Tanınmış bir yazarımızdan biri, günün birinde okuyucusuna hitaben "mesele sensin sen" diye yazmıştı.
Nazım Hikmetin güzel bir şiirinde "kabahatin birazı da sende be canım kardeşim" der gibi...
Evet, biliyorum; mesele benim ben.
Ben, seçtiklerimi ve seçtiklerimin atadıklarını hiç sorgulamadım.
Beni yönetecek kişiler benden bilgililer mi?
Benden dürüstler mi, ahlaklılar mı?
Beni yönetecek yetenekleri var mı?
Ben seçmen olarak, seçtiklerimi sorgulamıyorsam suç bende ama sorgulayamıyorsam suç kimde be usta?
Sen, ıvırıp kıvırarak ballı maaşları kazanırken, şu millet ve ben kuru ekmek yiyerek mahalle muhtarının azasını sorgulayamazken, kelli felli siyasetçileri nasıl sorgulayalım?
Sen boğazın serin sularındaki yakamozu seyrederek rakını yudumlarken, Bodrumun kabak tarlalarındaki çeşitli kabakları seyrederken, bize "mesele sensin sen" diyorsun be usta...
Ah be usta; biz düşman askerinin yağmaladığı yerler gibi sessiz sedasız kalmış köylerde ne yapalım?
Yazmaya kalemimiz olmadığı gibi kuruyan ağzımızdan ses çıkaracak tükürükte kalmadı ki…
Bizim tarlamız kurumuş, cebimiz delinmiş, dilimiz damağımız birbirine yapışmış.
Biz bir an evvel cennete kavuşup Kevser şarabı içmek için gün sayarken, sen viskini yudumlayıp "bu akşam hangi tarladan kabak tatlısı yesem" diye düşünürsün be usta.
Ben sana söyleyeyim mi?
Mesele ne, mesele kim?
Siz yukarı mahalle eşrafının, bizim aşağı mahalleye saldığınız kanalizasyon sularınızı örtbas etmek için sandığa giderken;
Biz de sandığa "bize hizmet edecek adam" aramaya gidiyoruz.
Gidiyoruz ama sandıktan da bize "davar sürüsü" diyen yöneticiler çıkıyor.
Siz her devirde dört ayaküstüne düşerken bize her zaman dört car geliyor...
Bize yönetici lazım değil be usta,
Hizmet edecek adam lazım.
"Adam" dediysem; erkek değil, dişi de değil,
Bize insan lazım insan!
İnsana hizmetin kutsiyetini bilen,
Bize hizmetkâr lazım, hizmetkâr!
Anladın mı usta,
Mesele budur bu!
***
ASLI ERDOĞAN
Aslı Erdoğan isimli yazar, Belçika da ki bir gazeteye verdiği demeçte “Türklere okullarda Kürtlerden nefret etmeyi öğretiyorlar” demiş.
Şaşkına döndüm!
Aklım köyüme ve çocukluğuma gitti.
Bizim köy, Trakya da 2000 nüfuslu bir nahiye idi. Şimdi nüfusu azaldığı için kasabanın mahallesi oldu. Köyümüz tam bir kozmopolit. Her ırktan, her etnik kökenden insan var.
Çocukluğumda köyün merkezinde oturan iki aile Kürt vardı. Köyde ki üç traktörden biri de bu Kürt ailesindeydi. Tahir amca ve eşi Fatma abla çok mukallit ve sevecen insanlardı. Anneleri koca nine Türkçe bilmezdi. Çocukları Nail abi, abimin sınıf arkadaşıydı. Çok güzel top oynardı ve çok mukallitti. Kendisine Necdet Tosun (o yılların Sinama oyuncusu) derdik. Kız kardeşi Naile benim sınıf arkadaşımdı. Oda çok mukallitti ama erkek gibi de kavgacıydı. Üç numara Naide, 4 numara Hamit. Biz ona Hamido deriz. Çocukluğumdan beri çok sevdiğim benim can kardeşim Hamido.
Çocukluğumuz bir arada geçti. Birlikte ilkokulda okuduk. Değirmen meydanında beraber top oynadık. Naile ile beraber misket oynadık. Evlerimizin kapıları birbirimize açıktı. Kürt, Türk, Laz, Kaz diye bir ayrımcılık yoktu.
Hepimiz büyüdük, İş güç derken köylerin boşalmasıyla herkes ayrı bir tarafa dağıldı. Bazen Nail abiyi Keşan da görüyorum. Nasıl birbirimize sarılırız bir görseniz! Öz kardeş gibi… Naile de Gelibolu da oturuyor. Abim ve ablamda orada oturuyor. Ablam, abim ve Naile arasındaki köylüdaşlık, hemşerilik devam ediyormuş. Ablamı ve abimi ziyarete gittiğimde Naile’yi limanda görmüştüm. Ne kadar sevinmiştik, bilemezsiniz!
Yazar Aslı Erdoğan hanımı bilemem ama bize ne okulda ne de aile efradımızdan Kürt -Türk ayrımıyla ilgili bir şey öğretmediler. Bugün başıma bir sıkıntı gelse, gidip Nail abiye, Naile’ye, Hamido’ya sığınırım. Bilirim ki beni saklarlar, korurlar.
Bu yazarın dediği Kürt-Türk ayrımı belki Belçika da vardır. Ama bizim köyde yoktu ve halen yok. Biz ayrı bir dünyada yaşamışız. Şimdi yeni bir dünya kuruluyor demek ki.
Acaba zaman mı değişti, yoksa biz mi eskidik?
Bizim bilmediklerimiz şimdi moda mı oldu?
Yazarlar-çizerler, siyasetçiler ve imamlar
Hep ayrılıklardan dem vuruyorlar.
Neden?
Ayrılıklar üzerine mi geçimlerini sağlıyorlar?
İnsanoğlunun, insanlığı ve birbirini sevmesi sizi rahatsız mı ediyor?
Ayrılıklar üzerine kurulan ticareti bırakın, ayrılıkların günlük getirisi sizi aldatmasın.
Birliktelikler üzerine inşa edilen insanlığa bakın, sevginin gücüne inanın.

