RESSAM MEHMET ALAGÖZ, ‘GÖÇ VE GÖÇMENLİĞİNİN RESİMSEL HALLERİ İLE´ ADANA´DA
Göçmen alienin durumunu, yakın çevreyi de göz önünde tutarak, Almanya´daki misafir (yabancı) işçinin resimsel anlatımını öne çıkaran yapıtları ile Mehmet Alagöz 3-12 Ekim tarihlerinde Adana Büyükşehir Belediyesi 75. Yıl Sanat Galerisinde açacağı sergi ile sanatseverlerle buluşacak
Tarih: 28.9.2016 21:58:15/ 2483okunma / 0yorum

Adıyaman Üniversitesi´nde geçtiğimiz Ağustos ayından itibaren Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Başkanı olarak da görev yapmakta olan Profesör Mehmet Alagöz ile sergi öncesi sanat görüşü ve yapıtlarının temaları ile ilgili bir söyleşi yaptık.

35 yıl Almanya´da yaşayan ve bu süre içerisinde figüratif resimlerinin ana temasını göç ve göçmenlik oluşturan Ressam Alagöz çalışmalarını şu sözlerle özetledi Söyleşisinin sonunda:

1978 yılından itibaren kendi portrelerimin yanı sıra içinde olunan durumu da görselleştirmeye çalışan resimler yapıldı. 1982 yılında Almanya´da yapılan ve bu sergide gösterilen “Bavullar Üzerinde Aile (Gastarbeiter)” adlı resim sonradan Almanya´ya olan dış göçün “ilk yılları” adlı dönemi kapsayan resimlerdendir. Ünlü Ressam Paul Klee “sanat görünmez gerçekliği görünür kılmaktır.” der. O yıllarda Misafir İşçiler arasındaki geçerli görüş  “ben nasıl olsa birkaç yıl sonra Türkiye´ye döneceğim!” idi. Sanki yıllarca bavullar üzerinde oturuyor gibi oldular ve büyük çoğunluk buradaki hayatta hiçbir şeye karışmak istemediler. Bu dönemde ve günümüze kadarki yıllarda yapılan çalışmalar, temelde günlük hayatta ne? ve kim? olduğunu fazla sorgulamadan geçip giden zamandaki görünmez gerçekleri görsel kılmanın tuval üzerine yansıtılmış çaba ve hallerindendir.”

Alagöz´ün gazetemizin sorularını yanıtladığı Söyleşi şöyle:

/resimler/2016-9/28/2212146147330.jpg

YENİ ADANA -  Sanattan uzaklaşan bir toplumu sanat ile yeniden buluşturmak için sizce neler yapmalı?

ALAGÖZ- Soruya genel anlamda sanat yerine kendi alanım olan resim sanatı ile sınırlayarak cevap vermek isterim.

Resim sanatına (buna heykeli de eklemek lazım) tarihsel süreç içerisinde pek de yakın olmamış bir toplumu bu sanat(lar) ile buluşturmak için neler yapmalı? Sorusunu sorarak başlamalı ve ülkemizde resim sanatının ne olduğuna ve tarihsel süreç içerisinde toplumla ne kadar buluşabildiğine bakılmalıdır.

Resim sanatı diğer pek çok sanat alanında olduğu gibi bir düşünce ve ifade dilidir. Bu dili toplumumuz tarihinde uzunca bir süre sadece dekoratif bir süsleme unsuru olarak görülmüş ve eksik kullanılmıştır. Bu yüzden de yaygınlaşamamış ve beklenen işlevine ulaşamamıştır. Bu alanda düşünce ve duygunun birleşmesiyle ortaya çıkan yaratıcılıktan yoksun kalınmış, içine düşülen tekrarlarla sanattan çok bir zanaat alanı olarak kalmıştır. Bence resim sanatı gerçek kimliği ile toplumumuzla tam olarak hiçbir zaman buluşamamıştır.

100 yıla yaklaşan Cumhuriyet Dönemi´nde ulu önder Atatürk´ün “Sanattan kopmuş bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş gibidir” sözünden anlaşılacağı üzere ülkeyi kuran ve yöneten büyüklerin meselenin farkında oldukları görülür. Cumhuriyet döneminde resim sanatına olan destek (bazı dönemlerde azalma hissedilse de) halen devam etmektedir. Bir ülkede sanatı yapılandırma ve toplumla (geniş kesimlerle) buluşturmada devlet ve devlet büyüklerinin desteği 1. Sırada gelir. Yine aynı şekilde resim sanatını üretenler de (sanatçılar) yaptıkları işten en az devlet ve devlet büyükleri kadar sorumludur. Bu anlamda gerçek sanatçılara büyük ihtiyaç vardır. Bu konuyu ileriki sorularda kendimden de örneklerle daha da açacağım.

