- ERGENEKON İLE 19 MAYIS 1919 ARASINDAKİ BENZERLİK –
Şevket Süreyya AYDEMİR , Suyu Arayan Adam isimli kitabında Türklerin Ergenekon efsanesinden kısa bir alıntı yapıp şunları söyler : Ergenekon efsanevi bir yurt. Bir yeniden doğuş ve kurtuluş timsali . Bu efsaneye göre vaktiyle Türk kavmi yeniliyor , dağılıyor . Yalnız iki genç erkekle iki kız bir dağın arkasında bir kayalığın içinde boş bir yurda sığınıyorlar . Dört yüz sene geçiyor . Fakat bir gün Bozkurt görünüyor . Bir çoban ,kurdu görüyor . Kurdun kaçtığı deliği belliyor . Bir demirci ocak yakıp dağı deliyor .Millet ordan çıkarak hürriyete kavuşuyor .
*******
Ergenekon ; bir kurtuluş efsanesidir ! Bu efsanede Bozkurt , bu kurtuluşun yolunu gösterir . Demirci Börteçene , kurtuluşun yolunu açar . Ve Ergenekon denilen bilinmez , etrafı sarp dağlarla çevrili geçit vermez ülkede , yüzyıllardan beri bunalan kavim ; demircinin açtığı yoldan seller gibi taşarak azatlığa kavuşur !
Balkan bozgunundan sonra bu efsane , bize de tam zamanında ulaştı . Ama ortada ne bir Bozkurt ne de Börteçene vardı .*
******
Peki Bozkurt ile Demirci Börteçene yoksa kim kimler vardı ?
Geldikleri gibi giderler diyen bir önder ve kendisine inanan bir avuç yurtsever vardı . Emperyalist devletlerin kıskacındaki Anadolu ‘nun durumu aynen Ergenekon´a benziyordu . Balkan savaşlarından yenik çıkan orduda moral denen bir şey yoktu . Kutsal toprakları korumak isteyen askerlerin çok azı ülkesine sağ salim dönebilmişti . Birinci paylaşım savaşından yenilgiyle çıkan Osmanlı ,Sevr anlaşmasıyla bitiyordu .
Ankara ve dolayları hariç her yer işgal altındaydı . Üstüne üstlük ordu elinden silahları alınarak darmadağın edilmişti .İşgalcilerle birlikte Sıtma ile Verem kol geziyordu .
İşbirlikçiler ( YÜZELLİLİKLER ) ayrık otu gibi çoğalıyordu .Bunların en büyük silahı “ Bizler Balkan savaşlarında , kutsal topraklarda can verdik bir de gavur İzmir için mi savaşacağız ? söylemiydi .Bu söylem çokça işe yarıyordu . İşgal altındaki topraklarda yaşayanların moralini sıfırlıyordu .
İşgalcileri geldikleri gibi gönderecek olanların boynunda bir de Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendinin idam fermanı vardı .
“ Geldikleri gibi giderler .” diyen askeri ve siyasi deha ; Çanakkale savaşlarından sonra Ergenekon´daki dişi kurt Asena´nın ve demirci ustası Börteçene ‘nin yerine geçip 19 Mayıs 1919 ‘da Samsun ‘a çıktı yokluk ve umutsuzluk içerisindeki halkı örgütleyerek , Ankara´ya gelip ilk meclisi kurdu .
******
Gelin Nazım Hikmet Kuvva-i Milliye Destanında Afyon –Kocatepe ‘deki Mustafa Kemal Atatürk için neler söylemiş bir bakalım :
|
KUVAYI MİLLİYE´DEN
…..
|
|
Düşündü birdenbire kayalardaki adam kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri Kim bilir onlar ne kadar büyük ne kadar uzundular? Birçoğunun adını bilmiyordu yalnız, Yunan´dan önce ve Seferberlikten evvel geçerdi Gediz´in sularını başı dönerek. Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında birdenbire beş adım sağında onu gördü. Paşalar onun arkasındaydılar. O, saati sordu. Paşalar: "üç" dediler, Sarışın bir kurda benziyordu. Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Yürüdü uçurumun başına kadar, eğildi, durdu. Bıraksalar İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak Kocatepe´den Afyon ovasına atlayacaktı. …..
|
Nazım Hikmet
*****
Bir düşünüre “ Tarih nedir ? “ diye sorduklarında düşünür şöyle cevap vermiş : Tarih büyük adamların biyografisidir !
Sağlıcakla kalın .
KAYNAK : * Şevket Süreyye AYDEMİR – Suyu Arayan Adam
NOT : İki haftadır , rahmetli Şevket Süreyya AYDEMİR ‘den alıntı yaptım . Gündem arasıra böyle tesadüflere yol açıyor .