SANİYE VİLDAN GÜZEL - İNADINA ŞİİR


"TÜRKİYE'NİN, HÂLÂ YAŞAMINI SÜRDÜREN EN ESKİ GAZETESİDİR YENİ ADANA


 

"TÜRKİYE'NİN, HÂLÂ YAŞAMINI SÜRDÜREN EN ESKİ GAZETESİDİR YENİ ADANA.
TIPKI, ADANADAKİ TAŞKÖPRÜ'NÜN DÜNYANIN EN ESKİ KÖPRÜSÜ OLUŞU GİBİ..." -BÜLENT HABORA

YENİ ADANA GAZETESİ'nde yazmaya başladığımda, İzmir'deki evimde bahçemizin ortak, alçacık bir duvarla ayrıldığı komşum, "Size Adana'yı tanıtan güzel bir kitap vermek istiyorum." demişti.
Kitabın adı:
                           BÜLENT HABORA
                  BENİM BAŞKENTİM: ADANA idi.
Sevinerek alıp hemen okumuştum. 2009 yılında yayımlanmıştı kitap...

BÜLENT HABORA Gazeteci-yazar (1940, İstanbul – 2014, İzmir)
Adana Erkek Lisesi mezunudur. Bir süre Ankara Hukuk Fakültesi ve İstanbul Edebiyat Fakültesinde okumuştur.
Yazarlığa, Adana’da Bugün ve Yeni Adana gazetelerinde başlar.

Habora kitabın önsözünde, "Buram buram bir İzmir sıcağında yazmaya başlıyorum, Benim Başkentim: Adana'yı. Notlarıma bakarken de, gerekli hazırlıklarımı yaparken de aynı sıcaklık vardı. Her zaman düşlerimde gördüğüm Adana'yı yeniden yaşamak, beni bir hoş ediyordu...
İstanbul'da doğdum, 1940'ta ama Adana'da ikinci doğumumu, gerçek doğumumu gördüm, 1953'te 'ilk aşk' dışında, yaşamımın 'ilk'leri hep Adana'da oldu. Adana beni 'Ben' yaptı...
Onun için Adana Benim Başkentimdir..." diyordu Ağustos 2007'de.

Çoban Yurtçu, Adana’da Bugün Gazetesi yazı işleri müdürüdür. Bülent Habora’nın ilk gazete haberi burada yayınlanır. Bir yangın haberi için görevlendirilmiştir. Fırlar yangının olduğu yere gider.
“Alevler gökyüzünü yalıyordu” diye başlayan bir haber yazar.
Çoban Yurtçu’ya getirir yazıyı. O da “Sen git öykü yaz, gazete haberi böyle olmaz” der; ama, ertesi gün haberi üç-beş satırla da olsa yayınlanır.
Bir süre Bugün Gazetesi'nde çalıştıktan sonra, YENİ ADANA GAZETESİ'ne gider.
"Küçücük bir giriş odasında soldan sağa ÇETİN REMZİ YÜREĞİR, YALÇIN REMZİ YÜREĞİR ve HAKKI GÜLMEN çalışıyorlardı. Her birinin kendi masası vardı. 'Ben,' dedim, 'Yazarım, gazeteciyim. Yeni Adana Gazetesi'nde çalışmak istiyorum...'
Yeni Adana kadrosuna girdim. Bana bir köşe verdiler, hemen hemen yarım sayfa. Her hafta o bölümü dolduruyordum. 
ÇETİN REMZİ YÜREĞİR'in yaptıklarını, öğretilerini hiçbir zaman unutamam.
'Yeni yetme bir yazar olarak görmedi beni. İnce ince eleştirisini yaptı, ama o inceliğin hiçbir zaman dışına çıkmadı. Öğretti bana birçok şeyi, başta gazeteciliği ve yazarlığı...
ÇETİN REMZİ YÜREĞİR, yazılarımdaki tek bir şeyi, bile sansür etmedi. O zaman 17 yaşındayım. Sosyalizmi bilmiyorum, ama toplumcu demokratım." diyerek anlatır o günleri Bülent HABORA...
Bülent Habora sinema, tiyatro yazılarından sonra, sanat sayfasını da hazırlamıştır gazetenin...
 Habora’nın Adana’da yaşadığı yıllarda şehrin nüfusu 175 bindir. 11 sanat dergisi çıkmaktadır o yıllarda, birisi Yeni Adana Gazetesi olan 5 sabah ile bir akşam gazetesi de yayın hayatındadır.