Türkiye cumhuriyeti kurulduğundan beri eksiklikleri de olsa özellikle sanat eğitimi alanında çok şey yapılmıştır. Bu günlerde ülke genelinde 70den fazla devlet üniversitesinde sanatçı yetiştiren, sanatçı hocalar istihdam edilen Güzel sanatlar fakültelerinin varlığı orta öğretimde resim derslerinin gerilediği yöndeki eleştirilere rağmen gözden kaçırılmaması gereken önemli bir husustur. Buralardaki potansiyel gelecekte ülkemizde halen çok eksiği olan “sanatın korunması ve sunumu” alanlarında çok şeyin olacağının habercisi gibidir.

Sanatın korunması ve sunumu derken burada kastedilen müze ve sanat galerileridir. Sanatı ve değerlerini koruyan, bu değerlerin kalıcı tasniflerini yapabilen ve her ilimizde olması gereken resim heykel müzelerimiz halen yoktur. Yine aynı şekilde sanat ve sanatçının gösterilip tanıtıldığı sanat galerileri de sayıca ya yetersiz, ya da olanların çoğu gerçek işlevlerini tam olarak yerine getirecek kalite ve düzeyde değillerdir. Soru: Milyon nüfustan fazla Büyükşehir Adana´da bir resim heykel müzesi var mıdır? Bu şehirde kaç sanat galerisi vardır ve bunlar hangi şartlarda çalışmaktadırlar?

Burada sözünü ettiklerim bir anlamda ülkemizdeki altyapı sorunlarındandır. Bu anlamda 4 yıl önce Bolu´da çalıştığım yıllarda konuyla ilgili Bolu belediye başkanı Aladdin Yılmaz´la yaptığımız bir konuşma hep hatırımdadır. Bu konuşmada sayın başkan: “Mehmet başımı topraktan çıkarayım, bir türlü çıkaramıyorum, (kastedilen şehirdeki yol, su, kanalizasyon, gaz altyapıları) çıkardığımda o işlerle de ilgileneceğim.” İyi niyetle söylenmiş bir söz. Ülke gerçeklerinin başka bir yanını mı yansıtıyor?

/resimler/2016-9/29/1626344462591.jpg

 

YENİ ADANA - Bu anlamda sanatta kendinizi nasıl tanımlarsınız?

ALAGÖZ- Yukarıda toplumun sanatla buluşabilmesi için bu işi yapan sanatçıları da en az devletimizi yönetenler kadar sorumludur demiştim. Ben şahsen gerek gençliğimde, gerek Almanya´da olduğum yıllarda, gerekse de tekrar ülkemde yaşadığım zamanda Türk ve Türkiye (insanı) orijinli kavramından hiç kopamadım. Bu belki de aldığım eğitim gereği böyleydi. Uzun yıllar (16 yaşımdan itibaren) öğrencisi olduğum Prof. Devrim Erbil (günümüzde ülkemizin alanında en başarılılarındandır) sürekli olarak bu topraklar ve toplum orijinli bir Türk-Türkiye Sanat´ından söz etmiştir. Ben kendimi bu kavramdan hiçbir şekilde kopmadığımı ve aktarmacı olmadığımı düşünürüm. Bu birinci husustur.

İkinci husus ise yine hocamda gördüğüm çok üretkenlik. Devrim Erbil Türkiye´de belki en çok sergi açan ve sanatını bu şekilde toplumla sürekli buluşturan bir sanatçıdır.  Ben yaptığımız konuşmalarda biraz da şaka yollu senin yaptığının yarısı kadar yapsam yeter derim. Sanatçı üretecektir ve ürettiğini de toplumla paylaşacaktır. Bunun bir üçüncü yolu yoktur.

