Bizi Güneşe Çıkardılar: Anarşik Kızlar
Tarih: 5.11.2015 13:26:13 / 878okunma / 0yorum
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı

Bir fotoğrafa bakarken, içinde saklı acıları çoğunlukla göz göremez. Fotoğraf çekimleri acıyı gizlemek içindir aslında. Ya da acıya meydan okumak için. Ancak öyle fotoğraflar vardır ki, gülerek verilen o pozlara rağmen, bulunulan mêkan ve yaşanan bir dönem söz konusu olduğunda, artık bakış algımız çok derinlere, geçmişte acıyla yoğrulmuş bir döneme doğru kayar. O artık bir fotoğraf olmaktan çıkar. Tarih canlanır, bugüne kapısını açar, geleceğe giden yolun da aynası olur.

Dünya halklarının emperyalizme ve sömürülere karşı homurdanmakta olduğu bir dönemde, ABD, Küba Devrimi´ni yıkmak için uğraşırken Vietnam´a asker çıkarır. Bu olay kendi halkını bile isyan ettirir. Böylece ilk antiemperyalist hareketler de başlamış olur. Fransa´da işçi eylemleri ve öğrenci direnişleri öne çıkar, işçi, öğrenci, öğretmen beraber sloganıyla Paris direnir. Çin´deBüyük Proleter Kültür Devrimi´ni gerçekleştiren Mao, batılı gençler için umut olur. 1967´de Bolivya dağlarında vurulan Che Guevara, Mao´dan daha etkili bir başka simge olarak yerini alır. Bu antiemperyalist hareketler birçok ülkede kendini eylemlerle göstermeye başlar.

Bu hareketlilik, emperyalizmin ve sistemin sömürüsüne karşı Türkiye´de de karşılık bulur. Devrimci eylemler, öğrenci ve işçi hareketleriyle kendini gösterir. Deniz Gezmiş de Che gibi halkların özgürlük simgesi olur. Ancak Türkiye´deki bu direniş, egemenlerce 12 Mart Muhtırası ile sonlandırılmaya çalışılır. Yeni rejim, hiç vakit kaybetmeden bu mücadelenin içinde yer alan devrimcilerin peşine düşer. Saklananları, saklayanları, dilden çıkan sakıncalı sözcükleri bile yakalar, vurur, hapse tıkar, yetmez idam eder.

Aysel Sağır´da, Sağmalcılar Cezaevi´nde çekilmiş bu fotoğraf karesinde yer alan 68´in eylemci kadınlarının peşine düşer ve onların birçoğuna ulaşır. Kadınların dilinde o dönemi ve Sağmalcılar Cezaevi´nde yaşadıkları süreci anlatan yazılarını Bizi Güneşe Çıkardılar kitabında buluşturur.

Geleneksel kadın çizgisinin hakim olduğu bir dönemde, orta sınıfa mensup ve çoğu üniversiteli bu kadınların, toplumdaki yerini ve döneme bakışını sorgulatır kitap aslında, Türkiye´de 68 kuşağı kadınlarının feminist akıma öncülük ettiğini de gösterir. Devrim için mücadele edilirken, aşk da sanki bu mücadelenin ışığı olmuştur. Kadının, aile ve toplumun baskısından korunması için, evlilikler de ister istemez mücadelenin içinde dolaylı olarak yerini alır. Ancak öyle aşklar vardır ki o dönem Ülker Akgöl ve Mahir Çayan´ın aşkı. Ve başka başka aşklar... Fakat aşkın üstü nedense hep kapatılmıştır. Aşk ve devrim nasıl da yakışır oysa birbirine. Bugün bile Akgöl, yaşadığı bu aşkın üzerini sıkıca örtmüştür.

Kadının toplumsal yeri ve mücadelesi aslında 12 Mart rejimiyle ivme kazanmıştır. Çoğunluğu oluşturan devrimci erkekler, rejim tarafından köşe bucak aranmaktadır; kadınlar, onları saklamakta, kılık değiştirmek için gerekli malzemeyi temin etmekte, çalışarak parasal destek ve haberleşmeyi sağlamaktadırlar. Ancak bazı kadınların evlerinde saklanan, simge olmuş devrimcilerle yüz yüze gelmedikleri gibi, onları tanımadıkları da anlaşılır.

68 kuşağı tutuklu kadınlarının birçoğu kocalarına “yardım ve yataklık”tan tutuklanmıştır. İşkence görenler de olmuş, görmeyenler de. Bugüne kadar yaşadıkları ve okudukları kitaplar dışında çoğunun gerçek yaşamla tanışmadıkları, halkı ve devleti tanımadıkları anlaşılır. Öyle ki, bazı kadınların, tutuklanabilecekleri hiç akıllarına gelmemiştir.

