Şaman da desek yanlış olmaz, rahip Laokoon halka “bu adak at sahte! bu bir savaş hilesi” diyordu. Hatta mızrağını ata doğru fırlattığında, atın içinde gizlenmiş olan askerlerin korkudan inledikleri bile duyulmuştu. Ama o sırada Athena işe karıştı, yılanlar saldı, Laokoon´la iki oğlu üstlerine tebelleş olan yılanlarla uğraşmak zorunda kaldılar. Laokoon hem kendinin hem oğullarının can derdine düştü, uyarılarını sürdüremedi.
Uyarılar yapan bir kişi daha vardı. Kralın kızı Kasandra. “Hepiniz budalasınız” diyordu, “sizi bekleyen karanlık kaderi görmüyorsunuz!” Herkesin canı sıkıldı. Bu sözlere önem vermediler. Kasandra´nın doğruları görüp söyleyen bir kehanet gücü vardı. Ona bu gücü Apollo vermiş, ama sonra aşkına karşılık vermedi diye kızıp lanetlemişti, o doğruları görüp söyleyecek ama sözlerine kimse inanmayacaktı.
Truvalılar atı kentin içine almaya karar verdiler. Gece olunca Yunan askerleri teker teker attan çıktılar; kentin kapılarını açtılar; Truvalılar kılıçtan geçirilip Truva yağmalandı.
Yunan ordusu Truva´yı kuşatmıştı. Üstelik kuşatma tam on yıldır sürüyor, Truvalılar on yıldır direniyorlardı. Besbelli herşeyin farkındaydılar. Güçlü uyaranları da vardı. Peki bu işgal nasıl mümkün olmuştu?
Yunan ordusu “on yıllık kuşatmaya son veriyoruz” demişti. Ata benzeyen kocaman bir heykel yapmış, bunu kentin kapılarına getirmiş, üzerine de “biz vatanımıza dönüyoruz, bu tanrıça Athena´ya armağanımızdır” yazmışlardı. Truvalılar çok tartıştılar. Atı tehdit olarak gördüler. “Yakalım ya da parçalayalım, içinde ne var görelim” diyenler vardı; üstelik Athena hem hilelere hem de düşmana daha yakın bir tanrıça, bizi kollamaz! Kimileri de atı içeri alıp Athena´ya saygı sunmalı, bir an önce huzura kavuşmalı diyordu.
Ama kararı bu tartışmalar belirlemedi.
Ortaya Sinon diye biri çıktı. Yunan tarafının kendini kurban edecekken kaçtığını; heykelin Truvalılar için değil, Yunan tarafının kendilerini Athena´ya affettirmek niyetiyle yapıldığını anlattı. “Ama bu heykel içeri alınırsa” dedi, “Athena Truva´yı koruyacak, bir daha onu asla kimse işgal edemeyecek. İçeri alamayasınız diye bu kadar büyük yaptılar.” Bu usta yalancı Truvalıları ikna etti. Atı içeri aldılar. Gece çökünce atın içindeki askerler aşağı indi; askerler harekete geçtiğinde, işgal ordularına işaret gönderen bu Sinon idi.
*
Truva Atı, uygarlığın en iyi bilinen metis –düzenbazlık- öykülerinin simgesi.
Truva yerine Türkiye´yi koyarsanız, gözünüzün önünde Sinonlar da canlanır, Laokoon ve Kasandralar da. Televizyonlardan ya da meclis kürsülerinden “Yunanistan ile İspanya AB´ne girdi, uçuşa geçti, ahh AB düşmanları, bakın nelere mal oluyorsunuz” diyen Sinonları sayalım mı? Bunlara karşı “onlar ortak biz pazar” diye direnen Laokoon ve Kasandraları?
“Ulus-devleti kırarsan küreselleşirsin, barışa ve zenginliğe kavuşursun” diyen Sinonlar ile “sakın ha, küresellik dediğin bildiğin emperyalizm” diyen Laokoon ve Kasandraları? Bunlara karşı el birlik edip “ööff istemezükçüler, sıktınız, susun artık” diyen isimsiz kahramanların kahvehane ve çarşı-pazar muhabbeti tadındaki TV propagandalarını anımsatalım mı?
Yıllarca “anayasal vatandaşlık gerek” diyen, bununla kimseyi peşine takamayacağını anlayınca kulaklara hoş gelecek “eşit-vatandaşlık” sözünü keşfedip “eşitleşip özgürleşeceğiz” diye sinsice çalışan Sinonlar ile “bu bölünme, esaret, kölelik yoludur” diye gerçeği haykıran Laokoon ve Kasandralar gözünüzde canlanıyor mu?
*
Laokunlar ile Kasandralar çok. Bunların ses çıkaramaz hale getirilmesini sağlayan tedbirler de pekçok. Elinden kürsü-köşesini almaktan ekmek parasıyla oynamaya, başına olmadık bir dert sarmaktan itibar suikastine uğratmaya, iftirayla ezmekten kasetlemeye kadar… Truvalıların gözünde ise Athena´nın onları korumasına engel olan felaket habercisi baykuşlar!
Sinonlara gelince… Stratejik ve pratik zekalı, büyük iktidar ışığıyla nurlanmış yalancılar… Günümüzde Sinonların yabancı casusluk teşkilatlarınca kodlanmışları, başka ülke elçiliklerince ödüllere boğulmuş olanları, Bilderberginden IMF´sine yabancı tezgahlardan geçmiş olanları muteber, saygın, saygıdeğerler. “Hemen, şimdi, kolay huzur” isteyenlerin müjdecileri!
Bizim izlediklerimiz mi? Elbette Laokun ile Kasandralar ve onların hikayelerinin nasıl zafere yürüyebileceği…