TOPLUMUN İSTİKRAR ŞANTAJI İLE ZORA KOŞULMASINI ÖNLEMENİN YOLU VAR ELBETTE
1 Kasım´da ‘istikrar´ ve yaşamsal güvenlik kaygısı öne çıktı büyük ölçüde ve seçmen kitlesi yönünü iktidar gücünü elinde tutan ve her koşulda birinci parti konumunda olacak AKP´ye çevirdi
Tarih: 2.11.2015 15:35:37/ 1009okunma / 0yorum

AKP´nin nasıl olup da o her seçimde partilerin oy dağılımını yüzdelik noktasına kadar tahmin edebilen kamuoyu araştırma kuruluşlarını dahi ters köşeye yatırıp´ böylesine büyük sıçrama yaptığı belki de tam olarak anlaşılamayacak. Sürprizin kerameti nerededir, sandıklarda mıdır yoksa gerçekten yurttaşın üç beş ay içerisinde fikrini değiştirip yeniden iktidar partisine güven duymaya başlamasında mıdır, bu soru uzun süre akılları meşgul edecek.

Sonuçların ‘sürpriz´ sayılacak üst oranlarını bir tarafa bırakırsak hemen herkes AKP´nin seçimleri önde bitireceğini kabul etmişti baştan. Üç parti de son haftalarda olası bir koalisyon için kapılarını hatta gönüllerini açık tuttukları mesajları vermişlerdi. Olan sadece tek başına iktidara gelmesinin ötesinde, AKP´nin neredeyse tek başına anayasa değiştirebilecek bir çoğunluğa yaklaşan bir sandalye sayısını yakalayabilme noktasına gelebilmesidir. Eğer HDP yüzde bir ya da daha az oy oranından mahrum kalıp baraj altına itilseydi bugün AKP başkanlık sistemini kısa sürede Anayasa´ya sokacak bir güce sahip olabilirdi.

Şunu kabul etmek gerekir ki hangi faktörleri öne çıkarmaya çalışırsanız çalışınız AKP 7 Haziran´dan sonra hatırı sayılı bir ivme yaratmayı başarmıştır. Bu ivmenin temelinde de gerçekten geçen gün bu sütunlarda ‘pek tekin bir kavram olmadığına´ dikkat çektiğimiz, ancak seçmenin kendince prim verdiği anlaşılan ‘istikrar´ arayışı yatmaktadır.

Seçmen için ne demektir istikrar? Kısacası “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmamak” düşüncesidir. Geriye dönüp baktığımızda da bu kaygı ilk kez böylesine sarmalamamıştır halkımızı 1950´den bu yana. En sıkıntılı ve beceriksizliklerin boy verdiği dönemlerde dahi iktidar partisine seçmen avans üstüne avans vererek destek olmuş, muhalefetin halktan ve ezilenden yana ortaya koyduğu cesur kimi projeleri görmezden gelmeyi yeğlemiştir. Örneğin Ecevit´in çalışanı ve üreticiyi, topraksız köylüyü refaha yöneltecek halk iktidarı söylemleri, varolanı da yitirmek kaygısını taşıyan halk katmanlarınca o zamanlar kabul edilir görülmemiştir.

Bir de 1982 Anayasa referandumunun sonucunu anımsayalım: Yüzde 92 kabul oyu veren halk sadece askerin silahından korkusu ile mi Evren ve darbeci kadroya böyle bir rağbet göstermiştir ? O zaman daha da çarpıcı bir kaygı vardı halkta… Anarşinin, terörün korkusu ile 12 Eylül rejiminin getirdiği ‘istikrar´ ortamı sayesinde can korkusundan uzakta yaşamanın tercihini yapıyordu.

Evet, bugün için de ‘istikrar´ ve yaşamsal güvenlik kaygısı öne çıktı büyük ölçüde ve seçmen kitlesi yönünü iktidar gücünü elinde tutan ve her koşulda birinci parti konumunda olacak AKP´ye çevirdi.

