Cumhuriyetin kuruluşundan önce İstanbul hariç Anadolu şehirleri fakir, bakımsız, tabii doğasına teslim edilmiş, el değmemiş ve değmeyecek bir şekilde koca bir köy halinde idi. Adana da bu koca köy içinde büyük bir köydü.
Osmanlının sonundaki bu manzara üzerine bir de Kurtuluş Savaşı eklenmişti. Ülke var olan son gücünüde o savaşta kullanmıştı ve Yüce Allah´ın kudreti ve nasibi ile Kurtuluş Savaşı başarılmış, dünya devleri sınır dışı edilmişti. Artık yol özgürlük yolu, cumhuriyet yolu idi. Bu işlerin başında bulunan Gazi Mustafa Kemal Paşa Türk Milletine Allah´ın bir armağanı idi. Bir nevi Türkiye üzerindeki karanlık geceyi gündüze çevirdi ve Türkiye´yi cumhuriyete, özgürlüğe, kişiliğe kavuşturdu ve demokrasi yolunu açtı.
Halen Türkiye ilerleme yolunda mesafeler katetmekte olup demokrasi, hukuk mücadelesi bir duraklamadan sonra yeniden hız kazanma şansına erişmiş, bunun yanında sanayi, endüstri, tarımsal alanda çalışmalar olmuş ve yoksul Anadolu günümüz itibarı ile modern, medeni, kültürü yüksek, imkanları geniş, güçlü kuvvetli bir ülke ve devlet haline ulaşmıştır.
Bu sebeplerle geçmiş yılları ve bu işleri başaranları kutlamak gerekir. Ne var ki halen siyasi hayatımız sükunete ve olgunluğa erişmemiş olup hukuk mücadelesi hukuk savaşı halinde devam etmektedir.
Cumhuriyetin ilk çeyreğinde yoksulluk bir süre daha yaşanmış, ikinci dünya savaşı yılları ve değişik siyasi olaylar, askeri müdahaleler yaşanmış hepsinden dersler alınmış ve siyasetin demokrasi, hukuk direnişi içinde yaşandığına şahit olunmuştur.
İlk yıllarda her evde elektrik, su, radyo yokken bugün köylerde dahi yol, su, elektrik, televizyon, bilgisayar gibi teknik cihazlar dahi bol bol mevcut olup hayatın seyri medeniyet yönünde değişmiş bulunmaktadır. Hukukta dahi bu seviyeyi bulduğumuz takdirde Türkiye Cumhuriyeti dünyanın büyük ve güçlü devletleri arasında üstün hak sahibi olacaktır.