Özeleştiri başkalarındaki eksikleri ve kusurları aramak kadar kendimizde de o kusurların bulunup bulunmadığını kendi kendimize soruşturmak işlemidir. Bu hali ile hayatın ilk temel kurallarından biri sayılır. Çünkü insanlar kendilerindeki eksiklikleri ve yanlışları buldukları takdirde daha iyi ve daha sonuç verici işleri başarabilme imkanına kavuşabileceklerdir. Bu suretle kişisel, kurumsal, siyasi olaylarda dahi özeleştiri iyi bir sınav yolu olur ve iyi bir reçetedir. Bu eleştiriyi yapabilen ve eksiğini bulabilen kişi ve kurumlar, hatta siyasiler başarının üst noktasına kadar çıkma hakkı kazanırlar. Böylece eleştiri reçetesi hastalıktan önceki bakım ve hastalığı giderme açısından önemli merhaledir.
Teamülümüz gereğince ülkemiz eleştiri hususunda iyi iz bırakmamış, iyi not almamıştır. Cumhuriyetimizin kurucusu ve banisi Mustafa Kemal ATATÜRK eleştiriyi seven ve eleştirinin diğer adı olan istişareyi, danışmayı adet edinmiş kemal mertebesinde bir liderdi. Yemek sofraları veya kahve sohbetleri boşa geçmemiş günün konuları akşam saatlerinde ve gece tekrar anlatılıp yaşanmıştır. Onun içindir ki Cumhuriyetimizin kaynağı her türlü övgüye layık bir anlayışın, bir devlet protokolünün eseri olup zuhur eden siyasi partiler ortamında bu kural ihmal edilmiş veya rekabet ve dışa atılmıştır. Belki siyasi çoğul hayata geçiş erken başlamış olabilir. Zira 1940´larda 1950´lerde acaba okur yazar sayımız, kültür seviyemiz ne seviyede idi? Fakat Türk Milletinin zekası, olgunluğu ATATÜRK İlkeleri ışığında her güçlüğü yenecek, kültür açıklığını kapatacak kabiliyette idi. Yeter ki liderler kavgayı bıraksın ve millete doğru yolda öncülük yapsınlar. Çoğul siyasi hayatımızda bu lazımeye riayet edilmesi tam olmamıştır. Zira cumhuriyetin ilk yıllarındaki lider kadro sayıca azalmış ve yeni kadrolar doğmuştu. Onlar da kendilerine göre bir siyasi hava yaratmış ve yavaş yavaş başladığımız çoğunlukçu siyasi hayat gelişerek bugünlere ulaşmıştır
Bugün dahi siyasi hayatta özeleştiri dar bir sahada kalmakta olup büyük partiler dışında az sayıda veya parlamento dışında kalmış partiler kararsızlık içinde çabalar durumda bulunmakta ve kendilerine yakın güçlü hissettikleri partiye doğru meyil göstermekte bulunmaktadır. Bu da siyasi hayat için olgunluk ve yetişkinlik seviyesi sayılamaz.
Halen bir anayasa tartışması devam etmektedir. Genel anlamda tartışılan anayasanın kendisi dahi tartışma seviyesinin dışına çıkamamış çok yönlü tartışılan bir tartışma konusu halinde kalmıştır. Halbuki önce kabul edilmesi gerekir ki hangi rejim veya sistem veya isim ne olursa olsun onu yaşatacak insanlardır. İnsanlar yeterli derecede liyakatli, iyi niyetli, doğrudan yana ve gerçekleri kabullenen eller ve niyetler ise sistemin veya rejimin adı önemli olmakla beraber güven vericidir. Sistemi kuran ve işletecek eller, beyinler başka ufuklarda ve başka maceralarda ise o sistemden yarar beklemek beyhudedir. Sistem ne kadar mükemmel olsa bile kötü eller elinde iyi yol alamaz ve sonuç hüsran olur. O halde sistem veya rejim mükemmel olmak durumunda bulunmakla beraber iyi uygulayıcı ellere teslim edilmesi sistem bünyesinde köklü bir avantajdır. Buna dikkat etmek gerekir.
Tarafların bu konudaki çabaları görülmekte olup halka doğru bilgi vermek ve halkın vaatlerin hangisinin daha doğru olduğunu ölçebilecek seviyede aydınlatılmaları ve milli şuurun, vatandaşlık bilincinin, gelecek hayat kaygısının ve ümidinin kollandığı bir yolu tercih etmesi sağ duyunun, aklın ve ülkenin kazancı olacaktır.
Türkiye coğrafyası, etrafı, sevenleri ve varlığı ile bir güçlü ülke ve devlet olup kıskananların ve çekemeyenlerin ümit kapısı olmamalıdır. Türkiye Türklerindir. Türk Milleti, Türkiye´nin yegane sahibidir.