Denilebiir ki 7 Haziran´dan sonra artan terör olaylarının bu hale gelmesinde AKP´nin kimi büyük yanlışlar yapmasının da rolü bulunmaktadır. Bu elbette doğrudur ancak PKK´nın gecikmeli de olsa eziliyor ve yok ediliyor noktasına getiriliyor olması, o soyut ‘istikrar´ kavramının geleceğe yönelik umutlarını da harekete geçirmiştir. AKP´nin birden Çözüm Süreci´nden cayarak silahlı terör örgütüne karşı harekete geçiyor görünmesi bir seçim taktiği olarak açıkça sırıtsa da halk olayın bu yönünü önemsememiş, seçim sonuçlarına dikkatle bakılırsa sadece sonuç bölümünü dikkate almıştır.

Kabul etmek zorundayız ki o pek de tekin olmayan ‘istikrar´ kavramının bir siyasal silah olarak bu denli rahat kullanılması, sonuç vermesinin sağlanması elbette kaygı vericidir. Zira bu durum halkımızın ne denli güvensiz bir ortamda yaşamakta olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Kendi geleceğini teslim ettiği siyasal iktidarlarla büyük ölçüde böylesine ‘şantaj´ ilişkisi içerisine giriyor olması, “Ya oy verirsin ya da…” tehdidine boyun eğerek belirsizliklerle dolu bir düzene rıza göstermesi ne demokrası ile, ne siyasal ahlakla ne de hukuk düzeni ile bağdaşır.

Ama bu alışverişin tek sorumlusu iktidar partisi değildir. Halkın karşısına ciddi ve güvenilir bir seçenek olarak çıkamayan diğer siyasal partiler de sorumludur. Özellikle de halkın % 25 oy desteği ile ayakta tuttuğu Cumhuriyet Halk Partisi kendisine düşen tarihsel görevleri yerine getiremediği için sorumluluğun büyük bölümünü üstlenmelidir.

Deyim yerinde ise ‘savaşta barışta, karda kışta, yoklukta ve varlıkta´ halkın birkaç puan altta ya da üstte, önemli ve değişmez oyunu alarak varlığını sürdüren Cumhuriyet Halk Partisi´nin ‘yeni´ tanımını sırtlayarak yollara düşen yöneticileri son birkaç seçimde yaptıkları hataları fazlası ile 1 Kasım´da da yinelemişlerdir. Başta Altıok olmak üzere, dokularından silinip atılamayacak Atatürk Cumhuriyeti kazanımlarının sorumluluğunu görmezden gelmişler, partiyi AKP ile aynı minderde güreşen bir kimliksiz yapıya yöneltmeye kalkışmışlar, daha da ileri gidip ulusalcı ilkeleri bir kenara iterek PKK´nın siyasal uzantıları ile kolkola girercesine ilişkiler kurmuşlardır.

Ayrıca Türkiye´yi bir şeriat devletine dönüştürmeye girişen iktidar partisinin önüne ‘laiklik´ duvarını çekmekten adeta korkmuşlardır. Nedeni ise CHP´nin geçmişteki oy kaybını ve seçim kazanamamasını bu ilkelere ve duruşlara bağlama gafletine düşmeleridir. Ama artık açıkça anlaşılmaktadır ki CHP´nin kendi ilkelerinden ödün veriyor oluşu da sandıklarda ekstra oya dönüşmemektedir.

Aksine bu durum CHP´yi tüm toplum katmanları nezdindeki tarihsel saygınlığından da yoksun bırakmaktadır. Saygınlığı olmayan bir siyasal hareketin seçenek olması ve daha istikrarlı bir ulusal düzen kurmaya aday olarak görülmesi de olanak dışıdır. Eğer daha önce de vurguladığımız gibi AKP ve benzeri hareketler karşısında “ağırlıklı ve saygın bir güç” yaratılamaz ise bugünkü bozuk ve tehlikeli gidiş sürüp gidecektir.

