CENGİZ ARCAN


ÇADIR

ÇADIR


Ramazan ayının içinde bulunduğu üç aylardayız. İslam dininde olduğu gibi diğer dinlerde de oruç var.

İnsanlar orucu ve tüm ibadetleri Tanrıya borç ödemek, Tanrıya hizmet olarak algılıyor. Karşılığında da yeşillikler içindeki Cennet’te şarap ve Hurilerle birlikte yaşayacağını zannederek Yaratanla pazarlık yaptığının farkına bile varmıyor.

Ben, Tanrı’nın bizim orucumuza ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum ama orucun beden ve ruh sağlığımıza faydalı olduğunu düşünüyorum.

Yıllar önce, tahminen 1995 yılıydı, Taksim gezi parkında ilk Ramazan iftar çadırı kurulmuştu. Üçüncü gecesi tesadüfen gördüm. Küçük bir çadırdı. Oruçluydum, iftara da az zaman vardı. İçeri girdim ve bir masaya oturdum. Yoksullar, yolda kalmışlar için kurulmuş harika bir iftar çadırıydı.

Kelimelerle anlatamayacağım manevi bir enerjinin içindeydim ve kendimi huzurlu hissediyordum. Sanki harikalar diyarındaydım. Yoksullardan daha yoksul, özel olan yıllarımın, manevi bir enerjinin hâkim olduğu unutamayacağım bir iftar yemeğindeydim. Menüde kuru fasulye, taskebabı, pilav ve üzüm hoşafı vardı…

2000’li yıllara geldiğimizde iftar çadırları moda olmuş her tarafa yayılmıştı.

Ramazan Ayı, Küçük çekmece Tepe üstünde iki büyük iftar çadırı kurulmuş. Ben yine oruçluyum, (Oruç tuttuğumu söylemek zorunda kaldım, Tanrı’dan özür dilerim) çok sevdiğim saydığım dayım ‘’eve gidelim, iftar yaklaştı’’ dedi. Ben, bir arkadaşa davetli olduğumu ve yarın akşam evde birlikte iftar yapabileceğimizi söyledim dayıma.

Dede dediğim (rahmetli) şimdi aramızda olmayan bir arkadaşımla, daha doğrusu bir ağabeyimle çadırların yolunu tuttuk. İki devasa çadır ve insanlar dışarıda uzun iki kuyruk yapmış. İftara 45 dakika var ama biz de sıraya girdik. Top patladığında çadırın kapısındaydık, bay bayan iyi giyimli insanlarla içerisi tıklım tıklımdı ve önümüzde daha yüze yakın insan vardı. Suların olduğu yerden iki su aldım, birini dedeye verdim ve orucumu ayakta açtım.

-Dede ben bu çadırdan manevi bir haz alamadım, suyla karnım doydu. Derneğe gidip çay içmek istiyorum, sen ne dersin?

Dede ‘’Şimdi bu oldu mu?’’ dedi.

Dede oruçlu değildi ama benim orucumu suyla açıp bir şey yiyememiş olmama üzüldü. Aslında bir lokanta da yemek teklif etmişti dede ama ben çadırda beş yıl önceki manevi havanın pesine gelmiştim buraya...

-Oldu dedem oldu, gayet güzel oldu. Tanrımıza şükürler olsun.

İftar çadırları moda oldu dedik ya. Sol partiler sağ partililere din istismarı yapıyorsunuz diyorlardı ama şimdi kendileri de kasabaların ana caddelerini trafiğe kapatıp boydan boya iftar sofraları kuruyorlar. Yetmedi, kandillerde kandil simidi bile dağıtıyorlar.

Din, günümüzde karlı bir ticaret alanı olduğundan solcular da bu alana balıklama daldılar.

Bu memlekette solcular da sağcılar da İslam dinini ve Atatürk’ü anlamadıkları gibi birbirlerini de hiç anlamadılar ama çıkarlar söz konusu olunca çok iyi anlaştılar.

Yaşadığı ülkenin milli ve manevi değerlerini hoyratça kullanan, halkın kültüründen uzaklaşmış olan bu solcularla sağcılardan Peygamberimiz Muhammed ve Atatürk’te şikâyetçi olacaktır diye düşünüyorum...

Belediyelerin din istismarı yaparak iftar yemeği vermelerini oy avcılığı ve riyakârlık olarak görüyorum. Aynı zamanda halkı da riyakârlığa sürüklediklerini düşünüyorum.

Tanrı ile yaratılmışın arasına giren kişi ve kurumlardan ve Tanrı ile arasına kişi ve kurumları sokan insanların sonu hüsrandır.

Üç aylarda ve yaklaşan Ramazan ayında oruç tutacak olan arkadaşlara hatırlatırım, particilerden uzak durun, evinizde kuru soğan ve bir dilim ekmekle yapacağınız iftar hepsinden lezzetli olur ve sizi Tanrı’ya yaklaştırır.

Tanrı’nın sevgisi sizinle olsun


YAZARLAR

  • Perşembe 36.1 ° / 15.9 ° Günesli
  • Cuma 32.8 ° / 18.1 ° Düzensiz Yagmur Mümkün
  • Cumartesi 28.1 ° / 16.8 ° Parçali Bulutlu
  • BIST 100

    4.493%-0,95
  • DOLAR

    19,5361% 0,12
  • EURO

    21,3868% -0,01
  • GRAM ALTIN

    1.275,1% -0,13
  • Ç. ALTIN

    2103,915% -0,13