik yönetiminde bulunan saç ayağında saray damadı Enver Paşa yanında; Cemal Paşa´nın da olduğu bilinen tarihi bir gerçektir…

Adam olan herk ediyor

Olmayanlar terk ediyor.

Her nereye vardıyısam

Gelinle çifte gidiyor

Peki Cemal Paşa…

O zor ve kanlı koridordan geçtikten sonra kendisiyle hiç yüzleşmedi mi dersiniz…

Yüzleşti elbette…

Bunu Falih Rıfkı Atay doğruluyor…

Bir gadın asker eyledim

Gitti Erzurum´dan öte

Vurmuşlar yiğit eşimi

Yeşil yalım tüte tüte

Osmanlı´nın hüsranla biten Afrika macerasından yurda trenle dönen Cemal Paşa, Anadolu´nun o perişan halini görünce, Ortadoğu´ya yapılan yatırımların Anadolu´ya yapıldığında, Anadolu´nun iki, üç kat daha iyi bir hale gelebileceğini düşünür. Onun da yüzleşmesi böyle bir yüzleşmedir sonuçta.

Top başından gürleyerek

Almış gitmiş yarısını

Atını içeri çekin

Edem satsın dorusunu

Sonuçta…

Çanakkale gibi mucizevi direniş, komuta kaynaklı askeri yanlışla anılan bir Sarıkamış Harekâtı, bir değil, birçok yönden unutulacak gibi değildir..

Hepsinden önce…

Uğruna can verilecek bir vatan ve bayrak duygusunun anlam ve önemine dikkat çekmenin oldukça somut bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Tabii bu tür bir duygunun anlam ve önemi kaldıysa eğer…

Bunun da yanıtını hemen vermek gerekir ki; böyle bir duygunun anlam ve önemi ne yazık ki eskisi kadar yok artık. Hatta böylesine kutsi bir yurtseverlik duygusundan da oldukça önemli bir ölçüde azalma var.

Sansarlar bayrak galdırmış

Nerde oynanıyor gumar

Edem buna hayleylesin

Üç yetim de bir Gamer

Savaşta verilen yakın çağdaki onca can kaybına ek olarak biraz da tarihçilerden belleğine danışacak olursak eğer yararlı bir noktaya taşıyabiliriz bilgilerimizi…

Sarıkamış Harekâtı her açıdan Türk ve dünya tarihinde çok önemli bir yer tutan, askeri ve stratejik dersler veren, Sarıkamış ağıtları ile çerçevesi çizilen trajedik bir olayımızdır. Bir de; Sarıkamış ağıtlarının daha anlam kazanabilmesi için şu alıntıya da yer vermenin oldukça yararlı olduğunu düşünüyoruz…

Kapımızda binek taşı

Ben oturrum karşı karşı

Ver oğlumu görücüyüm

Elin(i) öperim yüzbaşı

“93 Harbi, Yemen, Süveyş Kanalı, Trablusgarp, Çanakkale, Sarıkamış (özellikle Sarıkamış) derken, bu ölüm kalım savaşında Avşarlar da oldukça kayıp verirler… Öyle ki, cenazeleri kaldırmada bile yeterli cemaat bulunamayıp, başka köylerin Avşar gençlerinin beklendiği söylenir. Tabii kolay da olmamış yeniden ayağa kalkış, 50 yıl sürdüğü belirtiliyor.

Ağzında ışıldar dişi

Alnında parlardı kaşı

Ben getirdim, teslim ettim

Geri bana ver yüzbaşı

“Birinci Dünya Savaşı sırasında şehit düşün vatan evlatları ile ilgili Milli Savunma Bakanlığı tarafından beş ciltlik bir eser yayınlanmış; bu eserde yer alan şehit Avşarların bir kısmı Avşarlar tarafından kurulmuş olan bir internet sitesinde yayınlanmıştır. (www.avsarobasi.com)

Yüzbaşılar binbaşılar

Tabur tabur karşılar

Bir kar yağar ince ince

Yatan şehitler ışılar

Seferberliğin ne demek olduğunu anlayabilmek için askere çağrılan gençlerin 15-16-17´li olarak belirtilmesine dikkat edilmesi gerekir. Zira Onbeşliler, 1315 doğumlular olup Birinci Dünya Savaşı sırasında 16-17 yaşında olanlardır. Diğerlerinin yaşları onlardan dahi küçüktür.”