Çok zor koşullarda 25 ARALIK 1918 yılında yayına başlayan, 1920 yılında bir vagonda yayınlanan gazete, bugün hâlâ dimdik ayakta...
O günleri anlatanlar, o zorlu günleri, özetle şunları söylüyorlar...
Vagon gene sarsılmış, harfler gene karışmış, bu defa kasalardan biri tersyüz yere yapışmıştır.
Genç mürettip Hamdi, kanter içinde dışarı fırlıyor, "Olmaz yahu... Olmaz vallahi..." diyerek...
Muallim Agâh Efendi'yi buluyor; gar memuruna dayanıyorlar birlikte:
"Gazeteyi yetiştirmek lazım. Siz manevra yaparken  her defasında bizim vagona toslarsanız, işin içinden çıkamayız. Kimler beklemiyor gazeteyi?"
 Bu vagonda, çoğu ezilmiş, yamru yumru harflerle dolu birkaç kasa...
Eski mi eski bir pedal makinası!.. Bir de Mürettip Hamdi!..
Bir MATBAADIR BU!..
AHMET REMZİ'nin matbaası, Fransız işgalindeki Çukurova'yı çepeçevre sarmış olan Kuva-yı Milliyeciler'in tek haber kaynağı, biricik umut pınarı YENİ ADANA işte burada hazırlanıyor!..
Vagon-matbaa kör bir hatta çekilmiştir, harf kasaları artık dökülmeyecektir.
Sabahleyin Agâh Efendi, Torosların yamaçlarında yankı yapan bir haykırışla uyanır, "Matbaa yok!"
Kör hat boştur, vagonları sırra kadem basmıştır. Gar memuru yatıştırır onları...
Yukarıda Kuva-yı Milliye eline geçmiştir, Pozantı'ya doğru çıkıyorlarmış.
Bütün vagonları Bilemedik İstasyonu'na geceleyin çekip götürmüşler.
Ertesi gün onlar da Bilemedik'e varırlar, mürettip Hamdi vagon-matbaasına bir defa daha çekidüzen verir.
Sonra, vagon nereye gazetenin idarehanesi oraya...

YENİ ADANA GAZETESİ, yorulmadan, yenilmeden aynı çizgide bugüne gelir...

Habora, ilk gazetecilik ve yazarlık deneyimini Adana’da yaşar.Ankara Hukuk Fakültesi’nde okuduğu sıralar Cemil Sait Barlas’ın Son Havadis ve Pazar Postası gazetelerinde yazar. İstanbul’da Edebiyat Fakültesi’nde Sosyoloji ve Felsefe bölümlerinde okur. 1963 Ağustosu’na kadar dönemin ünlü sinema ve magazin dergileriyle (Ses, Pazar, Büyük Gazete) Cengiz Tuncer, Tarık Dursun K., Aydın Emeç’in yönettiği Son Posta gazetesinde yazar. 1965’te Habora Kitabevi’ni açar, ertesi yıl kurduğu Habora Kitabevi Yayınları’ndan, aralarında Bekir Yıldız, Sennur Sezer, Şükran Kurdakul, Muzaffer Buyrukçu, Eray Canberk, Afşar Timuçin, Aydın Hatipoğlu’nun yapıtlarının da bulunduğu 400 kadar kitap yayımlar. 35 kitap yazar.
Yayımladığı ve yazdığı yapıtlara Türk-Bulgar dostluğuna katkıda bulunduğu gerekçesiyle 1978 yılında, Bulgaristan’ın en büyük kültür ödülü olan “Kiril-Metodiy I. Derece Madalya ve Nişanı”yla ödüllendirilir.

İşte bugün de gazetenin yöneticisi olan ÇETİN REMZİ YÜREĞİR'i hiç unutmayan kişi, sıradan biri değildir.
Gazetenin hiçbir bakımdan yolu, yöntemi değişmemiştir bence...
Ben bir yılı aşkın bir süredir yazıyorum. Prof.Dr.SÜLEYMAN BOZDEMİR'in salık vermesiyle konuk yazar olarak yazmaya başladığım gazete, çok kısa bir süre sonra  sürekli yazma teklifiyle geldi ve o günden bu güne tek sözcük bile kırpılmadı yazılarımdan... Eleştirilmedi de...
Yönetim kadrosu çok duyarlı bu konuda; kendi adıma ve yazar arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum.

HABORA, "O zamanlar ne güzeldi, Adana'da gazetecilik..." diyor..
Ben de, "bugün de aynı güzellikte" diyorum.

Bir önceki yazımda işgalcilerden Fransız Yüzbaşı Andre Konti'den söz etmiş, Yeni Adana Gazetesi'nin basıldığında Hayat Matbaası'na gelerek, gazete sahiplerine, Fransızları desteklemek koşuluyla para ve çeşitli yardımlar yapacağını belirttiğini, kabul edilmeyince gazetenin üçüncü sayısından sonra kapatıldığını yazmıştım.
O Andre Konti'nin adı, GÜLTEN AKIN'ın "MARAŞ'IN VE ÖKKEŞ'İN DESTANI adlı 1972, TRT Ödülü alan yapıtında da geçer.
Gülten Akın, Maraşlı Ökkeş'i tanıtmakla başlar destanına sonra, onu ve tüm Maraş yiğitlerini tanıtır.