Ülkemizde “istikrar”lı toplum düzeni gerçekten olumlu anlamda kurulacaksa bunun yolu, ilkeli ve siyasal ahlak sahibi, ulusal çıkarları her türlü siyasal entrikaların üstünde gören kadroların iktidara gelmesinden geçer. Halkımızın düne kadar büyük umutlar bağladığı Cumhuriyet Halk Partisinin var olan gücünü bu yoldan ortaya koymaması için bir neden yoktur. Yeter ki 1 Kasım seçimlerinin sonucundan yeterince ders alınsın!








Kaynak: ÖZEL HABER

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
Telefon
Güvenlik *
Yenile
Yorumunuz *
YENİ ADANA´NIN 100. YILINDA GELECEĞE BAKMAK
YENİ ADANA´NIN 100. YILINDA GELECEĞE BAKMAK
YENİ ADANA geçmişten gelen sorumlulukların ağırlığını omuzlarında hissederek Yeni Yüzyılı´na başlıyor. Dokularındaki ‘programa´ sadık kalarak her türlü zorluğa göğüs germeye, görevlerini eksiksiz yerine getirmeye çaba gösterecektir
DERDİMİZ YÜZDE ÜÇ OY ARTIŞI YA DA CHP´NİN İÇ MUHALEFETİNİN SONLANMASI MI İDİ?
DERDİMİZ YÜZDE ÜÇ OY ARTIŞI YA DA CHP´NİN İÇ MUHALEFETİNİN SONLANMASI MI İDİ?
Cumhuriyet Halk Partisi´nin geçmişinde kökleşmiş devrimci ve atılımcı dinamikler, her zaman ülkeyi ve ulusu yeni boyutlara, daha ileri hedeflere yöneltmekten geri durmayan refleksleri harekete geçecektir. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihsel sorumluluğunu kavramış kadroların kendi içinden çıkması sürecini yeniden yaşayacak, Atatürk Türkiye´sinin dümenlerinin başında yerini alacaktır.
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
BASINDA SANSÜR VE KİNDAR, DİNDAR AMA İDRAKSİZ NESİLLER
Bir kez daha altını çizelim: Sansürlenme bir alanda başladı mı bunun sonu nerede gelir bilinemez. Bilimsel alandaki sansürü, yaşamımızın her alanına yöneltilmiş bir tehdit olarak görmedikçe, ayrıca hepsinin öncülü olarak basındaki sansürün derin anlamını kavramadıkça, gelecekteki gençliğimizin hem kindar, hem dindar hem de iktidar yetkilisinin itiraf ettiği üzere, idraksiz bir nesil olarak yetişmesine rıza göstermiş olacağımızı bilmeliyiz.
 PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
PENSİLVANYA´NIN VE KANDİL´İN YOLUNU KİMLER YOL ETTİ?
Bugün eğer Kılıçdaroğlu´nun yürüyüş kervanına bu unsurlar da isimsiz ya da isimli katılıyor, sokağa dökülmüş bir muhalefet gösterisinde pay kapıyorlarsa, bunun sorumlusu elbette baştan sona AKP ikidarının yetkili kişileridir. Kandil´in de Pensilvanya´nın yolunu zaman zaman bulan ya da orayı yol edenlerle işbirliği yapan iktidar sorumlularıdır.
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
ADALET YÜRÜYÜŞÜ NEREYE KADAR?
Kılıçdaroğlu´nun AKP iktidarının köklü rejim değişikliğine gitme heveslerine, hesaplarına ve hamlelerine karşı tam yerinde ve zamanında önlem alamadığı, hep uzlaşmacı ve çekingen davrandığı geçmişini dikkate alırsak, bu kez de sadece soyut ADALET kavramı adına çıktığı yürüyüşte de çok büyük toplumsal ve siyasal enerjiyi heder edeceği kuşkusunu duymaktan kendimizi alamıyoruz
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
MONŞER DEDİKLERİ DİPLOMATLARIMIZI ÖZLEMEK…
Güçlü, saygın ve ulusal çıkar temelli geleneksel dış politikalarımızın darmadağın edilmesine, Arap şeyhlerinin sinsi hesaplaşmalarına ve de Batı Emperyalizminin kanlı ellerine terk edilmesine dur demenin zamanı gelmiş olmalı.
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