İnsanın belki de en son yazmak istediği şey ağıtlar üzerine değildir ama Sarıkamış ağıtları üzerinedir… Yurt savunması olduğu kadar, Almanlarla yapılan ittifak kaynaklı olarak evrensel bir savaş oyununun da etkisiyle olduğu kadar, çevirme harekatının sonuçları olarak cazibesine kapılma ve kaybedilen toprakların kazanılmasına cabası dedirtecek bir Kafkaslar açılımı kazanımıyla çıkılan yoldaki yanlış bir zamanlamada, 78 bin insan yaşamının, çoğunun savaşmadan yok olmasının trajik çığlıklarını yüzyıl sonralık bir gecikmeyle duyurmak bizimkisi….

Anşe bekâr, Zeynep bekâr

Acemi talime çıkar

Dört oğlum sefer ağzında

Topalım kahrımı çeker

Şimdi böyle bir ağıt muhasebesinden sonra dönelim trajik Sarıkamış ağıtları üzerine bir dram denemesine… Ve bu bir trajik denemede de, konuya Sarıkamıştan başlamak gerekir…

Gene uğru kış geliyor

Görmeyene hoş geliyor

Şu Sivas´a giden kağnı

Dolu gidip boş geliyor

Daha önceki satırlarımızda belirttiğimiz çeşitli kaynaklardan derlenen Sarıkamış ağıtlarını olduğu gibi verdik, hatta bunların çokluğunu kendi içinde ve yer yer yazıyla örtüşen bir biçimde yazı aralarına serpiştirirken çokluğu nedeniyle sıkıntı çektik. Fakat sonuçta Kara Zala´dan Yaşar Kemal´e kadar elde ettiğimiz onca ağıt yazımızda toparlayabildik bir biçimde. Şimdi ise yine belli bir kronolojik ve içerik akışı içinde Sarıkamış ağıtlarını trajik bir eleştirel-deneme uygulamasında değerlendirmeyi düşünüyoruz ki, bu yazımıza oldukça anlam katacaktır.

Motura gönlüm motura

Topu yükledik gatıra

Sabahaçak yatamıyom

Neler geliyor hatıra

Sarıkamış Harekâtı trajedisinin uzun yıllar gizlenilmeye çalışıldığını hatta şiir ağır vs. sanatsal ve halkbilimsel tanıklıkların da yasaklarla önlenmeye çalışıldığından daha önce söz etmiştik. Fakat görülüyor ki, bütün bunlara rağmen, Anadolu´nun dört yanını saran bu acı felâket ağıtlara, şiirlere dökülmüş.. Ağıtlar yasakları ve yüz yaşındaki faşizmi delip geçmiş…

Ağıtları, bazı yakınlıkları ve sıralaması nedeniyle bir dizgi çerçevesi ahenginde sınıflandırmanın daha uygun olacağını düşündük… Örneğin; felaketin yaşandığı coğrafi bölge olarak Allahuekber dağlarıyla, Sarıkamış yöresi; Enver Paşa ve askeri vurguların bulunduğu bölüm; düşman olarak Rus vurgusu, demografik kaynaklı sosyo/ekonomik ve sosyo/kültürel çerçeve. Dilsel, yöresel ve otantik bir yapı taşıyan Sarıkamış ağıtlarında gencecik Mehmetçiklerimiz için gurur duyulduğu kadar isyan edildiği, çaresiz kalındığı da bir tarihsel tanıklık olarak yer aldığı görülmektedir…

