|
5 - 6 Eylül 2014 günlerinde Ankara´da Cumhuriyet Halk Partisi´nin olağanüstü kurultayı var. Kurultayın iki yılda bir yapılması gerekir. Süre Temmuz 2014´te doldu. Yönetim adım atmadı, Parti Meclisi mecburiyet karşısında bir yıllık uzatma kararı verdi.
Haziran 2015 genel seçim zamanı. Çalışmaların hemen başlatılması gerekirdi ki, Şubat ayında Kurultay yapılmış olsun, seçimlere de hakkıyla hazırlık yapılabilsin. Ortada böyle bir niyet yoktu.
Engellenmiş Ortak Akıl
Oysa konuşulması gereken çok şey vardı.
30 Mart 2014´te yapılan yerel seçimlerin sonu dertli gelmişti. Adaylaştırmalarda önceden belirlenmiş kurallar es geçilmiş, keyfi kararlar ve partinin çocuklarına değil sağdan kimselere prim verilmesi sorun olmuştu. Bunlara bir deFethullah Gülen Cemaati ile işbirliği yapılması sorunu eklendi. İttifak açıktı, ama parti yönetimi "yok böyle bir ittifakımız" diyerek inkar yoluna gitti. Değerlendirme için kesin sonuçları bekleyelim dendi. Sonuçlar geldiğinde,"kapıda cumhurbaşkanlığı seçimi var, durun, şimdi zamanı değil" denince ne küçük kurultaylar ne de başka değerlendirme toplantıları yapıldı.
10 Ağustos 2014 cumhurbaşkanı adayı, parti kurulları tümden dışlanarak, genel başkan tarafından belirlendi ve ilan edildi. Oysa seçim iki turluydu; ilk turda tek adayla yürümek adeta Erdoğan´a kolay seçim vermek anlamına geliyordu. Bunun üstüne adayın Cumhuriyetten çok Osmanlı değerlerine bağlı biri olduğu ortaya çıkınca, bir de buna itiraz eden seçmene "tıpış tıpış gideceksiniz sandığa" diye meydan okununca, sonuç baştan belli oldu.
Kurultay´a ne gerek var ki!
10 Ağustos akşamı tüm liderler kürsüye gelip halka seslenirken, CHP´nin sesi ertesi gün birkaç gazete röportajı olarak çıktı. 11 Ağustos günü Sayın Kılıçdaroğlu (1) Bugün olsa yine Sn. İhsanoğlu´nu aday gösteririm, (2) Başarısızlığın sorumlusu tatilcilerdir, (3) Kurultay neden gereksin ki! dedi. Bazı yardımcıları da bu yönde açıklamalar yaptılar.
Bu durumda yapılması gereken şey belliydi. 12 Ağustos günü bir grup milletvekili genel başkanın makamdan ayrılmasını ve partinin olağanüstü kurultaya gitmesinitalep etti. Parti yönetimi her iki talebi de reddetti. Yönetim"bulun imzayı toplayın kurultayı!" diyerek bu kez kendi partisine meydan okudu. İstifa ve Kurultay çağrısı yapan milletvekillerini "seçimde çalışmadılar, şimdi konuşuyorlar"diye halka şikayet etti. Oysa bunlar, seçim süresince TBMM çalışmalarına katılmakla görevlendirdiği ve Ankara´dan ayrılmamalarını resmi yazıyla bildirdiği kimselerdi.
Her ne olduysa, 15 Ağustos günü bir anda genel başkandan "tamam, ben topluyorum kurultayı" açıklaması geldi. Bir de bunu, "muhaliflerin imza toplayamayacakları görüldüğünden" diye gerekçelendirdi. İki gün içinde nasıl görüldüyse artık, bilinmez!
Elbette genel başkanlıktan istifa etmeden. Ve 20 gün içinde toplanacak bir baskın kurultay kararıyla. Bir spor salonunda değil, üyelerin dışarıda bırakılacağı bir sinema salonunda. "5-6 Eylül´de başka boş yer yok" denirken, o tarihlerde iki büyük spor salonunun boş olduğunun ortaya çıkmasına karşın. Uygun salon bulunması için beklenebileceği halde. Milletvekillerine kurultay tamamlanana kadar konuşma yasağı getirerek. İl başkanlarını toplayıp kendisine destek bildirileriaçıklatarak. Seçimli kurultayı kendisi için bir "güven oylamasına dönüştürme" isteği içinde, adil ve mertçe bir yarışı her bakımdan tıkayarak.
Tabandan kopuşa son vermek
Kurultay seçimli olacak. CHP Grup BaşkanvekiliMuharrem İnce adaylığını açıkladı. Yarış var; bir taraf Başbakanlık´tan ayrılmadan Cumhurbaşkanı olan Erdoğan gibi genel başkanlık koltuğunda otururken yarışa giriyor. Diğer taraf ise Grup Başkanvekilliği görevini dahi bıraktı, salt milletvekili kimliğiyle yarışta.
Kurultay Parti Meclisi´ni seçecek. Genel başkan adayı Genel Başkan, çarşaf listeyle değil blok listeyle "yarışmak" arayışında. Ve şimdiden, önümüzdeki bir yıl içinde ilçe-il kongreleriyle olağan kurultayın yapılmasını önleyecek bir tüzük değişikliği hazırlığı var.
Ne diyelim? Parti-içi demokrasinin böylesi!
Ama gerçekten Yaşasın Parti-içi Demokrasi. Yaşasın ortak aklın yönetimi. Yaşasın gücünü tabandan alan demokratik yönetim anlayışı.
Kurultay´da bizler, bu örgütsel doğruları geçerli kılmak için yerimizi alacağız.
|