YAZARLAR

  • BIST 100

    113.153%0,87
  • DOLAR

    5,9515% 0,04
  • EURO

    6,6087% 0,06
  • GRAM ALTIN

    286,98% 0,97
  • ÇEYREK ALTIN

    473,517% 0,97
  • Salı 14 ° / 8 ° Fırtına
  • Çarşamba 15 ° / 7 ° Sağanak
  • Perşembe 15 ° / 5 ° Parçalı bulutlu

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor

SARIKAMIŞ HAREKATININ TANIĞI ACI YENİLGİNİN AYRINTILARINI ANLATIYOR

Alay Komutanı olarak harekatta görev yapan Tuğg. Ziya Yergök’ün “SARIKAMIŞ’TAN ESARETE” Kitabı yeni baskısı ile okurlara sunuldu

22 Aralık 1914'te başlayan Sarıkamış harekatına 83. alay komutanı olarak  katılıp, harbin sonunda yaralanıp Ruslara esir düşen ve 6 yıllık esaretten sonra esir kampından bir grup subay arkadaşı ile kaçarak yurda dönen ve yeniden Orduya ve Milli Mücadeleye katılan Tuğgeneral Ziya Yergök'ün Savaşe ve Esaret anılarının genişletilmiş 9. Baskısı Sarıkamış Dayanışma grubu başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmezin sunuş yazısı ile Tarihçi Kitabevi'nden yeniden yayınlandı.

Sarıkamış Dayanışma Grubu Kurucu Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez yapıtı şöyle tanıtıyor:

 Mehmet Ziya Bey (Yergök),Köprüköy ve Sarıkamış Meydan Muharebesine 83. Alay Komutanı (9. Kolordu, 28. Tümen) olarak katılmıştır.

Toplam 1800 sayfadan oluşan anılarına “İlk söz” olarak “Esir bulunurken aklıma gelen ve orada boş zamanlarımda yazmış,firardanötürü arkadaşlarımdan birine vermiş, vatana dönüşte bana getirmesini söylemişken Rusların korkusundan yakıldığı anlaşılan hatıratımı şu sırada yeniden yazmaya karar verdim.15 Temmuz 1933 tarihi olan bugün yazmaya başladım Tanrı yardımcım olsun” diye başlıyor.Burada da açıklandığı üzere anılarını esaretten döndükten çok sonra yazdığı için diğer anılardan ve Genel Kurmay arşivlerinden de yararlanmıştır.Yorumlarında hiç bir duygusallık ya da gereksiz suçlama ve hakaret yoktur.Anıların,diğerleri ile çapraz kontrolüyapılınca doğruluğu ve yorumlarının mükemmelliği ortaya çıkmaktadır.

Sarıkamış anılarını yazanlar ya Kaymakam (Yarbay) Şerif Bey (İlden) gibi sadece savaşı anlatmışlar ya da İhsan Paşa gibi sadece esaret ve firar yollarını anlatmışlardır.Birçok anıda ise yazar “Ben söylemiştim”, ya da “Ben bunun böyle olacağını biliyordum” şeklinde kendilerini ön plana çıkarmıştır.

Ziya Bey anılarında sırası ile Köprüköy ve Azap Savaşları’ndan başlayarak, Sarıkamış önlerinde olan tüm olayları hiçbir duygusallığa kapılmadan,kişisel paye çıkarmadan,yeri geldiğinde kendi hatalarını bile eleştirerek anlatmıştır. 

Yeri gelince ailesini görmek için kıtasını terk etmesinin ne kadar büyük bir hata olduğunu itiraf etmiş,yürüyüş kolundaki zorlukları ve donukların nasıl meydana geldiğini,düşene nasıl yardım edilmediğini,medet uman yaralı askerlere yardım edemediği zaman içine düştüğü çaresizliği büyük bir üzüntü ile anlatmıştır.Hiçbir anı,geri çekilmelerde sivil halkın dramını onun kadar gerçekçi biçimde anlatmamıştır. 