*( 15.06.2015)

Anahtar Kelimeler: YÜZYILIN, AĞIDI, SARIKAMIŞ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
Telefon
Güvenlik *
Yenile
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
YÜZYILIN EYLEMİ “YENİ ADANA” (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
AHMET REMZİ DESTANI (27 Aralık 2017 - Çarşamba)
***GÜNEŞ, YAĞMUR VE RÜZGÂR*** (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
“İSTANBUL, İSTANBULL” (18 Aralık 2017 - Pazartesi)
Çocuk Öyküsü***DÜNYAYA KÜSEN GÜNEŞ*** (27 Kasım 2017 - Pazartesi)
çocuk öyküsü ***HAYLAZ BULUT*** (20 Kasım 2017 - Pazartesi)
“Çukurova´dan Sesler” 5-6 (13 Kasım 2017 - Pazartesi)
***GÜNEŞ, YAĞMUR VE RÜZGÂR*** (06 Kasım 2017 - Pazartesi)
“Çukurova´dan Sesler” 5-6 (30 Ekim 2017 - Pazartesi)
“ÇUKUROVA´DAN SESLER”-4 (25 Ekim 2017 - Çarşamba)
Çocuk Öyküleri (16 Ekim 2017 - Pazartesi)
BİR FOLKLOR AĞIDI (09 Ekim 2017 - Pazartesi)
MUZAFFER İZGÜ´NÜN ARDINDAN (03 Ekim 2017 - Salı)
ALİLİMONCU´YA VEDA (25 Eylül 2017 - Pazartesi)
MESUT MERTCAN YOK ARTIK (18 Eylül 2017 - Pazartesi)
GÜNEYDE YAPRAK DÖKÜMÜ (11 Eylül 2017 - Pazartesi)
***ÖKSÜZ MARTILAR*** (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
Çocuk Hikâyeleri (06 Eylül 2017 - Çarşamba)
SELAHATTİN SARIKAYA ANILAR (17 Ağustos 2017 - Perşembe)
USTALARDAN - MUSTAFA KEMAL´İN KAĞNIS (31 Temmuz 2017 - Pazartesi)
60. SANAT YILINDA CAHİT SEYHANLI (18 Haziran 2017 - Pazar)
***SELAHADDİN YANIKSES´LE RÖPORTAJ*** (05 Haziran 2017 - Pazartesi)
ADANA ÖZGENTÜRK´ÜNÜ UNUTMADI (30 Mayıs 2017 - Salı)
*** ASLAN İLE KARTAL *** (15 Mayıs 2017 - Pazartesi)
Çocuk öyküleri (02 Mayıs 2017 - Salı)
ÇUKUROVA VE TRT´NİN ONURU SUAT YILDIRIM (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
SANAT SAYFASI YILLIĞI 2016-2017 24. YIL (03 Nisan 2017 - Pazartesi)
ADANA´DAN BİR BİLGE ÖZGEN GEÇTİ (31 Ocak 2017 - Salı)
*** AHMET REMZİ DESTANI *** (02 Ocak 2017 - Pazartesi)
“SEVENLER ANLAR” NEYZEN BESTEKÂRI (19 Aralık 2016 - Pazartesi)
ADANA´DA BİR MESAM GÜNÜ (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
ŞARKININ “OKYANUS”UNDA BİR TALAT ER (24 Ekim 2016 - Pazartesi)
BİR TÜRKÜ USTASI ALİ LİMONCU… (26 Eylül 2016 - Pazartesi)
ABDURRAHMAN KESKİNER İLE RÖPORTAJ (12 Eylül 2016 - Pazartesi)
YAPI MESLEK LİSELİLER BULUŞTU (11 Temmuz 2016 - Pazartesi)
ÇUKUROVA´DA BİR ORHAN PAMUK (26 Haziran 2016 - Pazar)
***DERGİCİ LİSELİLER*** (09 Mayıs 2016 - Pazartesi)
BİR GURBET ÖYKÜSÜ (03 Mayıs 2016 - Salı)
***ERDAL YALÇIN İLE RÖPORTAJ *** (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
“RESMİN GÖZYAŞLARI …” (11 Nisan 2016 - Pazartesi)
MESAM´DA BAŞKANLAR DÖNEMİ (28 Mart 2016 - Pazartesi)
DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ KUTLANDI (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
ÇOCUKLARA İMZA GÜNÜ (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
ÇİÇEKLERİN DİLİYLE BİR BİTKİ SOHBETİ (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
PORTRELERİN FOTOĞRAFÇISI ALİŞER AVCI (01 Şubat 2016 - Pazartesi)
ZEKÂYİ GÖKKAYA İLE RÖPORTAJ (26 Ocak 2016 - Salı)
ARİF KESKİNER´İN YAŞAR KEMAL´I (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
“ŞİİR HAYATIN BURASINDA” (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
ADANA´NIN KURTULUŞU ŞARKIYLA KUTLANDI (11 Ocak 2016 - Pazartesi)
TOROSLAR´DA BOZLAK TEŞEKKÜRÜ (09 Kasım 2015 - Pazartesi)
