• BIST 100

    1.385%-1,20
  • DOLAR

    8,8630% -0,03
  • EURO

    10,4064% -0,26
  • GRAM ALTIN

    499,48% 1,75
  • Ç. ALTIN

    824,142% 1,75

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Altay 7 5 2 0 5 15
2.Beşiktaş 7 4 1 2 7 14
3.Trabzonspor 6 4 0 2 7 14
4.Hatayspor 6 4 1 1 9 13
5.Fenerbahçe 6 4 1 1 4 13
6.Konyaspor 6 3 0 3 4 12
7.Alanyaspor 6 4 2 0 -3 12
8.Fatih Karagümrük 7 3 2 2 1 11
9.Kayserispor 6 3 2 1 2 10
10.Sivasspor 7 2 2 3 3 9
11.Adana Demirspor 7 2 2 3 1 9
12.Galatasaray 6 2 2 2 -1 8
13.Antalyaspor 7 2 3 2 -3 8
14.Gaziantep FK 7 2 3 2 -4 8
15.Yeni Malatyaspor 7 2 5 0 -7 6
16.Göztepe 6 1 3 2 -3 5
17.Kasımpaşa 6 1 3 2 -3 5
18.Başakşehir FK 6 1 5 0 -3 3
19.Giresunspor 6 0 5 1 -7 1
20.Çaykur Rizespor 6 0 5 1 -9 1
21.Denizlispor 40 6 24 10 -39 28
  • Pazartesi 33.7 ° / 21.3 ° Bulutlar
  • Salı 32.7 ° / 21.1 ° Açık hava
  • Çarşamba 31.8 ° / 21.3 ° Açık hava

CHP’NİN İKTİDAR SORUNU VE ÖTESİ

Kılıçdaroğlu’nun hem Cumhurbaşkanlığı hem de Meclis seçimlerinde CHP’nin tek başına iktidara gelmesinin olanaksızlığını itiraf eden  tutumu ülkemiz açısından kaygı vericidir.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir’de Çiğli tramvay hattının temel atma töreninde yaptığı konuşmada, “İnşallah iktidara geldiğimizde, altını özenle çizeyim, dostlarımızla beraber iktidara geldiğimizde Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihini değiştireceğiz" dedi. Bu iddiasının kanıtını da şu sözlerle göstermek  istedi:

“Herkesin kazandığı bir Türkiye, herkesin ürettiği bir Türkiye, herkesin evine helal ekmek götürdüğü bir Türkiye. Biz bu Türkiye’yi özlüyoruz. Bu Türkiye’yi belediyelerimizden başlayarak inşa etmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla bizim belediyelerimiz getireceğimiz, öngördüğümüz yeni siyasetin öncüleridir. Koçbaşı onlar. Onlar çalışacak ve bütün Türkiye görecek. Belediye bunu yapıyorsa demek ki Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olduğunda çok daha fazlasını yapacaktır, çok daha güçlü bir şekilde hayata geçirecektir.”

Bir ana muhalefet partisinin seçmenlerine ilerisi için umut vermeye çalışırken sarf edeceği olağan sözler bunlar.  Ancak bu sözler günümüzdeki siyasal koşullara tam olarak uygun düşüyor mu, burası kuşkulu. Zira bu vaadlerin yapıldığı ortamın kendisi olağan değil, aksine tam olağanüstü koşulların hüküm sürdüğü günlerden geçiyoruz.

Birincisi bir siyasi partinin iktidar olabilmesi hangi koşulları gerektiriyor, daha açıkçası artık Türkiye’de iktidara gelmek ne anlamı taşıyor? Bunu çok iyi anlamalıyız.

İkincisi tüm o koşullar yerine getirilebilse bile “dostlarla beraber iktidara gelebilmek” nasıl bir güç katabilecek özelde Cumhuriyet Halk Partisi’ne?