AMERİKAN TİPİ BAŞKANLIĞA DA FİT OLMAMAK…
Trump´un kendisinin bir sürü gerçekle örtüşmeyen haberlerle bilgilendirildiği iddialarına yer verilen bir yazıda, Beyaz Saray´daki kimi danışmanların ve görevlilerin başkanın ön yargılarına, hatta paranoya derecesine varan kaygılarına, komplo teorileri merakına uygun düşen yalan yanlış olaylar kurgulayarak çanak tutmasından söz ediliyor.
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
ABD´YE SAVAŞ AÇMAK NE DEMEK, AKSİNE BİZE AÇILMIŞ SAVAŞIN FARKINDA MIYIZ?
Trump´a istendiği kadar PYD´nin terör sabıkasını içeren dosyalar sunulsun, ya da değişik platformlarda temkinli hareketle tüm tehlikelerden uzak kalınacağı varsayılsın, yine Türkiye´ye açılan savaş sürüp gidecek. Böyle bir durumda dahi bizim kimseye savaş açacak şansımız yakın gelecek için zaten görülmüyor. Bu bağlamda da herhalde Başbakan Yıldırım bu açmazın itirafını yapmış oluyor şimdiden...
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
CUMHURİYET HALK PARTİSİ´NİN KAPISI ÖNÜNE KİMLER KONMALI ACABA?
Müdafa-I Hukuk günlerinden başlayan uzun yüzyıllık koşusunda Cumhuriyet Halk Partisi en umulmadık yöneticisini bile kişilerin keyfine göre değil kurumsal işleyişleri çerçevesinde gerektiğinde koltuğundan indirmesini bilmiş bir organizmadır. Bunu gözden kaçırmış olanlar varsa CHP´nin tarihine bir zahmet dönüp baksınlar deriz.
 SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
SORUN ´EVET´ VE ´HAYIR´ İLE SINIRLI DEĞİL
Böyle bir referandumun yapılıyor oluşu bile Türkiye´de artık yukarıda sözünü ettiğimiz olumsuz dönüşümlerin ne noktaya taşındığının kanıtı olarak görülmelidir. 16 Nisan oylaması nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Türkiye şu anda bile başkalaştırılmış durumdadır
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 NİSAN´DA NEYİ OYLAYACAĞIMIZI NE KADAR BİLİYORUZ?
16 Nisan´da vereceğimiz kararlar her ne kadar ülkemizin, Cumhuriyet´imizin ve de ulusumuzun bekasını ilgilendiriyor olsa da, gerektiğince sağlıklı ve bilinçle verilmiş olmama olasılığını taşımaktadır. Bu da Türkiye´yi, hukukun üstünlüğünün reddedildiği ve parlamenter demokrasinin rafa kaldırıldığı, dolayısı ile Cumhuriyet rejiminin yok edildiği bir sonuca götürme tehlikesini doğurmaktadır.
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
ZAMAN ZAMAN BİRKAÇ ŞEHİT VERMEK!
Ankara´nın beş yılı aşkın süredir çelişkili, ulusal çıkarları ve güvenlik kaygılarını dikkate almadan yürüttüğü Suriye politikasının hesabını kim sormalıdır? Elbette parlamento ! Hem de en fazla ve öncelikle parlamentonun iktidar kanadı…
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
VESAYETTEN KURTULMAKMIŞ, KİM İNANIR BUNA?
AKP´nin tasarladığı ve şu sıralar komisyon´daki ‘esaslı bir anayasa değişikliği´ teklifinin, içeriğiyle ele alındığında, sadece mevhum ‘vesayet odaklarını´ tasfiye etme hesabıyla ortaya çıkarılan masum bir girişim olmadığı çok açıktır.
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
ANAYASA TEKLİFİNDE CUMHURİYET REJİMİNİ NEYE DÖNÜŞTÜRMEK HEDEFLENİYOR?
Sakıncaları ayrıntılarda gizli olan rejim değişikliği girişimi söz konusu. Öyle ki bunu ‘mini ya da sınırlı´ tanımları ile geçiştirmek olası değil.... Asıl büyük tehlikenin Türkiye´de Cumhuriyet rejiminin ortadan kaldırılmasında kullanılan yöntemde olduğunu da kavramak gerekmekte...