Kitabı okudukça, dönem itibariyle toplumun en gelişmiş kadınları olan 68 kuşağı kadınları, hapishane koşullarında devlete karşı oldukça güçlü duruş sergilerler. Çoğu işkence görmesine rağmen konuşmaz. Bugüne gelindiğinde bile, hâlâ gizli kalmış şeyleri açıklamak istemedikleri hissedilir. Dilek Türkan Şahin´in Paris´e gitmesi ve Gülten Çayan´la buluşması, aldığı peruklar üzerine kitapta söyledikleri, ifade veren bir tutuklunun kendini korumaya çalışması hissini uyandırır. Bu hissi, kitaptaki birçok kadının anlatımlarında da duyarsınız.

Hapishane koşulları farklıdır ve kader birliği vardır. Bu da doğal olarak dayanışmayı beraberinde getirir. Yaşam koşulları zaten ağır ve acıdır. Bunun üzerine daha acıları yüklenir. Güzeller güzeli, Akgül teyzenin kızı Hatice Alankuş´u cezaevi yönetimi, tıbbi müdahalesini erteleyerek, bir aspirinle geçiştirerek öldürür. Kadınların onu yaşatmak için yazdıkları dilekçeler dikkate alınmaz. Yine de pes etmez kadınlar. Bolca kitap okurlar. Adli tutuklu kadınların çoğuna okuma yazma öğretirler. Bu arada adlilerce 68 kadınlarının adı ‘Anarşik kızlar‘dır. Hapishanenin verdiği kötü yemeklere itiraz ederler. Sonunda anarşik kızlar Askeri Mahkeme tarafından tutuklandıkları için, er sayılırlar ve askerin yediği yemekleri yemeye başlarlar. Türkiye´de böylece ilk kez, 68´in anarşik kızları asker de olurlar!

68´in anarşik kızları cezaevinde gerçek yaşamı öğrenmeye başladıkları gibi toplumdaki yerlerini de sorgulamaya başlarlar. Özellikle bakış açısı ve bilinç düzeyiöne çıkar. Halka karşı yukarıdan bir bakış mı vardır? Füsün Özbilgen´in o dönem içindeki daha net ve samimi yorumları; içselleştirilmemiş, macera arayan gençler, batıdaki akımı taklit mi ediyor, sorusunu usunuza getirir. Halk için gerekli bilinç düzeyi oluşmamasına rağmen, Özbilgen, o dönem hiç tanımadıkları halkı ağır bir şekilde eleştirir de. “Bir de gençlikte ‘en doğru, en haklı benim” tavrı ağır basıyor. Her öğrendiğini hemen doğru kabul ediyorsun ve sen biliyorsun da halk bilmiyor “ah şunlara bir anlatabilsek bak ne biçim değişecek bu toplumdiye düşünüyorsun. O senin bir şeyler anlatmak istediğin halk var ya, seni suya götürür susuz getirir. Öylesine acılarla yoğrulmuş neler yaşamış o insanlar, genlerine işlemiş bazı şeyler. İçinde bulundukları durumdan yakınırlar ama devrim gibi bir işe kalkışmanın daha büyük acılar ve yıkımlar getireceği korkusu ile harekete geçmezler ve seni de bir güzel satabilirler.” Burjuva denecek bir sınıfın içinde yer alanların çoğunun gerek bilinç düzeyi gerekse içselleştiremediği devrim mücadelesinin engeli halk olabilir miydi, sorusu da hemen zihninizi sarar.

İlkay Alptekin Demir sanki bu soruya cevap verir. “İstanbul´dan gidiyorum, halk dostuyum ama tanımıyorum halkı.” Demir´in kitapta şans ve yalnızlık dediği şey Anadolu´da, adli tutuklularla, köylü kadınlarla bambaşka bir hayata başlayarak halkı tanımaya başlamasıdır. “Köylü, yaşanan gerçeklik ile sözün arasındaki mesafenin benden çok daha farkındaydı. Yavaş yavaş bu dili öğrendim ve hiç unutmadım. O günlerden beri benim de hep böyle bir dilim oldu.” Özellikle üç bakış açısından söz eder Demir, “O yıllarda devletin bize bakışıyla, kendimizin bize bakışıyla, halkın bize bakışı arasında fark vardı. Üçü de birbirinden farklıydı. Hapishane yaşamım, halk, toplum, köylüler, işçiler konusundaki kaba, klişe görüşlerimi çok değiştirdi. Kendi kültürüme dışardan bakmayı öğrendim.”