"Maraşlı Ökkeş'in destanını bir ben söylerim.
Adamın su gibi akanıdır Maraşlı.
Gözleri ışığı ve geceyi paylaştırır,
Kaşları onuru ve sevdayı,
Adamın su gibi akanıdır Maraşlı.
Asıl sonrasını dinleyin kardaşlar,
Kapılacak nemler vardır,
İşler vardır bellenecek.
Bir kez yenilmeyle gider mi düşman
Döner gelir, yine gelir, yıllar sonra gelir." -GÜLTEN AKIN

Söz Andre'ye gelir:
24 KASIM 1919
"Maraş'a gönderilen Guvernör Andre
Taşkın gösterilerle karşılandı
İyce yerleşmede kente Fransız
Guvernör hükümete yerleşti
Mutasarrıf çekingen ve düşünceli
Hükümette dalgalanan bayrağımızın
İndirilmesi buyruldu."

Buyrukları yerine getirildikçe Andre, gemi azıya alır:
"-Aldığı ödüncü geri vermedi
İstanbul Hükümeti
Karşılığında buraları verdi
Onunçin haklıyız ve güçlüyüz
Diyordu, Andre
Çarşıda konuştuğu köylülere

Ökkeş yanıt verdi:
-Sattı kendini İstanbul Hükümeti
Üstümüzde sözü ola mı bilir
Kendimizik şimdi toprağımızın sahabı
Gâvur ölümüzü çiğnemeden
Bir tek karışını ala mı bilir?

Guvernör Militer Andre
Konuşmadı halkla bir daha
Toplandı ileri gelenlerle
Ve bastı azarı:
-Biz ki Avrupa'nın uygarlığını
Getirmek istedik yurdunuza
Mutluluğunuz için neler yapacaktık
Nedir, bir parça bez için
Kopardığınız bunca kıyamet

Şu kolum zulümdür, öteki yardım
Hangisine sarılırsınız
Savaşmak mı dilersiniz, bağışlanmak mı?

Yanıt verildi:
-Devletiniz saldırgan Fransız devleti
Dört yüzyıl önce padişahımız
Kanunî'nin kanadına sığınmıştı.
Sizin vardığınız uygarlığı
Maraş birçok kez yaşadı
Biz yaparız kendi yollarımızı
Halk kimseye düşürmez dulunu, yetimini
Memurlara aylık verecekmişiniz
Aylığından hangi memurumuz yakındı?
Hem siz
Söyler misiniz, hangi iradeyle geldiniz
-Bunu kendi padişahınıza sorunuz
-Yetkinizi kabul etmiyoruz
Gidin burdan
Yetti zorbalığınız, kıyalarınız
Bozdunuz, yıktınız, yaktınız
Eksik olsun bize getireceğiniz
Uşağınız Ermenileri çekiniz
Halkımız adına duyuruyoruz
4 ARALIK 1919
Antep'e yollandı Kumandan Andre
Geri dönmedi."  -GÜLTEN AKIN

"Asıl sonrasını dinleyin kardaşlar,
Kapılacak nemler vardır,
İşler vardır bellenecek" diyordu Gülten Akın destanda Maraşlı Ökkeş'in diliyle...
Hâlâ yapılacak çok iş var!.. Aydınlık, pırıl pırıl bir Türkiye önümüzde, ülkemin geleceğinin, Atatürk'ün yolunu izlediğimiz sürece, çok iyi olacağına inanıyorum. Umudumuz gençlerde, TEVFİK FİKRET'in dediği gibi:
"Ümidimiz bu: ölürsek de biz, yaşar mutlak
Vatan sizinle, şu zindan karanlığından uzak"

YENİ ADANA'nın bir büyük başarısı da, Türkiye'de hiçbir gazeteye verilmeyen DÜNYA BASIN BAŞARI ÖDÜLÜ'nü kazanmasıdır.
Ödülü, Newyork'ta ÇETİN REMZİ YÜREĞİR'e veren Arjantin'in ünlü gazetecisi Dr. Alberto Gainza Paz şöyle demiştir:
"Bu ödül, bir kere daha bir gazetenin büyüklüğünün, sayfalarının sayısına ve tirajın miktarına bağlı olmadığını göstermiştir. Bir gazetenin büyük olması için bir sürü baskı makinaları koleksiyonuna değil, fakat bir ruha sahip olması gerekir..."
21 Nisan 1965'te böyle diyordu, Arjantin'li gazeteci...
O ruh, gazeteyi yüzyıldır yaşatıyor; o ruhun hep var olması dileğiyle...
                                    HOŞÇA KALIN.


 



YAZARLAR

  • Pazar 36 ° / 21.2 ° Açık hava
  • Pazartesi 36.9 ° / 19.8 ° Açık hava
  • Salı 35.8 ° / 20.1 ° Bulutlar
  • BIST 100

    2.439%-0,49
  • DOLAR

    16,2057% -0,88
  • EURO

    17,4561% -0,59
  • GRAM ALTIN

    967,83% -0,49
  • Ç. ALTIN

    1596,9195% -0,49