DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM 23.12.2021 12:31:00 906 1
  • BIST 100

    2.439%-0,49
  • DOLAR

    16,2057% -0,88
  • EURO

    17,4561% -0,59
  • GRAM ALTIN

    967,83% -0,49
  • Ç. ALTIN

    1596,9195% -0,49

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Trabzonspor 38 23 3 12 33 81
2.Fenerbahçe 38 21 7 10 35 73
3.Konyaspor 38 20 10 8 21 68
4.Başakşehir FK 38 19 11 8 20 65
5.Alanyaspor 38 19 12 7 9 64
6.Beşiktaş 38 15 9 14 8 59
7.Antalyaspor 38 16 11 11 7 59
8.Fatih Karagümrük 38 16 13 9 -5 57
9.Adana Demirspor 38 15 13 10 13 55
10.Sivasspor 38 14 12 12 2 54
11.Kasımpaşa 38 15 15 8 10 53
12.Hatayspor 38 15 15 8 -4 53
13.Galatasaray 38 14 14 10 -2 52
14.Kayserispor 38 12 15 11 -7 47
15.Gaziantep FK 38 12 16 10 -8 46
16.Giresunspor 38 12 17 9 -6 45
17.Çaykur Rizespor 38 10 22 6 -27 36
18.Altay 38 9 22 7 -18 34
19.Göztepe 38 7 24 7 -37 28
20.Yeni Malatyaspor 38 5 28 5 -44 20
21.Denizlispor 40 6 24 10 -39 28
  • Pazar 36 ° / 21.2 ° Açık hava
  • Pazartesi 36.9 ° / 19.8 ° Açık hava
  • Salı 35.8 ° / 20.1 ° Bulutlar

Nalan Yılmaz

ADINI VENÜS’E YAZDIRAN KADIN MİHRÎ HATUN

Türk edebiyatının ilk kadın şairlerinden olan Mihrî Hatun, 15. yüzyılda Amasya’da yaşadı. Kaynaklara göre değişkenlik gösteren doğum ve ölüm tarihi için, Meydan Larousse’da 1460-1506 yılları arasında yaşadığı yazar.

Kadınların, birey olarak varlık göstermeleri hemen her toplumda ve dönemde sancılı olmuş. Özellikle feodal toplumlarda, siyasette, bilimde, sanatta, edebiyatta varlık göstermekte zorlanmışlar. Geçmişteki kölelik kurumu, bugün yasal olarak kalkmış olsa da içerdiği değer yargıları, kitleler üzerinde oluşturduğu algı, din olgusunu da arkasına alarak, örf ve adetlerle nesiller boyu yeni kuşaklara taşınmış. “Erk”e sahip mevcut iktidarlar sorunu elimine edecek çözümlere pek de yanaşmamış, baskıcı zihniyetler ne yazık ki pek çok toplumun vazgeçilmezi olmuş. Bu nedenle kadınlar, “uzay çağı, dijital çağ” gibi kulağa hoş gelen kavramlarla adlandırılmış yüzyılımızda bile, hala bağımsızlık mücadelesi vermek durumundadır. Sözü edilen sosyal ve toplumsal gerçekler nedeniyle, kadın sanatçıları konuşurken ya da onların şiirle olan ilişkisinden bahsederken kadının, o toplumdaki görünebilirliğine ve statülerine bakmak durumundayız. MihrîHatun, Zeynep Hatun ve onların izinden yürüyen diğer kadın şairlerimizin haklarını ancak böyle teslim edebiliriz. Örneğin Zeynep Hatun, evlendikten sonra eşi şiir yazmasını istemeyince zorunlu olarak kalemini bırakmış. Diğer bir söyleyişle, şair çok sevdiği uğraştan el çektirilmiştir. Sennur Sezer, Türk Safo’suMihrî Hatun kitabında bu konuda şunları yazar, “… Mihrî’nin Zeynep’e yazdığı mektubu, beklemediği biri, Zeynep Hatun’un eşi Kadı İshak Fehmi Çelebi yanıtladı. Mektup mahkeme ilamı katılığındaydı… Zeynep Hanımdan söz ediyordu mektubunda... Mihrî’nin kanını donduran satırlarla: ‘Zeynep Hanım ise ere varıp, eri hükmünde olup şiirden ve rical işe münasebetten el çekmiştir…”(s.142). Bu kısacık alıntı, zihni açık, üretken bir kadının, ataerkil düzene sırtını dayayan erk tarafından engellenerek kolaylıkla kafes ardına kapatılabildiğini açık bir şekilde göstermekte. Ölene kadar şiir yazmış / yazabilmiş Mihrî Hatun’un evlenmeyişine kim bilir, belki de Kadı İshak Çelebi’nin mektubu sebep olmuştur.

