Devlet siyasi varlığı olan, anayasası bulunan millet dediğimiz insan yoğunluğu ve ülkesi olan bir evrensel ve hukuki bir şahsiyettir. Sadece insan kalabalığından ibaret değildir. Konuları, kurumları vardır. Bunlarla yönetilir ve kamu kuruluşları topluma kamu hizmeti sunar, esnaf ve sanatkar ve köy kesimi ise ürettiği gıda maddeleri ve et konusu ile toplumsal hizmete katılmış bulunur. Böylece devlet bünyesinde kamu kesimi, halk kesimi gibi iki büyük kanat oluşmuş olur. Her iki kanatta devletin asli unsurudur ve her biri diğeri kadar lazım ve zorunludur. Kamu kesimi bürokrasi, yargı, tıp ve Silahlı Kuvvetler gibi devletçe organize edilmiş, geliri devletçe karşılanan kamu unsurudur. Halk kendi çalışır, işini yönlendirir. Devlete, millete yoğun gelir sağlar ve iş üretir. Büyük yatırımlar bazen devlet eliyle yapılır, bazen banka kredisi ile fertler tarafından yerine getirilir. Bu işlerde ve hayatın diğer çalışma kollarında çalışan insanlara da işçi deriz ve onların da ücreti işveren tarafından karşılanır.
Şu toplumsal iş bölümüne göre her vatandaşa ve kendi isteğine göre değişik çalışma alanı düşmektedir. Önemli olan ve devleti topyekun ayakta tutan tek gerçek vardır: Milli duygu, vatandaşlık duygusu, aynı ülkenin insanı olmanın verdiği sevgi, anlayış ve dünya içerisinde güvenli yaşamak, sınırlarını korumak idealleridir.
Her vatandaşın kendisine düşen, yapmakta bulunduğu işi severek ve müşterek duygulara hizmet ederek yapması, hiçbir imkanını esirgememesi, diğer komşusu, iş arkadaşı ve her kesimle uyumlu, yasalara saygılı ve koruyucu bulunmalıdır ki ülke genelinde devlet bünyesinde süreklilik, devam ve istikrar bulunsun. Sevgi bütün bu işlerin başında gelir. Kendi işini sevmek, başkasının işine saygı duymak, kamu kurum ve kuruluşlarına düzgün hizmet vermek, yasaları adil uygulamak, eşitlik ilkesine sahip çıkmak, demokrasiyi yaşatmak, kişisel ve siyasi partiler çıkarı dışında kalmak, Silahlı Kuvvetler olarak cumhuriyet ve vatan sevgisi ile dolu bulunup gerçek görevinin dışa karşı Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk Milletinin özgürlüğünü koruyup kollamak olduğu şuuru içinde kalmak ve devlet kurumlarının halk tarafından güvenilir, sevilir seviyede olmak, yargı ve bütün kurular dahil halk tarafından sevilmek, Silahlı Kuvvetlerin bir bürokrasiden ibaret olmadığını ayrı bir istiklal gücü olduğunu, Atatürk Ordusunu n Kurtuluş Savaşındaki yerini ve Türkiye Cumhuriyeti boyunca değerini devleti yönetenlerin ve her bir vatandaşın içine sindirmesi varlığımızın gelişmesi, içe ve dışa karşı güçlü olabilmemiz için zarurettir.
Adaletsizlik, yargı muamması, adi terörist hareketler, milli bütünlüğe kıymalar, milli bünyeye pusu kurmalar, işsizlik, açlık sınırında yaşamak, ayrı ayrı sebep ve seviyede milli hasarlardır. Siyasi hayatın iktidarı ve muhalefeti ile bu hususları koruma ve yaşatma azminde olması kendileri için hayat şartı olduğu gibi genel olarak devlet bekası içinde lazım bulunmaktadır.