Büyük kuramcılar sanatın da diğer alanlarda olduğu gibi bir miras işi olduğunu söylerler. Aldığınız mirası har vurup savurmadan zamanın şartlarına göre insanınızdan kopmadan yaşatıp büyütebilir ve yeni yaratımlar üretebilirseniz siz olursunuz. Ben genç yaşta önümde iyi bir örnek bularak biraz da şanslı oldum. Bir sanatçının sanatta söylem ve eylem birliğini sağlaması zor iştir. Yaşamın getirdikleri bunu zora sokar. Ben Almanya´da 35 yıl Türkiye Pasaportuyla göçmen (işçi eşi) olarak yaşadım. Bildiklerim ve yaşantımdaki uyumsuzlukların üstesinden sanatımla gelmeyi yeğledim.

YENİ ADANA - Yaşamınız ve göç temasının kesiştiği noktalar neler?

ALAGÖZ - Yaşamımda göç olgusu aslında ilkokulu bitirdikten sonra Eskişehir Yunus Emre Öğretmen Okulu (parasız yatılı) sınavlarını kazanmam ve bu okulda okumaya başlamamla başlar. Üç yıl Eskişehir´de kaldıktan sonra kazanılan bir özel yetenek sınavı sonrası İstanbul Ortaköy Öğretmen Okulu Resim Semineri´nde İstanbul´da olacaktım. Üç yıl sonra bu okuldan mezun oldum ve doğduğum köyün hemen bitişiğindeki Bolu/Seben-Hoçaş Köyü´ne öğretmen olarak atandım. Doğduğum topraklardaki öğretmenliğim 2,5 ay kadar sürdü. Bu arada İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (Mimar Güzel Sanatlar Üniversitesi) Yüksek Resim Bölümü sınavlarını kazanmış ve İstanbul´da tekrar öğrenci olmuştum.

Uygun olacağı için buraya Devlet Güzel Sanatlar Akademisi´nde Hocam Devrim Erbil´in Aralık 2015te “Yaşam ve sanatımda Dönemler” adlı kitabım için yazdığı “Mehmet Alagöz´ün Gözleri” başlıklı yazısından bir alıntı yapacağım.

/resimler/2016-9/28/2209109268752.jpg

“1969 yılında Mehmet Alagöz İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü öğrencisidir. Yetenek sınavını başarıyla vermiş, sanatçı olma yolun­da önemli bir adım atmıştır.

1970´de Akademi´de doçent oldum ve atölye­min ilk öğrencileri arasında Mehmet Alagöz de yer aldı. Alagöz çok yetenekli olduğunu bu öğrencilik dönemin­de atölyemde yaptığı işlerle kanıtladı. Bu çalışmalarını hala hayranlıkla hatırlarım. Çok sıra dışı işlerdi. Özel bir bakış açısı. Duyarlı bir renk kullanımı. Alışılmamış bir düzen kurgusu. Ogünlerde de en önemli yardımcı­larımdan biriydi, Lizbon´da Türk Büyükelçiliği binası için yaptığım seramik panonun eskiz aşamasında, ger­çekleşme sürecinde canla başla çalıştı.

Ama Alagöz bohem sanatçı tavırları da sergile­meye başlamıştı. Bunda arkadaşlarının da payı olduğu kanısındayım. Bolu dağlarından kopup gelen Alagöz gençliğin içgüdülerine kendisini kaptırmış gibi görünü­yordu. Aslında içe kapanık duygusal Mehmet Alagöz ile alkol kullandıktan sonra esrikleşen, hayal gücünün sınırlarında dolaşan ve böylece dertlerinden kurtulaca­ğını varsayan Mehmet Alagöz arasında dağlar kadar fark vardı. Üstelik 70´li yılların öğrenci olayları, sağ-sol çatışması da sıkıntı ve sorunlarını arttırıyordu.

Gençlik yıllarının sıkıntıları üst üste gelince Alagöz kendini bir Bodrum´da bulur, bir Seben´deki akrabalarında. Yine yalnız ve mutsuzdur. Alagöz´ün aklına Almanya´daki akrabaları gelir. Akademi´deki eğitimini bir yıllığına dondurarak Almanya´ya Bra­unschweig şehrine gider, evlenir ve eğitimini tamam­lamak üzere 1974´te İstanbul´a döner ve 1975 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Y. Resim Bölümü Devrim Erbil atölyesinden başarıyla mezun olur.

1973 yılı Kasım´ında akademideki öğrenimimi 1 yıllığına dondurarak Almanya´da dil öğrenmek ve çeşitli müze ve sanat kurumlarında incelemelerde bulunmak üzere Seben´de dedemden kalma evi satarak öğrenci olarak kendi olanaklarımla öğrenci olarak Almanya´ya gittim.

