İnsanlar yargılayabilirler.
”Savaştan canını zor kurtarmış insanları neden geri gönderiyorsunuz?” diyebilirler.
Lehte ve aleyhte herkes bir şeyler söyleyebilir. Dilin kemiği yoktur. Dünyadaki yüz altmış beş ülkeden biriyiz. 27 İslam ülkesinden de biriyiz. Suriye’ye komşu olan birçok ülke ile aynı kaderi paylaşıyoruz. Suriye’deki dramı onlar gibi seyretmiyoruz.
O ülkeler, yani başta İslam ülkeleri( birkaçı hariç) sahip bile çıkmazken, biz kapılarımızı açmışız. Onları bağrımıza basmışız. İçimizde beş buçuk milyon yabancı var. Bazı şehirlerimizdeki yabancı sayısı şehrin nüfusunu geçmiş. Bir seçim olsa istediklerini kazandıracaklar.
Ülkenin her yerinde vasıfsız insanların yapabileceği bütün işleri ele geçirmişler.
Birçok yerde fabrika kurmuşlar. Sanayilerde iş yeri açmışlar. Kendi adamlarını çalıştırıyorlar.
Tamirhanelerde ucuza çalışıp yerli işçilerimizi dışlatmışlar.
Büyük şehirlerin her tarafına yayılmışlar. Sokakların görüntüsünü bozmuşlar. Okullarımızı işgal etmişler. Birçok öğretmenimiz onların eğitimine seferber edilmiş.
Hastaneler onlarla dolup taşıyor. Bütün doktorların baş hastaları Suriyeliler olmuş.
Bu insanların vergi derdi, sigorta derdi, ev kirası derdi yok. Devlet her birine yeterli yardımı sağlıyor. Biz öyle biliyoruz. Birçoklarına göre bir kuruş bile yardım etmiyor. Devletin beyanlarına kalırsa kırk milyar dolar harcamışız.
Hastanelerde doktor parası yok. İlaç parası yok. Nerdeyse sıraya bile girmeyecekler.
Bu ülke vatandaşının ödemekte zorluk çektiği vergi, sigorta, prim gibi parametreler, bunlara yansıtılmıyor. Üstelik büyük firmalar bunları eğitiyor ve işyerlerinde çok ucuza çalıştırıyorlar.
Yukarıdaki saydıklarımı daha sayfalar dolusu uzatabilirsiniz. Ama insan düşünmeye başlıyor. Bu kadar işsizliğin zirve yaptığı bir ülkede, ikide bir onları baş tacı yapmak, yaptıkları ile öğünç duymak, alkış toplamak iyi bir şey mi? Üstelik ülkeyi yönetenlerin bunlar için;
“Yüz on bin Suriyeliye vatandaşlık hakkı verdik,” diyerek alkış toplaması midemi bulandırmaya başladı.
Demek ki daha Beş buçuk milyon Suriyeliye vatandaşlık verilecek. Bu ülkede yüzde onu geçen partiler ancak bu kadar oy alabiliyor. Demek ki bunu yapan iktidar, ülkede kimse oy vermese bile, Suriyeliler sayesinde yüzde on oy alacak ve yaşamını devam ettirecek. Bu bence vatana hakarettir. Millete hakarettir. İyilikten doğan marazdır.
Geçenlerde Çin’de, Doğu Türkistan’da üç binin üzerinde insan katledildi. Bu bir kıyımdır. Bu insanlar Türk oldukları; Müslüman olarak yaşamak istedikleri için katledilmektedir. Biz Türkler dikkatimizi oraya çekmemiz gerekirken, yöneticilerimizin gıkı bile çıkmıyor. Üstelik Türk askeri yedi ülkede birilerini korumak için görev yapıyor.
Dikkat ediyorum, en fazla şehit yurt dışı görevlerden geliyor. Bence bu işte bir dümen dönüyor. Bu milletin, özellikle Türk askerinin dikkatli olması gerekiyor. Yarın başımıza bir iş geldiğinde bize kimse sahip çıkmaz. Bunu en iyi Türk askerinin bilmesi gerekiyor.
Bu iktidarın milletvekili kadının biri diyor ki“Türküm dediğim için partimden ihraç edildim.”
Başka bir iktidar milletvekili de demişti ki;
“AKP sayesinde hepimiz Türk olmaktan kurtulduk, kahrolsun Türk milliyetçiliği.”
Bunu söyleyen insanla, dağda askere silah sıkan insan arasında ne fark var. Bu adam üstelik iktidar ve memleketi peşkeş çeken yönetimin içinde varlığını sürdürüyor.
Bir parti başkanı ise buiktidarı her yerde destekliyor. Bu desteği halkın içine çıkıp, ben; “Ülkücüyüm, milliyetçiyim.”diyerek yapıyor.
Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi;
, “Kendi ordusunun silah fabrikasını, başka bir ülkenin ordusuna ikram edeni desteklemek ne zamandan beri Ülkücülerin, Milliyetçilerin görevi oldu?” İnsan biraz sıkılır. Bu milleti aptal yerine koymaya kimsenin hakkı yoktur.
Devletin savcılarına sesleniyorum; Gaziantep’te bir dilim baklava çaldı diye çocukları içeri tıkıyorsunuz, adam yıllık bir milyon gelir getiren Belediyenin otoparkını 10.000 liraya karısına ihale ediyor. Bundan daha net ve gerçek hırsızlık olur mu? Neden harekete geçmiyorsunuz? Savcılık, bunları görmemezlikten gelmek, ya da iktidar partisine karışmamak mıdır?
Termik santraller bu memlekete dumanı nedeniyle zarar veriyor. Etrafta meyve ağaçları, yeşil bitki örtüsü ve sağlam insan bırakmıyor. Her yere kanser dağıtıyor. Yapılması gereken bacalarına filtre takmaktır. En azından zehri azaltacağına inanılır. Bunun uzatılması için türlü nedenleri ileri süren iktidar ve destekçileri, vetodan sonra üç yüz altmış derece dönmeyi nasıl becerdiniz? Bu meclisin itibarını zedelemek değil midir? Bundan sonra hangi savunmanıza alkış tutacağız? Güvenirliğiniz kalmamıştır. Üstelik sizin korumaya çalıştığınız o zehirciler (Baca sahipleri) size sığınarak milletten intikam alırcasına bacalarını sonuna kadar açarak zehrini kusmaya devam ediyor. Buna sevinin. Çünkü
“ Millet ölüyor. Ülke ölüyor. İnsanlar ölüyor.”
Bu ölen ülkenin katili sizlersiniz!
En son haberde Sudan’dan At ve Eşek, eti ithal edildiği söyleniyor. Bu doğru mu ?Ne yapmaya çalışıyorsunuz?
Ülkede at eşek kestiği için zabıtaların insan avına çıktığını unutmadık. Bu kadar düştü mü bu ülke?
Sürçü lisan ettik ise af ola, isterim ki insan önce insan ola.