Osmanlı’da kız çocukları için kuran okumak, hatim indirmek eğitim için yeterli görülürdü. Günümüzde kadın şairlerin ve sanatla uğraşan kadın sayısının erkeklere oranla azlığının sebepleri için kültür tarihimize, gelenek göreneklerimize bakmak gerekir. O devirde mevcut anlayışa karşı duran Kadı Belâyî mahlaslı şair Kadı Hasan Amasyevî yani Mihrî Hatun’un babası, kızının sıradan eğitimle sınırlı kalmasını istemedi. Açık görüşlü, bir aileye sahip Mihrî Hatun ilk eğitimlerini babasından ve dedesinden aldı. Küçük yaşta Farsça, İslam tarihi, fıkıh, edebiyat gibi konularda bilgi sahibi oldu. Amasya o yıllarda Osmanlı’nın kültür sanat merkeziydi. Öğrenme aşkıyla tutuşan Mihrî Hatun için, şehrin düşünsel altyapısı ve ailesinin açık görüşlü olması büyük şanstı. O da eline geçen fırsatları değerlendirmeyi iyi bildi. Evliya Çelebi onun hakkında“Yetmiş cilt önemli kitabı okuyup bütün bilginleri bilim ve fende aciz bırakmıştır” (Yetmiş cilt kitâb-ı muteberi hıfzedüp cümle ulemayı mübahase-i ulüm ve fünunda aciz bırakmış,) diye yazmış seyahatnamesinde.

Adı, kimine göre Fahrünissa kimine göre Mihrünnisa’dır. Hakkında oldukça az bilgi olmasının nedeni ise kadın şair olması ve edebiyatımızda kadın şairlereilişkin pek de fazla çalışma, araştırma yapılmamış olması. Onu çağdaşlarından ayıran önemli özelliklerden biri Arapça ya da Farsça değil Türkçe yazmasıydı. Eserlerinde sade ve açık bir dil kullandı. Mihrî cesurdu, eserlerinde aşk temasını korkusuzca kullandı. Günümüzde bile, her meslek grubundaki kadınlar cinsiyetçi bakış açısıyla örselenirken, cinsiyetçi politikalarla sosyal yaşamın dışına itilmek istenirken o, beş yüzyıl önce Osmanlı toplumunda varlığını şiirleriyle kabul ettirdi, yazdığı kaside ve gazelleriyle sarayın dikkatini çekti. Genç yaşta Amasya’da ün saldı, On dört yaş civarında, Bayezid II’nin annesi Gülbahar Sultan’a yoldaşlık yapması, onunla söyleşmesi için musahip olarak saraya alındı. Bu göreve atanmasında babasının şairliği, dedesinin Halveti Dergâhı Şeyhi Pir İlyas olmasının da önemi büyüktü. Mihrî Hatun, ilk gençlik yıllarında Sultan BeyazidII’nin meclisinde bulunmuş, onun padişah olmasının ardından oğlu Şehzâde Ahmed Amasya valisi olmuş ve o da babasının izinden giderek edebiyata, eğlenceye önem vermiştir. Mihrî Hatun ise yazdığı hemen her şiiri ilk olarak yeni şehzadeyle paylaşmış böylece ona da kısa zamanda kendini tanıtmıştır.