Komutanlarını eleştirirken bile askeri nezaketini hiç bozmamış,büyük yenilginin nedenlerini en ince detayı ile anlatırken Sarıkamış’ı alsaydık bile sonucun bizim için ne kadar vahim olacağını; “Onuncu Kolordu zamanında gelseydi veya 9. Kolordu genel çevirme ile karışık bir taarruzla Sarıkamış’ı alsaydı sonuç daha büyük felâket olurdu; yenilgiyi içine sindiremeyecek olan Ruslar, Alman Cephesi’nden getirecekleri üstün kuvvetlerle ilkbaharda üzerimize saldırır, bizi çok daha ağır bir felâkete sürüklerlerdi.”cümlesi ile özetleyerek bir hayali çürütmüştür.

Esirlerin nakli sırasında başlayan askeri otoritenin kaybı,nakilsırasında çekilen eziyetler, özellikle sivil esirlerin durumunu,firar yollarında yardım ettikleri gibi suiistimal edenleri de hiç çekinmeden anlatmıştır.Sarıkamış’tan sonra “Savaş sonrası travması” o kadar büyük olmuştur ki dönenler hiç konuşmadığı gibi çok az subay anılarını tutmuştur.Bazı anılara Ruslar tarafından el konulmuş, bazı anıları yazanlar hayatını yitirdiği için yerine ulaşmamış,bazı anılar tutanlar tarafından tekrar okumaya bile cesaret edemedikleri için sandıklarda torunlara kalmıştır.Kimi Sarıkamış anılarının halen sahaflarda keşfedilmeyi bekliyor olması bana utanç verdiği için Ziya Beyin torunlarına ve anıları günümüz yazısına çeviren Rahmetli Sami Önal’a minnet ve teşekkürlerimi sunuyorum.”

********************

SARIKAMIŞ HAREKATI ŞEHİTLERİNİ ANIYORUZ

Mehmetçikler bundan 105 yıl önce 1914'te bu topraklar için kar, kış, ayaz demeden, emre itaat edip yollara düştü ve 22 Aralık 1914-15 Ocak 1915 tarihleri arasındaki harekat sırasında canını esirgemedi

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin internet sitesinde Sarıkamış Harekatı şöyle anlatılıyor:

 “Osmanlı Devleti, Almanya ile yapılan anlaşmanın ardından Birinci Dünya Savaşı’na girmek zorunda kalmıştır. Ancak Balkan Savaşı’ndan yeni çıkmış olması ve yeterli hazırlıkları yapma imkânı ve zamanı olmadığından dolayı savaşın ilerleyen dönemlerinde büyük olumsuzluklarla karşı karşıya kalmıştır.

Osmanlı donanmasına bağlı Yavuz ve Midilli gemilerinin Sivastopol’u bombardımanının ardından 1 Kasım 1914 günü Rus Ordusu hududu geçerek baskın tarzında taarruza başlamıştır.

Ancak ağır zayiat veren 3’üncü Türk Ordusu, geri çekilen düşmanı takip edememiş; daha elverişli bir arazide toplanmak, takviye kuvvetlerinin gelmesini beklemek ve yeni bir Rus taarruzunu karşılamaya hazır olmak amacıyla 8-10 km kadar geri çekilmiştir.

Avrupa’da savaşın mevzi harbine dönüşmesi ve Galiçya’da Avusturyalıların Ruslar karşısında zor durumda kalmaları üzerine Başkomutan Vekili Enver Paşa, müttefiklerin Avrupa’daki yükünü hafifletmek için ”Alman Başkomutanlığının da etkisiyle” Doğu Cephesi’nde Rusların imhasını hedef alan büyük ölçüde kuşatıcı bir taarruza karar vermiştir.

Enver Paşa, icra edilecek bir taarruzla 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda (93 Harbi) Doğu Anadolu’da kaybedilen toprakların (Kars, Batum, Artvin ve Ardahan) geri alınmasını ve müteakiben harekâtın Kafkasya’ya aktarılmasını mümkün görüyordu.