RESSAM SUAVİ NUMANOĞLU İLE GÖRÜŞME (02 Kasım 2015 - Pazartesi)
ÖDÜLLERLE ADINI DUYURAN BESTEKÂR (19 Ekim 2015 - Pazartesi)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-10 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-8 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-7 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-6 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-5 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-4 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-3 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-2 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
YÜZYILIN AĞIDI SARIKAMIŞ-1 (15 Ekim 2015 - Perşembe)
OZAN BİLDİK´LE GÖRÜŞTÜK… (15 Ekim 2015 - Perşembe)
KIBRIS DENİNCE… (07 Ekim 2015 - Çarşamba)
TED´İN SANAT ÇOCUKLARI (07 Ağustos 2015 - Cuma)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
2017 SENESİNİ FENA ESKİTTİK
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
CHP TABANA NASIL İNECEK?
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
YÜZYILIN EYLEMİ “YENİ ADANA”
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
BİLDİN Mİ IĞDIRLI HASAN ONBAŞIYI
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
BAŞLANGIÇLARDIR UMUTLARI TAZELEYEN
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULU ÖNDER ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 79. YILDÖNÜMÜNDE ATAMIZI ÖZLEMLE ANIYOR VE ARIYORUZ.
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
EĞİTİM ÖRGÜTLERİNDE ÇATIŞMA
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
FİFA KOKARTLI İLYAS AYAN´A VEFA
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Yüz Yıl...
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
YENİ ADANA GAZETESİNİN 100. YAŞ KUTLAMASI
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ (1)
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
MENEMEN SUİKASTININ YILDÖNÜMÜNDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ´NE KURULAN SUİKASTLERE KARŞI ATATÜRK DÖNEMİNİN VE SONRAKİ SİYASAL İKTİDARLARININ FARKLI TUTUMLARI!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
İKİNCİ YÜZYILA GİRİŞ !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTELERİ VE NİTELİKLİ AKADEMİK KADRO TALEBİ
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
BAŞ DÖNDÜREN GÜNDEM
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
YENİ YILDA TÜRKİYE´NİN GÜNDEMİ
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
VAHİDEDDİN´İN İHANETİ
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ASRIN TANIĞI YENİ ADANA
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ortadoğuya Bulaşmayın!
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
İLK YARININ SON HAFTASI MUTLU BİTTİ
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
BİZ VE İLİM
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
MODEL VE MODA
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
MANDADAN EVVEL İSTİKLAL
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
HER MAÇ BÖYLE OLMALI
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
KÖR, SAĞIR ve İKTİDARSIZ BİR NESİL YETİŞTİRİYORUZ
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
6 °C
Salı
7 °C
Çarşamba
11 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-12/27/1318540403036.jpg