(DEFTER) Büyükelçi Hasan Sevilir AŞAN


KİTLESEL BEYİN GÖÇÜ

“Beyin göçünün önüne geçemeyen ülkelerin bir gün beyin ölümüne maruz kalabileceği hesaba katılmalı”


Bilim insanları, doktor, mühendis ve bilişimciler ile eğitim için çok sayıda öğrencimizin ve her alandan insanlarımızın yurt dışı arayışı neredeyse kitlesel mesleki göçlere dönüşmek üzere.
Son yıllardaki vasıflı insan gücümüzün daha iyi koşullarda, özgürce yaşayacaklarını, gelecek kaygısı duymayacaklarını düşündükleri gelişmiş ülkelere göçü alarm veren düzeye ulaştı.
Bu gidişatı, siyaseten en üst düzeyden gelen “giderlerse gitsinler” öfke söyleminin körüklediği aşikârdır.
Daha önceleri yaşanan yeni mezun ve pratisyen ağırlıklı hekim göçü kervanına şimdilerde uzman hekim ve veteriner hekimlerin de katıldığı görülmekte.
Büyük kaynak ve emek harcanarak yaratılan beyin gücünü göçe iten ekonomik sıkıntılar, işsizlik, şiddet ve gelecek endişesi giderilmedikçe geri dönüşlerin sağlanamayacağı ve göçün artarak devam edeceğinden korkulmakta.


BEYİN GÜCÜ
İnsanların gelecek endişesi içinde kendilerini daha güvende hissedebilecekleri ülkelere göçü günümüzün bir gerçeği.
Bu gerçek gelişmekte olan ülkelerin canını yakarken, göç kabul eden gelişmiş ülkeler için talih kuşu sayılmakta. Nitelikli göç birileri için milli servet kaybıyken birileri için de büyük kazanımdır.
Büyük özveri ve külfetle eğitilip, yetiştirilen insanların kendi toplumuna hizmet sunmak yerine, umutlarını dışarılarda aramak zorunda bırakılması milli servetin heba edilmesi anlamına gelir.
Toplumsal maliyeti görünenden yüksek olan bu çarpıklık, ülke bekasını da yakından ilgilendirir.


TÜRKİYE
1960’lı yıllarda başlayan emek göçü, darbeler ve siyasi ve ekonomik buhran dönemlerinde nitelikli beyin göçüne dönüşmüştü.
Bir tespite göre bu süreçte yüksek mesleki eğitim görmüş her yüz kişiden 60’ı göçle kaybedilmiştir.
Sadece son birkaç yıl içinde yaklaşık 250 bin vasıflı nüfus ve aydının Türkiye’den ayrıldığı tahmin ediliyor.
Resmi verilere göre her yıl sayıları yüz binleri aşan göç yaşanmakta olup, TÜİK 2019 yılında tüm mesleklerden 330 bin kişinin yurt dışına göçtüğünü kaydetmişti.
Geçtiğimiz yıl içinde üç bine yakın uzman doktorun yurt dışına yerleştiği, bu yıl bunlara veteriner hekimlerin de eklendiği görülmekte.
Geçen yıl Avrupa Birliği ülkelerine iltica eden vatandaş sayısının 30 bini aştığı rapor edilmişti.
Gençler arası işsizliğin yüzde 40’ı aştığı, 18-29 yaş grubunun yüzde 76’sının yurtdışına yerleşmeye sıcak baktığı, dışarıya göç edenlerin oranının yüzde 97 arttığı hesaplanmakta.
Ne acıdır ki daha iyi bir gelecek, daha huzurlu bir yaşam, adalet ve eşitlik arayışı içinde yurt dışına göç etmek isteyen gençlerin yüzde 77’si torpilin yetenekten daha etkili olduğuna inanmakta.
UNESCO verilerinde Türkiye’den her yıl 50 bin öğrencinin yurt dışına gittiği kaydedilirken, çoğunluğunun dönmeyi düşünmediği, beyin göçünün lise düzeyine indiği iddia edilmekte.
AB çevrelerinin, Türklerin siyasi baskı, adaletsizlik ve olumsuz ekonomi koşullarından kaçmakta olduğu yorumları artık sır değil.
Almanya 2021’de sekiz bin, 2022’de ise 15 binden fazla vatandaşımızın iltica talebinde bulunduğunu, buna sayıları bilinmeyen kaçakların dâhil olmadığını açıklamıştır.
Vatandaşları Almanya’dan iltica talebinde bulunan ülkeler sırasıyla Suriye, Afganistan, Irak ve Türkiye’dir.
Beyin göçüne kucak açan ülkeler ise ABD, Kanada, Avustralya, Güney Afrika, Almanya ve Fransa’dır.
Maalesef her alanda, her meslekten yüzbinlerce insanımızın geleceğini uzaklarda kurma özlemi içinde ilk fırsatta “kapağı dışarıya atma” gayreti içinde, her yolu denediği bilinmekte.


BEYİN GÖÇÜ
Bir ulusun stratejik zenginliklerinden en önde gelenlerinden biri olan beyin gücü göçünün durdurulamaması ve geri dönüşleri için uygun zemin hazırlanamaması halinde katkılarına uzaktan da olsa yararlanmak mümkün olabilir.
Ait olduğu topraklara yeni bilişim ve teknolojik ağlar üzerinden bilgi ve deneyimlerini aktarmalarının yolu aranabilir. Böyle bir kazanım, ancak onları samimi kurumsal kucaklamayla mümkün olabilir.
Aksi halde Türkiye, yetişmiş vasıflı insanları Batı coğrafyalarına sığınıp, geri dönemeyen ülkelerle aynı kefeye konulabilir.
Ülkemiz, iç savaş yaşayan, işgale uğramış, demokratik olmayan İran, Afganistan, Irak, Suriye ve baskıcı dikta rejimleriyle birlikte anılmayı elbette hak etmemektedir.
Beyin göçünü önleyemeyen ülkelerin bir gün beyin ölümüne maruz kalabileceği de unutulmamalıdır.


YAZARLAR

  • Salı 20.3 ° / 12 ° Orta kuvvetli yagmurlu
  • Çarşamba 18.1 ° / 9.9 ° Orta kuvvetli yagmurlu
  • Perşembe 20.8 ° / 8.7 ° Orta kuvvetli yagmurlu
  • BIST 100

    5.104%0,23
  • DOLAR

    19,2911% 0,11
  • EURO

    21,0620% 0,63
  • GRAM ALTIN

    1.241,3% 0,59
  • Ç. ALTIN

    2048,145% 0,59