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
CHP´NİN ADANA MİTİNGİNDEN ALINACAK DERSLER VAR
Diktaya giden son dönemeçte Cumhuriyet Halk Partililer önce kendi iç sorunlarını, Atatürk Cumhuriyetini yeterince koruma ve kollama kararlılığında yoksun yönetim kademelerini hizaya getirerek çözmek ve de yüklenilen Cumhuriyet ve ülke bütünlüğü sorumluluklarına her kademede sahip çıkıp gereğini yapmak gibi bir görev üstlenmek zorundadırlar. Adana Mitinginden çıkarılacak ders bu olmalıdır.
TAKILAN YPG ARMASI MI, TÜRKİYE´NİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRMENİN PROVASI MI ?
TAKILAN YPG ARMASI MI, TÜRKİYE´NİN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRMENİN PROVASI MI ?
Bay Büyükelçi istediği kadar YPG armalarını Amerikan askerlerinin bireysel dostluk nişanesi olarak taktığını ileri sürsün. Buna inanmak safdillik olur.
   PARLAMENTER DEMOKRASİ´NİN BAĞRINA HANÇER DAYANMIŞKEN
PARLAMENTER DEMOKRASİ´NİN BAĞRINA HANÇER DAYANMIŞKEN
“Bir hükümetin meşruiyeti sadece menşeinde, yani iktidara gelişinde değil, iktidarda da kendisini bu mevkie getiren Anayasaya riayeti ve Millet efkarı, ordu, kaza ve ilim müesseseleri gibi müesseselerle işbirliği yaparak, Hukuk içinde yaşaması ile ve devamı ile mümkündür.”(*)
AKP´Yİ YÖNETENLER VE BUNLARA BOYUN EĞENLER DE  SORUMLULUKLARININ FARKINDA MI?
AKP´Yİ YÖNETENLER VE BUNLARA BOYUN EĞENLER DE SORUMLULUKLARININ FARKINDA MI?
Gerçekte AKP yöneticileri bir yandan ‘millet ne derse o olur´ diyerek kontrolsüz, kuralsız bir keyfi rejim modeline kılıf hazırlarlarken, bir yandan da kendi iç yapılarında dahi demokratik işleyişleri durdurma, bunları yok sayma yoluyla bir oldu bitti arayışına giremezler.
 “GEÇİŞ KANLI MI KANSIZ MI, SERT Mİ YUMUŞAK YA DA TATLI MI OLACAK?”
“GEÇİŞ KANLI MI KANSIZ MI, SERT Mİ YUMUŞAK YA DA TATLI MI OLACAK?”
Kılıçdaroğlu´nun bir çağrı, niyet ya da temenni niteliği taşımayan, sadece gelecekteki vahim koşulların habercisi sayılabilecek sözleri hakkında soruşturma başlatacağına Başsavcı, yaşanmakta olan Anayasa´yı fiilen “tebdil, tağyir ve ilga” etme eylemi için harekete geçmeliydi.
   LAİKLİĞİ TWİTLERLE – KUŞ CIVILTILARI İLE – KORUMAYA KALKIŞMAK!
LAİKLİĞİ TWİTLERLE – KUŞ CIVILTILARI İLE – KORUMAYA KALKIŞMAK!
Bu ciddi tehdidin ortaya yenilerde çıkışının nedeni çok açık aslında. Türkiye´nin ve Türk ulusunun çağdaşlaşma hamlelerine ödünsüz sahip çıkan bir siyasal yapı ve bunun altyapısını oluşturan halk katmanları ve seçmen kitlesi vardı yakın geçmişe kadar.
PKK´YI GERÇEKTEN YENDİK Mİ DERSİNİZ?
PKK´YI GERÇEKTEN YENDİK Mİ DERSİNİZ?
Yakılmış, yıkılmış kentlerimiz; bombalı tuzaklar yüzünden evinden yurdundan edilmiş yurttaşlarımız; onca şehidimiz, öksüz yetim kalmış yavrularımız, tehlikelerden ve tehditlerden korunamayan ülkemiz, çepeçevre düşmanlıklarla kuşatılmış Türkiye´miz ve içten vurulan sahipsiz ulusumuz… Sonuçta gerçek tablo bu
BUGÜN 23 NİSAN: ULUSAL EGEMENLİĞİMİZE EL KONULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ
BUGÜN 23 NİSAN: ULUSAL EGEMENLİĞİMİZE EL KONULMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ
Ulusal iradeyi temsil ettiği yanılsamalarıyla beslenen ve kişisel otorite tahakkümüne dayalı oldubittilere, benzeri ancak 1930´ların diktatörlükler Avrupa´sının yıkıntıları arasında aranıp bulunabilecek bir dikta rejiminin hayallerine karşı uyanık olmalıyız