1974 yılında Almanya´da “Misafir İşçi (Gastarbeiter)” olarak çalışan eşimle evlendim. Misafir İşçi kavramı 1963-73 yılları arasında savaş sonrası Almanya´yı yeniden inşa etmek için Belli ülkelerden, bu arada Türkiye´den de işçi bulma kurumları aracılığı ile Almanya´ya çağırılmış insanlar için kullanılırdı. Bu gün eş ve çocuklarıyla birlikte bu yolla Almanya´ya gelmiş sadece Türkiye´den 3 milyonun üzerinde insan bulunmaktadır. Tüm ülkelerden gelenlerin sayısı ise günümüzde 7 milyonu geçmektedir. 

/resimler/2016-9/29/1103497052712.jpg

Benim yaşamım ve göç teması ile kesiştiğim nokta Almanya´da yaptığım evlilik ile başlamıştır. 1960lı yıllar sonrası Post Modern diye adlandırılan sanat hareketleri içerisinde dünyadaki göç hareketleriyle ortaya çıkan kimlik sorunlarının da görülür. Bu eğilimler kendini daha çok video Art, Instelasyon, fotoğraf sanatı gibi alanlarda kendini göstermiştir. Bendeki kimlik sorgulamaları başlangıçta belki de farkına varmadan “Misafir İşçi (Gastarbeiter)” işçi eşi statüsünde olmakla başlamış ve günlük yaşamın getirdikleri ile güç kazanmıştı.

1978 yılından itibaren kendi portrelerimin yanı sıra içinde olunan durumu da görselleştirmeye çalışan resimler yapıldı. 1982 yılında Almanya´da yapılan ve bu sergide gösterilen “Bavullar Üzerinde Aile (Gastarbeiter)” adlı resim sonradan Almanya´ya olan dış göçün “ilk yılları” adlı dönemi kapsayan resimlerdendir. Ünlü Ressam Paul Klee “sanat görünmez gerçekliği görünür kılmaktır.” der. O yıllarda Misafir İşçiler arasındaki geçerli görüş  “ben nasıl olsa birkaç yıl sonra Türkiye´ye döneceğim!” idi. Sanki yıllarca bavullar üzerinde oturuyor gibi oldular ve büyük çoğunluk buradaki hayatta hiçbir şeye karışmak istemediler. Bu dönemde ve günümüze kadarki yıllarda yapılan çalışmalar, temelde günlük hayatta ne? ve kim? olduğunu fazla sorgulamadan geçip giden zamandaki görünmez gerçekleri görsel kılmanın tuval üzerine yansıtılmış çaba ve hallerindendir.

YENİ ADANA - Gazetemiz için  verdiğiniz değerli bilgiler ve sanat yaşamımıza yapmakta olduğunuz katkılar için teşekkür eder, çalşımalarınızda başarılar dileriz.

/resimler/2016-9/28/2213235836154.jpg

RESSAM MEHMET ALAGÖZ KİMDİR?

MEHMET ALAGÖZ, 1949 yılında, Bolu-Seben´de doğdu. 1966-69 yılları arasında İstanbul Öğretmen Okulu Resim Semineri´nde ve ardından 1970-75 yılları arasında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi´nde öğrenim gördü.

1975-82 yılları arasında Braunschweig Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Serbest Resim Bölümü Prof. Roland Dörfler Atölyesi´nde asistan öğrenci olarak çalıştı. 1979-99 yılları arasında Alman Görsel Sanatçılar Birliği üyeliği yaptı. 1980 yılında Braunschweig şehri Rudolf Wilke Sanat Ödülünü aldı.

Sanatçı, 1982 yılından itibaren serbest ressam olarak çalışmalarını sürdürmeye başladı. 1990 yılında Fönderkreis Malerkapelle am Elm Sanat Derneğini kurdu. 1997´de bu derneğin sanat yönetmenliğini üstlendi.

Sanatçı 2009 yılında Türkiye´ye dönerek, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü´nde  2011 yılına kadar Yardımcı Doçent ve 2011-2015 yıllarında Doçent ve Bölüm Başkanı olarak çalışmalarını sürdürdü.

