105 yıllık Yeni ADANA Gazetesi okurlarına sadakat dolu sağlıklı günler dileyerek bu haftaki köşe yazıma başlıyorum. Kimse incinmesin ve incitmesin . TDK'ye göre, sadakat kelimesi anlamı şu şekildedir: - İçten bağlılık- Sağlam, güçlü dostluk Aslında yüce bir duygu olan sadakatin maalesef ki kelime anlamını unutur olduk. Hatta günlük hayatımızda nadir kullanılıyor. Daha da ileri gidersem eğer sanki sadakat kavramı pek kalmadı diyebilirim. Ve bu konuda ne kadar üzgün olduğumu da belirtmek isterim. Sadakat, hissin gerçeğidir: yalan söylemeden, başkalarının vicdanını aldatmadan yaşamak eylemidir. Kendine olan özsaygıdır. Geldiğimiz noktada birbirini kandırarak yaşamaya çalışan herkes aslında kendini kandırdığının da farkındadır. Fakat dürüstlük zor gelir ve sonrasında aldatmak yaşam felsefesi haline gelmiştir. Sadakatin içerisinde de iki büyük kavram vardır: Doğruluk ve bağlılık. Bağlılık olması için muhakkak doğruluk olması gerekiyor. Karakteri sağlam olan kişi ya da kişiler bu saydığım güçlü kavramları yaradılıştan beri taşır. Bazıları da zamanla, kendilerini eğitim iş hayatı vs. geliştirerek öğrenir. Fakat öncelikle doğru insan olmayı istemek gerekir. Kime sorarsanız sorun biz etrafımızda sadakatsiz insanlar görmek istemiyoruz derler ama kendilerine hiç bakmazlar. Bazı kişiler sadık olmayı önemsemezler Fakat kendilerine sadık olunmasını isterler. Ne kadar yakışıksız bir durum! Özet olarak iyi bir insan olmak bu yüce duyguları taşımaktan geçer. İster evlilikte, ister iş hayatında, ister sosyal hayatın içinde, nerede olursa olsun hiçkimse aldatılmaktan kandırılmaktan hoşlanmaz. Ama karşıdaki insanı kandırmaktan hoşlanır. Asıl mesele empati kurabilmekte. Bana sorarsanız her zaman dediğim gibi nasıl isterseniz öyle yaşarsınız…