ERDOĞAN´IN DEMOKRASİ VAADİ Mİ? BUNU BİR DURUP DÜŞÜNELİM…
ERDOĞAN´IN DEMOKRASİ VAADİ Mİ? BUNU BİR DURUP DÜŞÜNELİM…
Cumhurbaşkanı Erdoğan´a göreve demokrasi vaadiyle geldiğini hatırlattığını söyleyen Başkan Obama aslında geçmişten bugüne uzanan ve Türkiye açısından karabasandan farksız bir başka tür vaadden ve bunlar karşılığı taahhüt edilen desteklerden bahsediyor.
 BOMBACILAR ELBET YAKALANIR AMA ASIL SORUN YÖNETSEL ANARŞİDEN KURTULAMAMAK
BOMBACILAR ELBET YAKALANIR AMA ASIL SORUN YÖNETSEL ANARŞİDEN KURTULAMAMAK
Yara büyüktür ve çok derinlerdedir. Bu duruma ancak “yönetsel anarşi” tanımı denk düşer. Anarşinin sorumluları ise bunu görmezden gelmeyi seçmişlerdir.
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
2017 SENESİNİ FENA ESKİTTİK
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
CHP TABANA NASIL İNECEK?
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
YÜZYILIN EYLEMİ “YENİ ADANA”
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
BİLDİN Mİ IĞDIRLI HASAN ONBAŞIYI
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
BAŞLANGIÇLARDIR UMUTLARI TAZELEYEN
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULU ÖNDER ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 79. YILDÖNÜMÜNDE ATAMIZI ÖZLEMLE ANIYOR VE ARIYORUZ.
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
EĞİTİM ÖRGÜTLERİNDE ÇATIŞMA
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
FİFA KOKARTLI İLYAS AYAN´A VEFA
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Yüz Yıl...
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
YENİ ADANA GAZETESİNİN 100. YAŞ KUTLAMASI
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ (1)
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
MENEMEN SUİKASTININ YILDÖNÜMÜNDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ´NE KURULAN SUİKASTLERE KARŞI ATATÜRK DÖNEMİNİN VE SONRAKİ SİYASAL İKTİDARLARININ FARKLI TUTUMLARI!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
İKİNCİ YÜZYILA GİRİŞ !
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTELERİ VE NİTELİKLİ AKADEMİK KADRO TALEBİ
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
BAŞ DÖNDÜREN GÜNDEM
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
YENİ ADANA GAZETESİ´NİN 100. KURULUŞ YILI KUTLAMASI, ÖNEMİ VE VERDİĞİ MESAJ
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
VAHİDEDDİN´İN İHANETİ
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
ASRIN TANIĞI YENİ ADANA
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ortadoğuya Bulaşmayın!
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
İLK YARININ SON HAFTASI MUTLU BİTTİ
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
BİZ VE İLİM
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
MODEL VE MODA
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
MANDADAN EVVEL İSTİKLAL
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
HER MAÇ BÖYLE OLMALI
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
KÖR, SAĞIR ve İKTİDARSIZ BİR NESİL YETİŞTİRİYORUZ
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
7 °C
Pazartesi
6 °C
Salı
7 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-12/27/1318540403036.jpg