Enver Paşa, bu amaçla 14 Aralık 1914’te İstanbul’dan Köprüköy’e gelmiştir. Taarruzun bahara bırakılmasını öneren 3’üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa’yı görevinden alarak 3’üncü Ordu Komutanlığını kendi üzerine almıştır.

Bu harekâtı icra edecek 3’üncü Ordu; 9, 10 ,11’inci Kolordular ve 2’nci Süvari Tümeninden oluşuyordu. Cephedeki Rus mevcudu 100.000, 3’üncü Ordunun mevcudu ise 120.000 idi. Türk ordusu sayıca fazla olmasına rağmen Ruslar, ağır silah, topçu ve donatım bakımından kesin bir üstünlüğe sahiptiler.

22 Aralık 1914 - 15 Ocak 1915 tarihleri arasında cereyan eden Sarıkamış Muharebeleri’nde Türk Ordusunun uyguladığı plan, bir kolorduyla düşmanın cepheden tespitini, iki kolorduyla kuzey kanadından kuşatılarak düşman cephesinin 30-35 km kadar gerisindeki Sarıkamış’ın ele geçirilmesiyle büyük düşman kuvvetlerinin imhasını öngörüyordu.

Tamamen karlarla kaplı, çok yüksek dağlık ve yolsuz bir arazide o günün koşulları altında kış donatımından yoksun yaya ve atlı birliklerle yapılan bu harekât çok riskli idi. Özellikle 10’uncu Kolordu birlikleri, Allahuekber Dağları’nı aşarken çetin zorluklar ve kış şartları sebebiyle gerek miktar gerekse mevcut silahlar yönünden çok zayiat vermiştir.

Nitekim Türk kuvvetlerinin büyük bir kısmı soğuktan donarak ölmüştür. Sarıkamış’a girebilen 300 kişilik bir kuvvet de Ruslar tarafından geri atılmıştır. Bu başarısızlık karşısında Enver Paşa, 10 Ocak 1915’te 3’üncü Ordu komutanlığını Tuğgeneral Hafız Hakkı Paşa’ya devrederek İstanbul’a dönmüştür.

Bu muharebelerde Rusların zayiatı 30.000, Türklerin zayiatı ise 60.000 kadardır. Ruslar; Türklerden 200 subay, 7000 eri esir, 20 makineli tüfekle 30 topu ganimet olarak almışlardır. Bu muharebeler sonucunda Doğu Anadolu, Rusların işgaline maruz kalmıştır.

Bilahare 3’üncü Türk Ordusu, taarruzdan önce işgal etmiş olduğu Azap mevziine (Tutak-Narman hattı) çekilmiştir. Takviye kuvvetler alarak Rus taarruzlarını bu hatta karşılamaya hazırlanmıştır.

Sarıkamış Harekâtı ile ilgili haberler, ancak sonradan kamuoyu gündemine geldiğinden burada olup bitenler çok sonraları açıklığa kavuşturulmuştur.

Sarıkamış Kuşatma Harekâtı; düşman kuvvetlerinin arkasına düşmeyi hedef alan başarılı bir plandı. Ancak stratejinin faktörlerinden zaman ve iklim şartları iyi değerlendirilemediği için bu sonuç kaçınılmaz olmuştur.

Sarıkamış, Türk harp tarihinin en acı muharebelerine sahne olmuştur. Türk Ordusu, ağır koşullar altında yapılan bir muharebede kahramanca savaşmıştır. Türk Ordusunun kayıplarındaki asıl etkenler, çetin arazi ve şiddetli kış şartları ile teçhizat eksikliği ve ikmal yetersizliğidir.

Çok ağır koşullar altında kahramanca savaşan Türk askeri, muharebenin sonuna kadar direnmiş, vatanını korumak ve başarıya ulaşmak için sonsuz gayret göstermiştir. Sarıkamış Harekâtı, Türk milletinin vatanı ve kutsal varlıkları uğruna neler yapabileceğinin bir delilidir.”

 

Haber Kaynak : HABER MERKEZİ