2015 yılında Adıyaman Üniversitesi  Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü´ne  docent olarak atanan Mehmet Alagöz,  Ağustos 2016´dan itibaren Profesör ve Bölüm Başkanı olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Mehmet Alagöz´ün yapıtlarında, doğrudan modelden çalışılmış insan figürlerine ve portrelere sıkça yer verildiği görülür. Kendi durumundan yola çıkarak, 35 yıldır Almanya´da Türkiye pasaportu ile yaşanmışlıktan yola çıkarak, “Göç ve Göçmenliği” konu alan figüratif resimler, eserlerinin ana temasını oluşturmuştur.

Göçmen alienin durumu, yakın çevreyi de göz önünde tutarak, Almanya´daki misafir (yabancı) işçinin resimsel anlatımı onun resimlerinin temel karakteristiğidir.

Yaşam, iş, işsizlik, çocuklr ve ebeveyinler 1980´den bu yana Alagöz´ün resmindeki sürekli konular olarak ortaya çıkmaktadır.

 

 

 











Kaynak: ÖZEL HABER

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
MESUT MERTCAN YOK ARTIK
MESUT MERTCAN YOK ARTIK
Mesut Mertcan, tedavi gördüğü Adana Huzurevi´nden sonsuzluğa uğurlandı. Gönül kapılarından serpilen sevgi çiçeklerinin havada savrulduğu son yolculuğundaki dostluk töreniyle unutulmazlar locasındaki yerini o da aldı kuşkusuz. Sevgi halkalarının oluşturduğu dostluk zincirinin bir ucu artık zaman ötesinde. Onu sevgiyle, saygıyla anıyoruz, uğurluyoruz, yüreğimizde kalıcılığını bırakarak. Cumali Karataş
Adana Film Festivali´nin İstanbul Lansmanı gerçekleştirildi
Adana Film Festivali´nin İstanbul Lansmanı gerçekleştirildi
Adana Büyükşehir Belediyesi´nce 25 Eylül-1 Ekim 2017 tarihleri arasında 24´üncüsü düzenlenecek olan Uluslararası Adana Film Festivali´nin İstanbul Basın Lansmanı gerçekleştirildi.
Tedavi gören ruh hastalarından tiyatro oyunu
Tedavi gören ruh hastalarından tiyatro oyunu
Çukurova Toplum Ruh Sağlığı Merkezi´nde tedavi gören 8 şizofreni, psikoz ve bipolar hastası ile 5 sağlık çalışanı, “Ruhi Tesisat” ekibini kurup, “Senden, Benden, Bizden” isimli tiyatro oyununu hazırladı
   TATARLI HÖYÜK KAZILARINDA FİL KALINTILARI
TATARLI HÖYÜK KAZILARINDA FİL KALINTILARI
Adana-Ceyhan/Tatarlı Höyük çalışmalarında Asya filine (Elephas Maximus) ait bir çene parçası ve ayak parmağı ele geçirildi – Kalıbtıların Hititler dönemi ile Geç Hitit dönemi arasındaki zaman dilimine tarihlenebileceği ve bu dönemde Tatarlı Höyük´te fillerin yaşamış olduğu düşünülüyor
Victoria ve Abdül Adana Film Festivali´nde
Victoria ve Abdül Adana Film Festivali´nde
Victoria ve Abdul, 2017 Venedik Film Festivali ve 2017 Toronto Film Festivali´nden sonra Adana Film Festivali´nde Türkiye prömiyerini yapacak.
ÇİRKİN KRAL ANILDI
ÇİRKİN KRAL ANILDI
Adanalı usta sinemacı Yılmaz Güney için ölümünün 33. yıl dönümünde ünlü halk ozanı Ali Asker ve şair Taner Nart´ın katıldığı bir anma programı düzenlendi. Yoğun katılımın olduğu gecede vatandaşlar, Ercan Çetin Amfi Tiyatrosunu doldurdu.
TÜRKİYE´DEN KAÇIRILAN HERAKLES LAHİDİ GERİ DÖNÜYOR
TÜRKİYE´DEN KAÇIRILAN HERAKLES LAHİDİ GERİ DÖNÜYOR