Cumhurbaşkanlığı sistemi denilen yeni rejimin yarattığı fiili koşullara göre iktidara gelebilme  öncelikle başkanlık makamını ele geçirmeyi gerektiriyor. Burada ise siyasal partilerin temel rolü,  aday saptamanın, ya da saptanmanın en etkili yolunu oluşturmasından ibaret. Bir kere yeterli imza ile gerekli koşulları taşıyan her yurttaş adaylığını koyabilir başkanlığa. İkincisi, siyasal partiler kendi istedikleri adayı tek başlarına gösterebilseler ve o aday kazansa  bile seçilen kişi için hiç bir biçimde partisinin etkisi, partinin hedeflerine ve programına uygun hareket etme zorunluluğu bulunmayacaktır. Nitekim son seçimde CHP’nin adayı heyecanla  sürdürdüğü kampanyası sırasında hızını alamamış, ‘Muharrem İnce Yönetiminde’ neler başarılacağını ilan etmeye başlamıştır.

Şunu iyi görmemiz gerek: Başkanlık makamına seçilen kişi partili olsa dahi  her türlü parti yönlendirmesinden azade olarak, bütçeyi yapmak ve güncel hatta yaşamsal konularda kararnamelerle ülkeyi yönetmek yetkisini taşımaktadır.

Ancak  bugünkü koşullarda eğer sık sık yapılan anketlere inanılacak olursa herhangi bir partinin adayının rahatlıkla seçim kazanma şansı da yok görünmektedir. En güçlü aday  Erdoğan’ın  dahi Cumhur İttifakı desteği  olmadan zorlanacağı anlaşılmaktadır.

Bir de Meclis’te iktidar olabilme değil sandalye sayısının görece ağırlığı  faktörü  vardır. Siyasal partilerin bu konuda da  işlerliği tartışmalıdır. Bir siyasal partinin  Başkanlık makamını elde ettiği ve Mecliste çoğunluğu aldığı varsayılsa bile Yürütmenin işleyişlerinde  söz sahibi  olması fiilen güvencede değildir. Yürütmenin etkisini, hatta baskısını şimdilerde olduğu gibi yüklenmek  zorunda kalacaktır.  

Öte yandan Başkanlık sisteminin yarattığı konumu nedeniyle Mecliste azınlıkta kalmanın nelere mal olduğunu şu yakın geçmişte görüp yaşamışızdır. Muhalefet milletvekilleri hiç bir yaptırımlı denetim yetkisine sahip olmadıkları  ve zaten Bütçe yapma  konusunda Meclis’in dışlanması nedeni ile sadece çoğu zaman yanıtsız kalan soru önergeleri ile meşgul olmuşlar, basın toplantılarında ve fırsat buldukça komisyon  ve genel kurullarda bol bol konuşmakla yetinmişlerdir.

Tüm bu söylenenler bilinen şeyler aslında.  Ancak Kılıçdaroğlu’nun ve partisinin kimi sözcülerinin sık sık telaffuz ettikleri “iktidar yolunda “ olma hedefinin anlamını daha iyi araştırmanın temelini oluşturan çelişkileri içeriyor bu değerlendirme.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu tabloda yeri ne? “…altını özenle çizeyim, dostlarımızla beraber iktidara geldiğimizde,” dediğine göre Kılıçdaroğlu da kendi partisinin gücüne hiç inanmıyor.  O da son zamanlarda medyada boy gösteren anketlerde CHP için öngörülen % 20-21 aralığındaki oy oranlarının farkında olmalı ki önümüzdeki seçimlerde müttefikler ya da ‘dostlar’ arıyor bir varlık göstermek için. Her ne kadar kimi anketlerde Erdoğan karşısında Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş’ın yarıştırıldığı senaryolarda oy oranlarının öne çıkıyor olmasına ve Cumhur İttifakı’nın geçen seçimlere göre düşüş yaşadığı tesellisinin  yer almasına rağmen CHP Genel Başkanı çareyi ittifak - dostlar - faktörünün muhayyel başarısında arıyor.

