|
Yazarlar
» Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
|
BAYRAM KEBABI
Tarih: 31.8.2017 13:33:14
/ 390okunma / 6yorum
|
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
|
Belki de güne dek yediğim en güzel kebaptı bayram kebapları. Yılda iki kez bulabiliyordum. Çünkü sadece dini bayramlarda ve bayram yerinde hazırlanıyordu. Ciğer değil, böbrek değil, tike (kuşbaşı) değil bahsettiğim kebap. Zaten bizim gibi doğarken ruhuna Adana Kültürü üflenmiş öz Adanalılar için “kebap” sözcüğünün tek anlamı vardır: kıyma kebap, yani, Adana Kebabı. Ötekilerin hiç biri kebap sayılmazdı. Testi Kebabı diyorlar ya, iyice alerjik geliyor bana. Gerçek adı olsa olsa cerre tava olmalı. Kuşbaşını ilk, Ankara´da, gençlik yaşımın eşiğindeyken duymuş ve iğrenmiştim; şişe dizilmiş kuş kafalarının, gagasıyla, kemiğiyle yeniliyor olması bana çok ters gelmişti. Bayram yerinde, camekanlı arabasıyla ve temiz önlüğü ile güven duyduğum genç kebapçı 60 kuruşa veriyordu sokumunu. Sokum derdik, zamanla dürüm oldu. Aralarındaki tek fark, o zamankiler çağal çakıl) ekmeğiydi, şimdikiler pide yahut lavaş… İştahsız, yemek özürlü çocuktum. Bayram Kebapçısının mangaldaki kebapları ekonomik boydu. Orta genişlikte şişte, olsa olsa 15 santim uzunluğundaydı. Tam bana göre ölçüydü yani. Tereddütlü yanaştım. Çünkü babam dışarıda satılan yiyeceklerin mikroplu olduğuna inandırmıştı. Gerçi arkadaşlarım alabildikleri her şeyi iştahla yer, hiç de hasta olmazlardı. Uzun süre izledim seyyar kebapçıyı. Vallahi temizdi. Eti, kıyması cam içindeydi. Ekmek örtülüydü. İncelemeyi sürdürürken burnuma gelen dumanın esiri oldum. Bana adeta “Ye bu kebaptan, ye!..” diyordu. Benim kebap şişten çekilip yağlanmış çağal ekmeğine koparıla koparıla dizildi. Üstüne sumaklı-maydanozlu soğan. Arzum üzerine nane. Tam saracakken sordu kebapçı: eşki de istiyon mu? Eşki, ekşi´nin kebapçıcasıdır. İstedim; hemen bir turunç kaptı, acele acele soyup ikiye bölerek sokum üstüne uzunlamasına hareketle sıktı. Şimdi ben o minyatür kebabın lezzetini anlatmaya kalksam, kuşkum yok, hemen 65 yıl gerideki Kuşdili Sahasına giderek bayram kebabı yemek isteyeceksiniz. Böyle bir mabalı (vebal mi diyorlar) taşıyamam. Kuşdili Sahası, Atatürk Caddesi üstünde, şimdi yıkılmış olan Sabancı Apartmanının bulunduğu alan ve kuzeyindeki alabildiğine boşluktu. Filesiz iki kale ve tesviye ile futbol sahası haline getirilmişti. Seyhanspor antrenmanlarını burada yapardı. Çocuklarım küçükken bayram yeri halen vardı. Ne zaman tedavülden kalktı, bilmiyorum. Sonuncusu, Sabancı Kültür Sitesi´nin yerindeydi galiba. Ondan önceki de yeni İstasyonun karşısındaki Demirspor Sahası dediğimiz boşluktaydı. Bayramların “bayram” olduğu zamanlarda bayram yeri de “bayram yeri” gibi olurdu. Çocuklu ailelerin belki de tamamı bayram yerine gelmek zorunda olduğu için aşırı kalabalıktı. Genelleme yapacağım; ziyaretçiler ya çocuk ya da yaşlıydı. Küçükleri bayram yerine götürme görevi daha çok dedelere, dedesiz evlerde de nenelere düşerdi. Bayram kebabı, bayramlarda mutlaka aklıma düşer. Ama kebap dışında da çoook şey olurdu bayram yeri çadırlarında, dolaplarında, tezgahlarında… Bunlara da bir sonraki yazıda el atarız nasipse. İçim rahat değil, ruhum daralıyor. Hasta yatağındaki Ümit Meleğim gülümsemeye çalışıyor ama hali yok. İnşallah iyileşecek. İyileşmesi ümidine sarılarak Bayramınızı en içten dileklerle kutluyor saygılar sunuyorum.
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Yorumunuz *
Lütfen Yorum Yazınız.
Yazarın Diğer Yazıları
SİNSİN (29 Ağustos 2017 - Salı)
TAPIK (30 Temmuz 2017 - Pazar)
KARGI (11 Haziran 2017 - Pazar)
KERPİÇ (28 Mayıs 2017 - Pazar)
MÜHÜR (23 Nisan 2017 - Pazar)
|
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
Bugün
23 °C
Pazar
22 °C
Pazartesi
22 °C
|