DÜŞÜNCE - SANAT VE TOPLUM 23.12.2021 12:35:00 813 0
  • BIST 100

    2.439%-0,49
  • DOLAR

    16,2057% -0,88
  • EURO

    17,4561% -0,59
  • GRAM ALTIN

    967,83% -0,49
  • Ç. ALTIN

    1596,9195% -0,49

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Trabzonspor 38 23 3 12 33 81
2.Fenerbahçe 38 21 7 10 35 73
3.Konyaspor 38 20 10 8 21 68
4.Başakşehir FK 38 19 11 8 20 65
5.Alanyaspor 38 19 12 7 9 64
6.Beşiktaş 38 15 9 14 8 59
7.Antalyaspor 38 16 11 11 7 59
8.Fatih Karagümrük 38 16 13 9 -5 57
9.Adana Demirspor 38 15 13 10 13 55
10.Sivasspor 38 14 12 12 2 54
11.Kasımpaşa 38 15 15 8 10 53
12.Hatayspor 38 15 15 8 -4 53
13.Galatasaray 38 14 14 10 -2 52
14.Kayserispor 38 12 15 11 -7 47
15.Gaziantep FK 38 12 16 10 -8 46
16.Giresunspor 38 12 17 9 -6 45
17.Çaykur Rizespor 38 10 22 6 -27 36
18.Altay 38 9 22 7 -18 34
19.Göztepe 38 7 24 7 -37 28
20.Yeni Malatyaspor 38 5 28 5 -44 20
21.Denizlispor 40 6 24 10 -39 28
  • Pazar 36 ° / 21.2 ° Açık hava
  • Pazartesi 36.9 ° / 19.8 ° Açık hava
  • Salı 35.8 ° / 20.1 ° Bulutlar

Öykü: KUMRU EĞRİLMEZ

OYA

 Beyaz saçlarından beyaz, çehresinden kırışık çarşafın üzerinde, başı pencereye dönük, gözleri bahçedeki kalabalığın en tenha yerinde geçirir tüm gününü.

Tercihlerini, kararlarını aslında kararsız olamadığı gençliğine kırgın, mahzun bekler, bakar durur. Sevmez yaşlılığı, içine sindiremez.

Oya. İstanbul hanımefendisi. Emekli terzi. Öyle tanıtır kendisini. “Sökük dikerdim eskiden. Yama yapardım. Kumaşa biçim verirdim. “

Oya. Sekseninde. Pencere arkası çiçeği. Güneşi, baharı, aşkı hiç ıskalamamış. Eziyete dönüştürmemiş günlerini. Sevmiş. Her şeyi çok sevmiş. Kumaşları, üretmeyi, düzeltmeyi, biçimlendirmeyi, kesmeyi, dikmeyi. Erkekleri, rakıyı, sigarayı, yazlık sinemaları, sabahlarını şenlendiren şarkıları, radyo tiyatrolarını.

Şimdilerde yaşamla arasına mesafe koymuş. İsteklerini kafasının üstünde uçan sinek misali kovar durur. İstese de yapabilecek takati var mı ki? Hevesi kaldı mı sabah rüzgarıyla tazelenmeye?

Oya, sandıklekesiolmuşbiryitikbedenşimdilerde. Elindençıkanişhemenfarkedilirmiş. Devrininengözdeterzisi. Müşterilerinikendiseçermiş. Öylekaprisleregelemezmiş. Her vücudakalıpuydururmuş da kibrinkamburunufarkettiğianda‘ Kumaş ziyan olur elimde, ben üstünüze tam oturtamam, beceremem’ yalanıyla kapatırmış konuyu.

Oya konu kapatma, defter dürme uzmanı.

Başucunda duran albümleri hazinesidir. Tüm varlığı sarı fotoğraflarla, yattığı zaman kulağını acıtmayan inci küpeleri. Sahip olmayı becerememiş. Tutmayı, biriktirmeyi ertelemiş. Ne gereği varmış ki yettiği kadarı olsun kafiymiş. Gözü kalmadan, elde tutmadan, yokluğu hissetmeden keyfince evrilmiş.

Değiştirmemiş çoğu şeyini, dönüştürmüş. Eskiye bi yama, dara bir küçük parça, pota bir minik dikiş, gidene hak veren bir mana yakıştırmış.