Aysel Sağır, özellikle kadınlar açısından baktığı Bizi Güneşe Çıkardılar kitabında, daha iyi anlaşılması için dönemle ilgili bize kısa bilgiler vermeyi ihmal etmemiş. Öyle sanıyorum ki, kitap okundukça, her bir kadın karakteriyle, hem o dönem hem de içinde bulunduğumuz dönemi de içine alarak başka soruları da peşi sıra getirecektir. Ancak şu bir gerçek ki, 68´in anarşik kızları, bir devrim gerçekleştirmiştir. Eşlerini kendileri seçmiş, cinsel tabuları yıkmak için uğraş vermiş. Hapishanenin ağır koşullarına rağmen dik ve güçlü duruşlarıyla diğer mâhkumları bile etkilemişlerdir. Kadınların gelenekçi kadın çizgisini aşmasına öncülük ederek, daha bilinçli olarak siyasi hareketlerin içinde yer almasını sağlamışlardır.

Sayfa: 33, Füsun Özbilgen

Sayfa: 71,72 İlkay Alptekin Demir

Bizi Güneşe Çıkardılar

Aysel Sağır

Ayrıntı

1.Baskı-2015

(13.08.2015- BirGün Gaz

Anahtar Kelimeler: Bizi, Güneşe, Çıkardılar, Anarşik, Kızlar
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
Telefon
Güvenlik *
Yenile
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Okur Hareketi (26 Mayıs 2016 - Perşembe)
Ölenler Yakınımdır (22 Mart 2016 - Salı)
Şikeste: Hasarlı Ruhlar ve Mekânlar (03 Şubat 2016 - Çarşamba)
ÖYKÜNÜN HAMURUNDA KADIN ELİ (18 Kasım 2015 - Çarşamba)
ANKARA GARI KAN İÇİYORDU (15 Ekim 2015 - Perşembe)
Sus keser mi? (25 Aralık 2014 - Perşembe)
Sayfa:
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
2017 SENESİNİ FENA ESKİTTİK
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
CHP TABANA NASIL İNECEK?
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
“ÇUKUROVA´DAN SESLER”-8 - ALTIN PLAKLI BESTEKÂR KAZIM SANRI
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
BİLDİN Mİ IĞDIRLI HASAN ONBAŞIYI
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
BAŞLANGIÇLARDIR UMUTLARI TAZELEYEN
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
ULU ÖNDER ATATÜRK´ÜN EBEDİYETE İNTİKALİNİN 79. YILDÖNÜMÜNDE ATAMIZI ÖZLEMLE ANIYOR VE ARIYORUZ.
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
EĞİTİM ÖRGÜTLERİNDE ÇATIŞMA
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
FİFA KOKARTLI İLYAS AYAN´A VEFA
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Yüz Yıl...
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
YENİ ADANA GAZETESİNİN 100. YAŞ KUTLAMASI
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ (1)
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
MENEMEN SUİKASTININ YILDÖNÜMÜNDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ´NE KURULAN SUİKASTLERE KARŞI ATATÜRK DÖNEMİNİN VE SONRAKİ SİYASAL İKTİDARLARININ FARKLI TUTUMLARI!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
CUMHURBAŞKANI CEMAL GÜRSEL´İN ABD BÜYÜKELÇİSİNİN KAFASINA GEÇİRDİĞİ ÇUVAL
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTELERİ VE NİTELİKLİ AKADEMİK KADRO TALEBİ
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
BAŞ DÖNDÜREN GÜNDEM
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
Orhan ÖZDEMİR -OBRUK
KENDİ KÜLTÜRÜNDEN KORKMAK
Celal Topkan
Celal Topkan
YENİ YILDA TÜRKİYE´NİN GÜNDEMİ
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
VAHİDEDDİN´İN İHANETİ
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
İlhan ALPER
İlhan ALPER
TOROSLAR´I AŞANLARDAN: KAZIM SANRI
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ortadoğuya Bulaşmayın!
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
Cihat OVALI-SPOR YORUM-PANORAMA
İLK YARININ SON HAFTASI MUTLU BİTTİ
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
BİZ VE İLİM
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
MODEL VE MODA
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
MANDADAN EVVEL İSTİKLAL
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
HER MAÇ BÖYLE OLMALI
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
KÖR, SAĞIR ve İKTİDARSIZ BİR NESİL YETİŞTİRİYORUZ
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
6 °C
Salı
7 °C
Çarşamba
10 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-12/27/1318540403036.jpg