Türkiye´den 50 yıl önce kaçırılarak İsviçre Gümrüğü´nde ele geçirilen ‘Herakles Lahidi´ evine dönüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin Cenevre´de teslim aldığı tarihi miras, 13 Eylül´de Türkiye´ye nakledilecek.
ÇUKUROVA´DA "ÇİRKİN KRAL" ANILACAK
ÇUKUROVA´DA "ÇİRKİN KRAL" ANILACAK
Sinemanın Çirkin Kralı Yılmaz Güney, Çukurova Belediyesi tarafından bir anma etkinliği ile anılacak.
Locarno ödüllü “9 Parmak” Adana´da prömiyer yapacak
Locarno ödüllü “9 Parmak” Adana´da prömiyer yapacak
Locarno Film Festivali´nde "En İyi Yönetmen Ödülü" alan "9 Parmak", 1,5 ay sonra Türkiye prömiyerini, 24. Uluslararası Adana Film Festivali´nde yapacak.
"The Beguiled"in Türkiye prömiyeri Adana Film Festivali´nde
"The Beguiled"in Türkiye prömiyeri Adana Film Festivali´nde
Oscarlı Sofia Coppola´ya Cannes 2017´de En İyi Yönetmen Ödülü kazandıran The Beguiled´in Türkiye prömiyeri Adana Film Festivali´nde gerçekleşecek.
 ‘YAŞAR KEMAL EFSANESİ´NE DÜNYA PRÖMİYERİ
‘YAŞAR KEMAL EFSANESİ´NE DÜNYA PRÖMİYERİ
Yaşar Kemal hakkında ilk uzun metraj biyografik film, Yaşar Kemal Efsanesi, 24. Uluslararası Adana Film Festivali´nde dünya prömiyerini yapıyor.
MUZAFFER iZGÜ YAŞAMA VEDA ETTİ
MUZAFFER iZGÜ YAŞAMA VEDA ETTİ
98´i çocuk kitabı olmak üzere yayımlanmış 154 kitabı bulunan usta yazar, sağlık durumu nedeniyle yazmaya ara vermişti.
MUZAFFER İZGÜ YAŞAMINI YİTİRDİ
MUZAFFER İZGÜ YAŞAMINI YİTİRDİ
Bir süredir hasta olan Türkiye´nin en usta yazarlarından Muzaffer İzgü, 84 yaşında İzmir´de yaşama veda etti
SİNEMANIN USTALARINA ONUR ÖDÜLÜ
SİNEMANIN USTALARINA ONUR ÖDÜLÜ
Türk Sineması´na önemli katkılar sağlamış usta sanatçılardan Temel Gürsu, Hümeyra, Şemsi İnkaya ve Sami Şekeroğlu´na, Uluslararası Adana Film Festivali kapsamında onur ödülü verilecek
SELAHATTİN SARIKAYA ANILAR
SELAHATTİN SARIKAYA ANILAR
ŞABAN GEN anlatıyor: 1963 yılı sonlarında askerden geldiğimin haftasıydı. Piknik Aile Çay Bahçesi´nde çay içmeye gitmiştim. Adana İl Radyosu´nun “Çukurova´dan Sesler” topluluğunun konseri var demişlerdi.
‘EVRENİN 13,7 MİLYAR YILLIK ÖYKÜSÜ´ İSTANBUL´DA SERGİLENİYOR
‘EVRENİN 13,7 MİLYAR YILLIK ÖYKÜSÜ´ İSTANBUL´DA SERGİLENİYOR
İstanbul Bilgi Üniversitesi´nin, Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) ortaklığıyla ilk kez İstanbul´a getirdiği "CERN Bilimi Hızlandırıyoruz" sergisi, bilim severlerin yoğun ilgisiyle karşılandı.
“ÇUKUROVA´DAN SESLER”-2 SELAHATTİN SARIKAYA
“ÇUKUROVA´DAN SESLER”-2 SELAHATTİN SARIKAYA
Adana İl Radyosu “Çukurova´dan Sesler”in tarihçesini araştırırken “Çukurova´dan Sesler”in Adana İl Radyosu´ndaki yöneteni olan çok yönlü Sanatçı-Bestekâr-Güftekâr-Ses Sanatçısı-Müzik Direktörü ve Şefi ünlü bestekâr Selahattin Sarıkaya´nın yanında uzun süre bulunup, sanat yaşamına vakıf olan kızı Gül Sarıkaya´yla, Adana İl Radyosu ve “Çukurova´dan Sesler”den İstanbul´a uzanan sanat hayatını konuşurken, onun 21 yıllık yokluğunun ardından sanatçı dostlarıyla da anılarını paylaştık. Onun yüzlerce eserinden “Adana Köprübaşı”, “Kara Kaşlı Hatice´m”, ”Bir Fincan Kahve”, “Kahverengi Gözlerin”, “Sev de Gör”, “Ay Beyaz DenizMavi” ve “İstanbul Sokakları” gibi dile düşen şarkılarını andık. ( Cumali Karataş)
