Telefon günlük yaşamımızın bir parçası haline geldi. Sabit telefonları iptal ettik. Her görüşmemizi artık cep telefonundan yapıyoruz. Çok önemli ve herkesin kullanılması gereken hayati bir iletişim aracı. Bazen evde unutuyoruz, o gün birazda dinleneyim diye içimizden geçirdiğimiz oluyor. Telefonu elimize aldığımızda ayrıntılı notları görebiliyor ve okuyabiliyoruz.
Toplu taşıma araçlarında bir not görüyoruz. "Şoförle konuşmayın. Uzun süre telefon konuşması yapmayın ve yüksek sesle konuşmayın" gibi. Gençler telefonla oyun oynuyorlar. Birileriyle konuşuyorlar. Bunlara alıştık. Öyle ki karşısında birileri olmadan konuşuyor süsü verenler var. Bunlarıda hoş görüyoruz. İnsanlar bir şekilde zamaan geçiriyorlar.
Bazı ergin insanların yüksek sesle, toplu taşıma araçlarında uzun süre konuşması sıkıcı oluyor. Bizlere bunlar "Göbeğini kaşıyan adam" gibi geliyor.
Halk otobüsüne bindik adam telefonu açtı. Kesintisiz yarım saat yüksek sesle konuşuyor. Adamı tanımıyoruz. Gayet rahat konuşuyor. Konuştukları aile sırrı olmaktan çıktı. Karşıdan ses geliyor, otobüste yirmi kişi ortaklaşa sabırla dinlemek zorunda kalıyoruz. Neler söylemiyor ki:" Yahu niye aramıyorsun. Gel bir gün sohbet edelim. Doğrusu çok özledim. Hiç sorma hiç televizyon izlemiyorum. O mahalle teksas gibi olmuş. Gazete okumuyorum. Kafam çok rahat. Müteahhitlerin işi şimdi çok güzel. Birinci sınıf iş yapıyorlar. Ondan kaygın olmasın. Cep telefonu iyi olmadı. Eskiden yakınlarımızla sık görüşmüyorduk, kafamız rahattı. Şimdi öyle mi ya?
Dün gelin telefon açtı. Bazı istekleri vardı, onları sıraladı" diye aralıksız konuştu. Karşıya söz hakkı vermedi. Söyleyecekleri olduğunu bir gün gelip sohbet etmesi gerektiğini ekledi. Özetlediğim bu sohbetten öte neler konuşmadı ki. Halen yanına gelmesini sohbet etmeleri gereektiğini tekrar ediyor. Konuşacak ne kaldı ki?
Cep telefonu gereksiz demiyoruz. Yerinde kullanmak varken. Yolcunun cep telefonu çalıyor: "Hemen iniyorum" diyor. Bir başkası: "Yoldayım geliyorum"diyor. Bir başkasına karşı taraf nerede olduğunu soruyor. "Hiç sorma Ceyhan´da işim vardı, oraya gidiyorum" diyor. Oysa yolcu yanımızda Tellidere´den bindi 100 Yıl Mahallesi´ne gidiyor. Tüm durumları hoş görüyoruz da, gür sesle uzun süre konuşmalar sıkıcı oluyor.
Yinede yaşasın toplu taşıma diyoruz.
KALDIRIM TAŞLARI ÖYLE
KALMAK ZORUNDA MI?
Şehir merkezinde kaldırım taşlarının yerinde oynadığı ve bazılarının kaybolduğunu görürüz. Aklımdan öyle geçer. Buralar bozuk bırakılmak zorunda mı? Öyle ya birileri çarpıp kazaya neden olmuştur. Keşif yapılacak, bilirkişiler rapor hazırlayacak, deliller işe yarayacak. Böyle düşünürüz. Bazı yerler uzun süre bırakılınca kuşkumuz artar. Önemsenmiyor veya göze çarpmıyor. Özler Caddesi Tahtalı Cami güney tarafında böyle bir bozuk yer var. Aylardan beri taşlar yerinden çıkmış ve kazaya neden olabilir.
Diğer bir arızada Kurttepe Veteriner Hekimliği bahçesinin güney doğu tarafında, elektrik veya telefon kabininin bitişiğinde açıklık var. Bu boşluktan sabahları büyük farelerin çıktığına zaman zaman tanık oluyoruz. Eli mala tutan, bir el arabası harçla bu arızalar giderilir diye düşündük. Bizden söylemesi.