Bu sıra dışı kadının ölümünden beş asır sonra, göz kamaştıran niteliklerine bir yenisi daha eklendi.Venüs gezegenindeki bir kratere NASA tarafından onun adını verdi: Mihrî Hatun Krateri. Atmosferi olan, kütlesi, büyüklüğü, yoğunluğu dünyamıza çok benzeyen, pek çok sanatçıya ilham kaynağı olan Venüs ayrıca mitolojinin de en önemli kadın figürlerinden. Bu nedenle adı genellikle kadınlarla birlikte anılmakta. Dünya kültürüne katkıda bulunmuş kadınların adlarını Venüs gezegenindeki kraterlere veren NASA bizim edebiyatımızdan da iki kişiyi onurlandırmış. Diğer isim ise Halide Edip Adıvar. (Adıvar Krateri)

Nasa’ınMihrîHatuna’a gösterdiği ilgiyi ne yazık ki ülke olarak pek gösterememişiz. Zeynep Hatun’dan sonra divan edebiyatının ikinci kadın şairi olan Mihrî Hatun,divan’ı günümüze  ulaşan ilk kadın şairimizdir ve eserleri Rus Türkolog Elena Maştakova tarafından ortaya çıkartılarak ilk kez, SSCB Bilim Akademisi Asya Halkları Enstitüsü’nce 1967 yılında Moskova’da basılmıştır. Divan’ın ülkemizdeki basım tarihi ise 2007'dir.

Şiirlerinden hareketle yaklaşık kırk beş yaşına kadar yaşadığı düşünülmekte. Felsefi ve edebi gelişimine büyük katkısı olan Müeyyetzade Abdurrahman Çelebi’ye âşık olduğu rivayet edilir. Ancak bu aşk hikâyesi başlamadan sonlanır. Fatih, oğlu Şehzade Bayezid’i uyuşturucuya alıştırdığı gerekçesiyle Müeyyedzade Abdurrahman Çelebi için ölüm fermanı çıkarır. Bunun haberini alan Şehzade Bayezid, çocukluk arkadaşını tebdili kıyafetle önce Halep’e, sonra Şiraz’a yollar.

Bir diğer âşık olduğu kişi, divan şiirinin kurucularından büyük şair Necati’dir. Onun şiirleri kalbinde çok özel bir yerdedir ancak Necatî, Mihrî Hatun’un duygularına ve ilgisine oldukça sinirlenir, ne aşkına ne de kendi şiirine duyulan ilgiye karşılık verir.

Mihrî'deNecatî'ye
Beni azade iken aşka giriftar itdün / Göreyim sen de benim gibi giriftar olasun
Şimdi bir haldeyüz kim, ilenen düşmanına / Der ki, mihri gibi sen dahi siyeh-kar olasun

Necatî'denMihrî'ye:
Ey benümşi’rime nazire diyen / Çıkma rah-ı edepten eyle hazer
Dime kim işte vezn ü kafiyede / Şiirüm oldu necati’ye hem-sar
Harfi üç olmağ ile ikisünün / Bir midür filhakika ayb u hüner

Ölçüye uymak için yaptığı uzatma ve kısaltmalar Necati tarafından kıyasıya eleştirildi. Aldığı eleştiriler yazdığı şiirlerle sınırlı değildi. Kadın şair olması, duygularını şiirlerine sansürsüz aktarması her zaman eleştiri konusu oluyordu. Onun ise bu tür yaklaşımlara yanıtı yine şiirleydi.

Çünnâkısakl olur dirlernisâ / Her sözinmağrûr tutmaktır revâ

LîkMihrîdâinün zannı budur / Bu sözidir ol ki kâmil usludur

Bir müennes yigdürür kim ehl ola / Bin müzekkerden ki ol nâ-ehl ola

Bir müennes yig ki zihni pâk ola / Bin müzekkerden ki bî- idrâk ola

(Kadınlar eksik akıllı olur onların her sözünü boş saymak gerekir derler. Mihrî duacınızın zannı budur ki olgun kişiler şöyle derler: Becerikli bir kadın beceriksiz bin erkekten, zihni açık bir kadın anlayışsız bin erkekten iyidir.)