Kültür Varlıkları için Meclis araştırma komisyonu kurulacak
Kültür Varlıkları için Meclis araştırma komisyonu kurulacak
Yurt dışına kaçırılan kültür varlıklarının iadelerinin sağlanması ve mevcut kültür varlıklarının korunması için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla meclis araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin karar Resmi Gazete´de yayımlandı.
Murat Göğebakan anıldı
Murat Göğebakan anıldı
Anadolu rock müziğinin tanınmış ismi Murat Göğebakan, ölümünün 3.yıldönümünde Adana´da isminin verildiği kültür merkezinde anıldı.
TÜRKİYE´DEKİ GAZETE VE DERGİ SAYISI AZALIYOR
TÜRKİYE´DEKİ GAZETE VE DERGİ SAYISI AZALIYOR
Her geçen yıl azalan gazete ve dergi sayıları ise dikkat çekti.2012 yılında 3004 olan gazete sayısı 2527´ye inerken, 4105 olan dergi sayısı ise günümüz itibariyle 3738 olarak belirlendi.
SBŞT Yeni Sezona Hazırlanıyor
SBŞT Yeni Sezona Hazırlanıyor
Seyhan Belediyesi Şehir Tiyatroları (SBŞT) bu yıl perdelerini 11 Ekim´de açacak.
Cumali Ceber Beyaz Perdeye Taşınıyor
Cumali Ceber Beyaz Perdeye Taşınıyor
Sosyal medyanın ünlü ismi Halil Söyletmez´in başrolünde olduğu ve yine sosyal medyanın popüler isimleri Doğa Konakoğlu ve Emre Keskin´in oğullarını canlandırdığı filmde, emekliliğine bir gün kala patronunu döverek işinden atılan Cumali Ceber (Halil Söyletmez)´in kahkaha ve aksiyon dolu maceraları 4 Ağustos´ta izleyiciyle buluşacak.
UĞUR PİŞMANLIK´IN “GÜNEŞİN SOFRASINDAYIZ”  FOTOĞRAF SERGİSİ BODRUM´DA AÇILDI
UĞUR PİŞMANLIK´IN “GÜNEŞİN SOFRASINDAYIZ” FOTOĞRAF SERGİSİ BODRUM´DA AÇILDI
Gazeteci-Yazar Uğur Pişmanlık´ın “Güneşin Sofrasındayız” sergisi Tarsus, Mersin, Adana´da ve Antakya´dan sonra Bodrum´da da Heredot Kültür Merkezi´nde açıldı.
tümer, “Çukurova´nın sosyal, ekonomik geçmişi korunmalıdır”
tümer, “Çukurova´nın sosyal, ekonomik geçmişi korunmalıdır”
CHP Adana Milletvekili, Zülfikar İnönü Tümer,1”9. Ve 20. Yüzyıl Adana´sından kalmış sanayi yapılarını kentle birlikte mekan üzerinden anlamaya, okumaya çalışmak ve değerlendirmek bu yapıların önem ve değerlerinin sürdürülmesinin ve dolayısıyla korunmasının ana fikrini oluşturacaktır” dedi.
EKONOMİYE BAKIŞ
BAŞYAZI VE GÜNÜN YORUMU Çetin Remzi YÜREGİR
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
Nurettin ÇELMEOĞLU - BİRAZ GÜL BİRAZ DİKEN
FASULYE TORBASI VE KİBRİT KUTUSU
Vahit ŞAHİN
Vahit ŞAHİN
YAŞLANIYORUZ
Cumali KARATAŞ
Cumali KARATAŞ
MESUT MERTCAN YOK ARTIK
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
Yılmaz AYDOĞAN / BÖYLE GİTMEZ!
MUHTAR GUBALAŞ
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
Zeynep Kural-İNCE DOKUNUŞLAR
AKDENİZ AKŞAMLARI
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
Ali MARALCAN- EMEKLİ KURMAY ALBAY
19 EYLÜL GAZİLER GÜNÜ BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE VE KAHRAMAN TÜRK ORDUSU İLE EMNİYET MENSUPLARINA KUTLU VE MUTLU OLSUN
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
Hasan GÜNEŞ- İLK ADIM
OKULLAR SORUNLARIYLA BİRLİKTE AÇILIYOR
Ahmet ERDOĞDU
Ahmet ERDOĞDU
21.12.2015 DEN 23.11.2016 YAZI VE RÖPORTAJLAR-5
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
