|
2015 yılı, ülkemizde yaşanan karşı çizgi devrimin son virajı. AKP-HDP ortaklığı, TBMM´de 380 sandalyeyi garantilemeyi hedefliyorlar. Böylece Yeni Anayasa´yı kolayca yapacaklar. Ve 2023´te hedefledikleri Cumhuriyet´i fiilen-hukuken yıkma işini başarmış olacaklar. Bu planın bozulması şart. 2015´te AKP - HDP ortaklığının sandalye sayısını 300´ün altına itmeliyiz. 2019´da hem Köşk´ü hem TBMM´yi almalı ve Cumhuriyet´in yara-berelerini sarıp onarıp, 21. Yüzyılı taşıyacak güçte ulusal, laik, üretken bir rejim kurmalıyız. Bu zorunlu hedeften çok mu uzağız? Bir yanıyla evet, bir yanıyla hayır. Evet, çünkü buna önderlik edecek aklı net, vicdanı rahat bir örgütümüz ya da partimiz yok. Mevcut partimiz sallantılar yaşıyor. Bir yanıyla hayır, çünkü partimizdeki sallantı, çok gecikmiş bir ideoloji ve siyaset tartışmasına dönüştü. Adam-adama ya da ekipler arası bir kariyer itiş kakışı değil 2015 ve 2019´u zaferle kucaklayacak hat için tartışılıyor. Parti içindeki tartışmada şu anda yönetici konumunda olanlar "ulusalcılıktan kurtulmak; evrensel değerlere bağlanmak; Kemalizm´den uzaklaşıp daha çok sosyal demokratlaşmak" istiyorlar. Bu amaçla Altı Ok´u yeniden yorumlamak gerek diyorlar. Yöneticilere karşı çıkan ve içinde benim de bulunduğum taraf "ulusalcı-Cumhuriyetçi-Kemalist/Atatürkçü kimliğimizi simgeleyen Altı Ok, günümüzdeki mücadelenin ışığıdır. Altı Ok´u kırmak, karşıdevrimcilerin önünü açmak olur. Biz AKP - HDP ortaklığı iktidarlarının ılımlı çizgi uyumlu muhalifleri değil, bunların gerçek muhalifleri olarak mücadele etmek zorundayız" diyor. Partide yönetici kesim yenisağcı/neoliberal görüşleri savunuyor. Bunu, "sosyaldemokrat merkez parti" olacağız şapkasıyla yapıyor. Laikliği daraltıp sulandırıp İngiliz-Amerikan tipi "sekülarizm" adlı bir sistem haline getirmeye çalışıyor. Türk vatandaşlığından vazgeçebileceğimizi söylüyor; hatta kimileri aynı AKP ve HDP gibi "Türk" sözünü ırkçılık işareti sayıyor. Laiklik ve ulusçuluk ilkelerinden böyle bir vazgeçiş, şimdiki yöneticilerin "altı oku yeniden tanımlayacağız" demelerinin temel nedeni. Oysa bizce şimdi zaman, bu ilkelere sıkı sıkıya sarılma zamanı. Yenisağcı CHP yönetimi, Altı Ok´u yeniden yorumlayıp Kemalizm´i terk ederken daha çok sosyaldemokratlaşacağız diyor. Bundan anladıkları şeyi çok net görmeliyiz. Bu, Cumhuriyeti terk etmek, halkımızı sahipsiz bırakmak demektir. Hatırlayınız= Avrupa tipi sosyaldemokrasi, hiçbir ulusal kurtuluş savaşına destek vermemiştir. Bu tip sosyaldemokrasi aynı Hristiyan demokratlar gibi etnikçiliği desteklemektedir. En köklü olanlardan İsveç sosyaldemokrasisinin kendi ülkesi 17 aileye dayanan bir Meşrutiyet/krallıktır. Aralıksız 40 yıl iktidar olan İsveç sosyaldemokratlarının neden monarşiye karşı cumhuriyet seçeneği için mücadele etmediklerini sormadan; TonyBlair´e bir sosyal demokrat olarak Irak işgalini nasıl yapabildiğini sormadan; Avrupa Tipi sosyal demokrasinin hangi ülkede hangi sosyal devrimlere, hangi sosyal reformlara imza attığını sormadan; yani sosyal demokrasinin herhangi bir özgün evrensel değeri olup olmadığını sormadan, "sosyaldemokratlaşmameselesi"niolumlayamayız. Yeniden yorumlanması gereken Altı Ok değildir.
|