Üç yastıkla uyur. Sarılır birine. Biri sırtına destek, biri başına. Beyaz olsun, sonumuz beyazla’. Akça pakça bebeymiş zaten, kir tutmamış hiçbir yanı. Gündüzleri erken yaşta bi başına kalmasının üstesinden bir şekilde gelir de işte gece olunca; anne, evlat, yaren ihtiyacını bu yastıklarla giderirmiş ezelden beri.

Anlaşmamız belliydi. Haftada bir ortalığı toplamak, iki kap yemek yapmak, banyosunu yaptırıp tırnaklarını kesip törpülemek, gerekli olduğunda damar yolunu açıp serumunu takmak.

Yükü yok. Sitemsizdir. Her hafta iyi kötü, elimin erdiğince yaparım istediklerini. Çok şey de istemez ya… Bazen duymaz bile geldiğimi. Radyosundan çıkan sesle kim bilir kaç saat, kaç gün aynı bakışla dalmış kalmıştır öyle.

Baharları balkona çıkarırım. Az nefes alsın, ağaçların filizinde dudakları yana kaysın diye. Şimdi kış. Kuru dalları pencere ardında gözler zahir. Baktığı ne, ne görür bilmem. Bazı haftalar yemek küf tutar olduğu gibi. En son ben ne yedirdiysem o. Suyu tez biter, yatağının yanındaki. Epeydir iki bazen de üç sürahi doldurur bırakırım. Kolalı bardak altlığını bile sormaz nerde diye. İş olmasın diye kaldırdım çoktan. Kötü mü ettim? Kızmış mıdır?

İşler erken bitmişti. Banyosunu yaptırmış tertemiz bembeyaz yatırmıştım Oya’yı. Yatağın karşısındaki dolabı düzeltecektim. Çok severim o dolabın içinde kaybolmayı. Çay koydum kendime. Yemek ocakta kısık ateşte pişiyor. Dedim içer misin sen de? Kafasıyla olur dedi. Eskisi gibi uzun uzun konuşup anlatmaz. Tadı yok. İzledi beni. Elbiselerin hepsi elinden çıkmış ilk günkü güzelliğiyle duruyor. Çok değil dört beş parça.  Saf ipekten, kaliteli kaşmirden, hakiki deriden her biri. Fotoğraflar şahit nasıl da yakıştırmış kendine. Zümrüt yeşili kolsuz tafta kumaş olanı en sevdiğim. Onu aldım elime.

‘ Oya, bugözlerine ne çokyakışmıştırkimbilir? İncecik belini ne güzel sarmıştır…

Hoşuna gitmedi. Başını çevirdi. Bahçeden sokağa, oradan sanki dünyanın öbür ucuna daldı gitti. Havalandırdım, düzelttim, koydum yerine her birini.

İşte şimdi yine elimde zümrüt yeşili. Kokusu sinmiş Oya’ nın. Beyaz kağıda eli titreyerek yazdığı notu albümlerinin birinin arasına koydum, kapattım valizi.

‘ Her şeyi Sema alsın. ’

Bir elimde valiz, öbüründe inci küpeler çektim çıktım kapıyı…

Haber Kaynak : ÖZEL HABER


Öykü: İlknur Güneylioğlu Şengüler

SÖYLEŞİ: AYŞEGÜL DİNÇER

Söyleşi: Ebru Yavuz

Söyleşi: Didem Gökçay 

SÖYLEŞİ: BETÜL ERDOĞAN

Şiir: Levent Karataş

GÜLSER KUT ARAT

Öykü: Recep Nas  

Söyleşi: Demet Duyuler

MUSTAFA GÜNAY

Turgut BAĞIR

ŞİİR: ŞAHİN TAŞ  

Söyleşi: Demet Duyuler

BİR RESSAM VE BİR TABLO: SEYHAN ASLAN HANOTTE

ÖYKÜ: ELİF DERVİŞ

KİTAP İNCELEME: MELTEM KOFOĞLU

DENEME: BEHİYE H. MALKOÇ

SÖYLEŞİ: DUYGU HARMANCI KARAGÜLLE

ADANA BİLGE KAĞAN İLKOKULU 4/D SINIFI ÖĞRENCİLERİNDEN ÖYKÜLER

Şiir: Mustafa Suphi

Mehmet BİNBOĞA