Büyük Osmanlı Tarihi kitabını yazan tarihçi Joseph vonHammer, Mihrî Hatun’dan Türk Sappho’su diye bahsetmiştir. Hammer, Büyük Osmanlı Tarihi’nde onun için şunları söyler:“Amasya’da doğmuş olan güzel Mihrî, İskender’e aşkını azm ve teşhir etmiştir ki bu şaire, Osmanlılar’ınSafo’sudur. Rumca’nın “Safo” kelimesi ile Arapça’nın “Safi” kelimesi aynı köktendirler. Mihrî, hem güneş hem de parlak manasındadır. Çünkü “Mihr”, aşk ve güneş manalarına gelir.”

Sappho’nun lezbiyen olması, Mihrî Hatun’a da Türk Sappho’su yakıştırmasının yapılması, onun lezbiyen olup olmadığı tartışmalarına yol açmış. Oysa ikisinin de eserleri incelendiğinde tarzları farklı olsa da her iki kadının, şiirlerinde aynı izlekleri kullandıkları görülmekte. Dolayısıyla, Sappho yakıştırmasının, dünya görüşlerinin benzerliği bağlamında olduğunu söylemek daha gerçekçidir. Bu konuda detay bilgi edinmek isteyenler, yazar Nazlı Karabıyıkoğlu “İffetli Mihrî ile pervasız Sappho: Bir eleştiri” adlı makalesini okuyabilirler.

On beşinci yüzyılda yaşamış bir kadın olarak o dönemde şair kimliğini çevresine kabul ettirmekle kalmayıp dönemine damgasını vuran, gelecek nesillere koca bir divan bırakan Mihrî Hatun’un şiirlerinden bestelenmiş bir seçki Amasya Belediyesi tarafından  “Mihrînağmeler” adıyla yayınlamıştır. Divan’ında Tazarru’name adlı bir mesnevi, Şehzade Ahmed’e sunulmuş on bir kaside, Sultan II. Bayezid’e sunulmuş bir kaside, bir tevhid ve iki yüz elli gazel, sekiz murabba, müstezat, naat, münacaat, mev’ize, yedi müfred bulunmaktadır. Ayrıca dini konulara dair manzum yazıları da vardır.

Yazıyı bitirirken son sözler Mihrî Hatun’dan olsun.

Ey dost, aşk yolunda neler çektiğimi

Bir gün aşka tutulunca bilirsin.

Kaynakça:

Sennur Sezer (2. Basım, 2005), Türk Safo’suMihrî Hatun, Kapı Yayınları.

Nazlı Karabıyıkoğlu makalesi, http://t24.com.tr/k24/yazi/mihri-hatun-sappho,1798

 

 

Haber Kaynak : ÖZEL HABER


Sevin Sezgin
23.12.2021 17:26:45
Sevgili Nalan Yılmaz'ı Türk Edebiyatı'nın ilk kadın şairlerinden Mihri Hatun'u tanıtan güzel yazısı için kutluyorum. Kalemine sağlık.

Öykü: İlknur Güneylioğlu Şengüler

SÖYLEŞİ: AYŞEGÜL DİNÇER

Söyleşi: Ebru Yavuz

Söyleşi: Didem Gökçay 

SÖYLEŞİ: BETÜL ERDOĞAN

Şiir: Levent Karataş

GÜLSER KUT ARAT

Öykü: Recep Nas  

Söyleşi: Demet Duyuler

MUSTAFA GÜNAY

Turgut BAĞIR

ŞİİR: ŞAHİN TAŞ  

Söyleşi: Demet Duyuler

BİR RESSAM VE BİR TABLO: SEYHAN ASLAN HANOTTE

ÖYKÜ: ELİF DERVİŞ

KİTAP İNCELEME: MELTEM KOFOĞLU

DENEME: BEHİYE H. MALKOÇ

SÖYLEŞİ: DUYGU HARMANCI KARAGÜLLE

ADANA BİLGE KAĞAN İLKOKULU 4/D SINIFI ÖĞRENCİLERİNDEN ÖYKÜLER

Şiir: Mustafa Suphi

Mehmet BİNBOĞA