mutfağımızda sıra sıra dizili kap kacağımız,
altına yakılan odunla içinde killi su kaynatılarak çamaşır yıkanan isli bakır kazan,
inatçı çamaşırları yola getiren tahta ´çamaşur tokaci´,
anamın keyifli bir anında bize ´daş ekmegi´ veya ´yuğha ekmegi´ yapmak üzere duvardan indirip üzerinde ekmek pişirdiği ince, kambur sac,
tavanda asılı duran yoğurt torbası,
irili ufaklı, sırlı, sırsız, peynir, yağ, kavurma, tuz, un, fasulye, mercimek, pirinç, bulgur, dövme, pekmez, kesme, pestil, ceviz, kuru üzüm küpleri,
süpürgenin yanında tembel tembel uyuyan kedimiz Mestan.
´Ula oğlım, niye ağlisan, niye eşeg kimi zırlisan? Madam ki Dacig çocığlar seni dögdi, sen de yerden niye bi daş alıp kafalarına çalmadın? Oğh olsın! Oğheş olsın! Keşke bi de ayağın kıraydilar ki aklın başan geleydi. Hade gel, gel tulumbadan su çekım, elın yüzın eyicene yığha, bu da sahan ders olsın ki bi daha sen sahan, yalavuz başan, gizli gizli dedengile getmiyesen!´
Bir kitabı tanıtmak hiç kolay değil, dizin dâhil 525 sayfalık kitabın her sözcüğü buram buram Anadolu kokuyor, Anadolu izlettiriyor, örnek olsun diye minicik serpmeler yaptım. ´Ula oğlım´ diye başlayan dört satırcık yazı Diyarbakır Ağzı´yla bezenmiş kitabın içindeki ´dil hazinesini´ merak edenlere minik tatlı bir örnek. Sandık orada, kapağını açıp içine dalmak size kalmış. Ben kitabı okurken gördüğüm ilk ağız örneğinin altını renkli bir kurşun kalemle çizmiştim, sonra örnekler o kadar çok arttı ki tembel yanım ağır basınca sayfalara işaret koymakla yetindim. Yöre ağızlarının ya da ´kırılmış dil örneklerinin´ oldum olası hayranıyım, hem Türkçede, hem de İngilizcede. Bazı replikleri sesli sesli okumaya çalıştım. Hatta bu konuşmaları bir araya getirip bir oyun bir kısa metrajlı filan yapabilir miyim gibi hayallere daldım. Kitap edebi bir eser iddiasında zaten değil ama içerdiği bu dil hazinesi ile bile edebiyat eğitimi görenlere hocaları tarafından mutlaka tavsiye edilmesi gereken bir kocaman define.
Tespih Taneleri, bir anı- roman, Aras Yayınevi tarafından ilk baskısı Ekim 2006, benim aldığım sekizinci baskısı Ağustos 2012´de yapılmış. Yazarı Mıgırdiç Margosyan, 23 Aralık 1938´de Diyarbakır´da Hançepek Mahallesi´nde (Gavur Mahallesi) doğmuş.
Margosyan başa bir ithaf yazısı koymuş. ´Kitap baskıya hazırlanırken, 14 Ekim 2006´da Amerika´da vefat eden, Heredan- Diyarbakır- İstanbul- New Jersey çizgisinde göçle geçen bir yaşam süren dayıma, ustam Demirci Haço´ya... Ustam, varsın bundan böyle Diyarbakır Demirciler Çarşısı´ndaki örslerin kulağı çınlasın, anın bir de bu kitaplarda yaşasın.´
Yazı biterken kapının önünden ´eskiciiiiiiii´ diye bağırarak geçen bir adam... Film değil, hayatın ta kendisi. Sabahın ikinci çayına bir şeker atıp, şıngır şıngır karıştırdım.
Not: Dacig Müslüman demek.