Yeni Adana Gazetesi´nde ilk yazım 4 Ağustos 2014 günü yayımlandı. Merhaba başlıklıydı. (http://yeniadana.net/kose-yazilari/merhaba-121.html) İş yoğunluğu içinde yazmayı aksatma endişemi, beş aylık bir süre koyarak hafifletmeye gayret etmiştim. Beş ay dolunca durumu Çetin Remzi Yüreğir beyle yeniden değerlendirdik. Şimdi 65 yazıyla kesintisiz birbuçuk yılı birlikte geçirmiş bulunuyoruz.
Geçen sürede değişik değerlendirmeler yapıldı. Bunun en ilginçlerinden biri “İzmirli birinin İzmir´de yazacak gazetesi yok mu da Adana gazetesine yazıyor” tepkisiydi. Bu değerlendirmeyi birazı bana, birazı İzmir basınına yönelik bir sitem gibi algıladım. Sitemin iki hedefi için de söylenecek sözüm yoktu. Çünkü burada yazmamın nedeni bambaşka birşeydi, onu söyledim: “Ama o yalnızca bir Adana gazetesi değil, Yeniadana. Kuvayı Milli´nin Gazetesi ve şimdi yerelin ulusal gazetesi”.
25 Aralık 2015 günü Yeni Adana Gazetesi´nin 98. yaşını kutlarken, daha önce bu yöndeki yorumları paylaşmış olan bir dostumdan “Alev Coşkun´un yazısını gördün mü?” diyen bir mesaj ve ekinde yazının bağlantı adresini aldım:
“İstanbul´da bulunan Adana´lılar bir araya geldiler ve 21 Aralık 1918 de İstanbul´da “Adana Müdafa-yı Hukuk-u Milliye Cemiyeti”ni kurdular. Bu hareketten dört gün sonra, 25 Aralık 1918 de ADANA Gazetesi yayınlanmaya başlandı. Kuvayı Milliciydi, işgallere karşıydı. Adana´daki işgal güçleri tarafından hemen kapatıldı. Gazeteyi yayınlayan Ahmet Remzi Yüregir ve arkadaşları yılmadı. Pozantı ilçesinde bir tren vagonunda Yeni Adana adıyla yayınına devam etti….”
Şimdi, sitemkar dostlarımla birlikte Yeniadana gönüllüleriyiz.
Bugün sürdürdüğümüz ulusal mücadele bu köklerden güç alıyor. Vazgeçmeyen ruhların inatçı sürekliliği, ne olursa olsun, bağımsız varlığımızı yükseltecek temel güvencemiz. Nice yıllara kuvayı millinin gazetesi.
*
2016 yılı pek kolay geçecek görünmüyor.
Güneydoğu Anadolu´da halkımızın PKK terörüyle yerinden yurdundan olması, çatışma şehvetiyle çoluk-çocuk, genç-yaşlı, cami-okul ayırdedemez hale gelmiş bu gözüdönmüşlük, canımızı yakmayı sürdürecek görünüyor.
Ülkemizin topraklarının Batılı ülkelerin ağır silahlarına ardına kadar açılmış olması, NATO´nun yanısıra ABD´nin ve yüz yıl önceki Almanya, Fransa, Hollanda, İngiltere gibi işgalci ülke silahlı kuvvetlerinin topraklarımızda adeta resmi geçit yapmaları, savaşa düşme endişelerimizi artırmış bulunuyor.
İsrail´e “one minute” deyip Mavi Marmara harekatı düzenledikten sonra, şimdi Arap dünyasının Körfez sermayesiyle sarmaş dolaş olup İran´ı hedef tahtasına koyarak yürüyen dış politika savrulmalarını hayretle izliyoruz.
Görüyoruz ki bütün bu gelişmeler, savaş ortamına sürüklenmenin yanısıra, Türkiye´nin ulusal birliğine ve üniter bütünlüğüne yönelik tehditkar sonuçlar barındırıyor.
Böyle bir ortamda Yeni Anayasa kotarılmaya çalışılıyor. 2016 yılında, masanın başına oturmuş ihvancı zihniyet ve masada sandalye gıcırdatan etnik bölücülüğün Yeni Anayasa ısrarı, Türkiye Cumhuriyeti´nin en büyük sorunu olacak.
2016, bu sorunlar karşısında ulusal mücadelenin de yeni bir aşamaya yükseleceği yıl olacak. Elbette üstümüze düşeni yapacağız.
Tüm sevdiklerinizle, sağlıklı ve mutlu nice yıllar dileklerimle, yeni yılınızı içtenlikle kutlarım.