TURUNCU ADAM - Mahmut REYHANİOĞLU
DR.ERCAN ATALAY VE ASKF
KONUK YAZAR
KONUK YAZAR
DÜŞÜNCENİN BİLİM, SANAT VE GERÇEĞE UYGUNLUĞU-Fikri Akdeniz (*)
Ahmet DUMAN
Ahmet DUMAN
Kuzey Irak´ta Bağımsızlık Oylamasının Devamında Ne Var?
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
Süreyya KÖLE - YANSIMALAR
ÜZÜNTÜYE CEZA
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
Mustafa Gazalcı -"Öğretmenin Not Defterinden"
AYRICALIKLI OLAN KİM?
M. Ziya YERGÖK
M. Ziya YERGÖK
SAHADAN GÖZLEMLER: HAYIR YÖNÜNDE
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY
EKONOMİYE HAYAT ÖPÜCÜĞÜ
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
Prof. Dr. Özer OZANKAYA
TÜM OKULLARI İMAM-HATİPLEŞTİRMEK, ULUSAL EGEMENLİĞİ, YANİ ULUSAL TOPLUMU YIKARAK, ÜMMETLEŞTİRMEK ANLAMINA GELİR!
Zekai BULUÇ
Zekai BULUÇ
M.KEMAL ATATÜRK : HATTI MÜDAFA YOKTUR SATHI MÜDAFA VARDIR , O SATIH TÜM VATANDIR !
İlhan ALPER
İlhan ALPER
MERTCAN´IN ARDINDAN
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ,
‘Öğrenciler Neden Üniversite Tercih Yapmak İstemiyor?´
OKUR KÖŞESİ
OKUR KÖŞESİ
BAYRAM MI GELMİŞ?
TANSEL ÇÖLAŞAN
TANSEL ÇÖLAŞAN
Sevgili dostlar merhaba,
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
AHMET KAYTANCI-GÖKÇEBEL
ZELİHA VE ÇOCUKLARI
Av.Cemil DENLİ
Av.Cemil DENLİ
ARMAGEDDON
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
Can UĞURATEŞ-Sırası Geldikçe
İNANÇ, ÖĞRETİLER, ÖRGÜTLENME VE ŞİDDET (1)
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Düşler Düşünceler-Tekgül Arı
Okur Hareketi
Hüseyin ÖZBEK
Hüseyin ÖZBEK
İNTİHAR BELGESİNİ YIRTAN MECLİSTEN ARDINDA İNTİHAR MEKTUBU BIRAKAN MECLİSE
Celal Topkan
Celal Topkan
FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ İLE MÜCADELE BİR ALDATMACA AMAÇ FARKLI
Saniye Akay Demirel
Saniye Akay Demirel
´Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın.´
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Mahmut TEBERİK- AYRAÇ
Ben, Sen, O. Biz, Siz, Onlar
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Cihat OVALI-SPOR YORUM
Tarihe Sığmayan Bir Destan
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
Ahmet DOKUZOĞLU-NE DEMİŞTİK?
AĞA VE EŞKİYA
Cezmi DOĞANER
Cezmi DOĞANER
AB DE TARTIŞMA
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
Tufan ALPAT-EMEKLİ HAKİM
MEVSİMLER DEĞİŞİRKEN
Ahmet YAHŞİ
Ahmet YAHŞİ
ADANASPOR EVİNDE YİĞİT
Birgül Ayman GÜLER
Birgül Ayman GÜLER
AKP´NİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ KOMİSYONDA ELE ALINIRKEN, “REJİM DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR” ELEŞTİRİLERİ SÜRÜYOR
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
GÖKTEN GELEN-BASRİ GÖK
ÇOCUK GELİNLER
AZ ve  ÖZ A.AKDAMAR
AZ ve ÖZ A.AKDAMAR
BİRİ ANLATSA!...
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Bugün
23 °C
Çarşamba
22 °C
Perşembe
23 °C
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
ÜÇ NOKTA SATIRBAŞI

/resimler/2016-2/23/1416139429844.jpg

ADANA`DA NÖBETÇİ ECZANELER

/resimler/2015-5/28/1255038362873.jpg

ADANA İLİ ÖNEMLİ TELEFONLAR

/resimler/2016-3/22/1515302901917.jpg

HAFTANIN PANAROMASI

/resimler/2017-9/12/1534392589681.jpg