Biz öğretmenler hep öğrencilerimizin nerede/nasıl olduklarını merak ederiz. Dokuz köyden bir başakasına savrulduğumuz için bir dağnıklık olur. Çalışkan öğrencimizi, yaramaz afacanların hayata nasıl tutunduklarını düşünürüz. Arada bir denk gelen olur. Bazen çıkagelen saçlı sakallı bir adam "Elini öpeyim öğretmenim"der. Gelde çıkar kim olduğunu. Bazen atarım tutar, bazen ıskalarım.
Kaderimizde bir köyde üç yıl çalışmak var. Buna bağlı öğrencilerimizin sayısı çok. Çok zeki öğrencilerimizin ne olduğunu halen merak ederim. Yozgat Haydarbeyli köyü´nde iki yıl öğretmenlik yaptık. Eşimle birlikte. Çok yoksul köyde çok zeki öğrencilerimiz vardı. Çaresiz bırakıp geldik, ne olduklarını halen düşünürüm.
Karaisalı Karayusuflu Köyü ilk görev yerimiz. Üç yıl çalıtık, bizden bekleneni verebildiğimize inanıyoruz. Okul kaçkını kız/erkek öğrencilere okuma-yazmayı öğretip, diploma almalarına özen gösterdik.
Belleğimizde iz bırakan bir başka köy Ceyhan Kürtmahmutlu (Akdam)köyü oldu. Çok candan dostlar, sevecen öğrencilerimiz vardı. Eşim Sevim Yahşi, öğretmen arkadaşımız Tülin Sönmez ile birlikte verimli bir dönem geçirdik. Üç yılda emeğimizin karşılığını aldığımızı ilerleyen yıllarda ayırımına vardık. Köyde okul yeni, köylü ilgiliydi. Okulun ve köy mezarlığının etrafına dikilen okalüptüs fidanlarını öğrencilerimiz bahçede kendileri yetiştirdi. Okulda kurulan kooperatif adına fidanlar bedel karşılığı köylüye satıldı. Çocuklar üretmeyi, ürettiğini satmayı okulda öğrendiklerini 46 yıl sonra bize aktardılar.
Adana´da denk gelen öğrencilerimizin çoğu ağır vasıta sürücüsü veya muvinlik yapıyorlardı. Hal hatır sorma mutluluğunu tadarım ama buruk ayrılırdık. İçimden "Hiç mi okuyan yok,hiç mi işsahibi olmazlar" diye yorumlardım.
Bir gün işyerine bir öğrencimin geldiğini söylediler. Mavi gözlü, şişman ak saçlı bir adam. Gelde çıkar.
"Öğretmenim elini öpeyim, ben Kenan Elbasan" dedi. Sevindim, babasını ve tüm ailesinin desteğini gördük. Tüm köylünün olduğu gibi. Sanayici olduğunu, Osmaniye yolunda firezden sanayi odunu ürettiğini söyledi. Açıktan "Hele şükür" dedim.
İşte sözünü ettiğim bu köyde okuttuğumuz, okul kooperatifinden görev alan öğrencilerimiz bizi yemeğe çağırdılar. Dünyalar bizim oldu. Eşimin en mutlu olduğu gecelerden biriydi. Ramazan Çoğalan ud çaldı, diğerleri söyledi. Ramazan Çoğalan ve Kenan Elbasan Düziçi Öğretmen Okulu´na gönderdiğim öğrencilerim. Diğerleri emekli öğretmen, işçi emeklisi halen tarımla uğraşdıklarını eklediler.
Köyün delisini/velisini bir bir ortaya döktüler. Okulda söylemediklerini yüzümüze aktardılar. Neler yaptığımızı dillendirdiler.
Düşündüm, belleğimi zorladım. 46 yıl sonrada olsa bu öğrencilerimizin adam olacakları belliydi. Öncü çocuklardı, yolları açık olsun. Yemeğe Ramazan Çoğalan, Hülyü Çoğalan, Kenan Elbasan, Ali Songün, Nihat Koçak, Ramazan Yeşilot, Cengiz Cana, Nail Akdağ, Yusuf Arslan katıldılar. Tülin öğretmenin yemeğe son ana kadar geleceğini beklediler. Yolları açık olsun öğrencilerimizin.