Kılıçdaroğlu’nun hem Cumhurbaşkanlığı hem de Meclis seçimlerinde tek başına iktidara gelmesinin olanaksızlığını itiraf eden bu tutumu elbette sadece Parti için değil ülkenin siyasal geleceği açısından  gerçekten kaygı vericidir.

Daha da kaygı verici olanı seçimlerde kurtuluş yolu gibi görülen ‘ittifakın’ ya da ‘dostça’ işbirliklerinin CHP’nin tarihsel misyonu ve hedefleri ile uygun olamayacağı ve aksine daha fazla siyaal güç kaybettirme tehlikesi taşımasıdır. Sağa ardına kadar açılmış, laiklik işleyişlerine kör bakan, hatta 1921 Anayasa’sını esas alıp yerel yönetimlere özerklik sağlama niyetlerini açıkça söyleyen değişik odaklarla mı yürütülecektir bu birliktelikler?

Seveni, destekçisi, seçmeni ve de elbette parti içinde görev yapmış ya da yapmakta olan hemen herkes kadar muhalifleri, yerine göre nefrete varan duygularla dolu olsalar da kimileri çok iyi bilirler ki Cumhuriyet Halk Partisi, 100 Yıllık  tarihi dikkate alındığında Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluşundan itibaren her alanda başarılanların ve Atatürk Devrimleri ile atılan  temellerin kökleşmesinde verdiği savaşımlar ile toplumun önderliğini üstlenmiştir. CHP’yi hedef alan kimi ağır ithamlar, “Beşinci Kol gibi” hareket etme ya da “Meşruiyet Dışına Çıkma” gibi yakıştırmalar Parti’nin gözle görülen zaafiyetine ragmen her köşede, ekranlarda dillendiriliyorsa bunun bir nedeni olmalıdır.  Şu haliyle ne Kılıçdaroğlu’ndan ne de Partinin dostlarla birlikte kazanabileceği iktidar gücü olasılığındandır  bu telaş. Daha çok oy oranı %2o’lerde  gezinse de, CHP’nin  asıl gücünün Cumhuriyet’inin kuruluşundan itibaren her alandaki başarılanları ile  Atatürk Devrimlerinin  temellerini kökleştiren ilkelerde ve kadrolarda  halen varolduğu kaygısının o çevrelerce gayet iyi bilinmesindendir.  

CHP’de söndürülmek istenilen bu özü yeniden ortaya çıkarmak olası değil midir? Bu seçenek nerede ise partinin belirli katmanlarında tartışılmak bile istenmemektedir.  Aksine zaman kısa görünmekle beraber gelişmeler olaylar, parti bütünlüğünü bozucu girişimler olarak savuşturulmak istenmeden bütün açıklığı ile gündeme gelmeli, dikkatler partiliye, yurttaşa çevrilip enine boyuna araştırılmalı ve tartışılmalıdır.

Bu tartışmayı açma gerekliliğini duyarak  CHP’de Yön Arayışları başlığı altında bir araştırma başlattı Yeni Adana… Son Yeni Anayasa açılımı çerçevesinde daha da güncellik ve önem taşıdığına inanıyoruz  girişimin.

 

 

 

 

 

 



YURTTAŞLIK MI  KULLUK MU?

CHP’NİN İKTİDAR SORUNU VE ÖTESİ

İŞÇİ SINIFININ OLMADIĞI MECLİS VE CHP’YE DÜŞEN GÖREV 

ATEŞ “ KILIÇDAROĞLU, CHP’DEN İLHAM ALMAMIŞ”

“CHP HER ZAMAN DEĞİŞİMDEN, YENİLİKTEN VE ÇAĞDAŞLIKTAN YANA OLMUŞTUR”

KILIÇDAROĞLU’NUN “ASIL MUHAFAZAKAR OLAN CHP, ÇÜNKÜ DEĞİŞİME DİRENİYOR” SÖZLERİNE TEPKİ