(DEFTER) Büyükelçi Hasan Sevilir AŞAN


TÜRKİYE SURİYE ORTAK UZLAŞI KOMİSYONU

‘’Ne Türkiye ne de Suriye sistemine dahil olan sığınmacıların kayıt dışı siyasi, sosyal, ekonomik faaliyetlerinin her iki ülke için de zincirleme etkisi önceden kestirilemeyecek tehditler yaratabileceği unutulmamalı’’


     Son günlerde dış politikamızda sürpriz bir keskin dönüşle yıllar süren zehir zemberek kopuştan sonra Suriye ile diplomatik temasların yeniden başlayabileceğinin işaretleri tartışılır oldu.

     Savaş ve düşmanlık koşulları altında köprülerin tamamen atıldığı Güney Komşumuz ile yaşanan bunca zıtlaşma ve sorunlar yumağının nasıl yeniden komşuluk rayına oturtulabileceği cayi sualdir. Ancak her şeye rağmen normalleşme için siyasi kararlılığa sahipsek arabulucu arayışına girmeden özenli bir hazırlıkla BM tarikiyle diplomatik görüşmeler süreci zamanlıca başlatılabilir.

     Aramızdaki meselelerin ortak anlayış zemininde çözümü için akla gelen bir yol, her alanda iki ülke uzmanlarının oluşturacağı ‘’Ortak Uzlaşı Komisyonu’’ ihdası olabilir. İki ülkenin tam yetkili özel temsilcileri ve diplomatları gözetiminde bir araya gelecek ad hoc komiteler, sorunlu alanlarda durum tespiti ve uzlaşı çalışması başlatabilir. Görüşmelerin tam yetkili özel temsilciler eşliğinde yürütülmesi, uzlaşı esnekliğinin sürdürülmesi, varılan sonuçların iki ülke siyasi liderliklerine tek el ve ağızdan, seri şekilde iletilmesini kolaylaştırır.

   Olası bir Ortak Uzlaşı Komisyonunun, birikmiş siyasi, askeri, sosyal meseleler arasında belki de en çok mesaiyi gerektirecek olan ‘’sığınmacılar‘’ konusunda bazı tespitleri yeniden hatırlamakta yarar olacaktır.

SIĞINMACILAR

     20 milyonluk Suriye’nin yarısından fazlasını oluşturan 13 milyonu dışarıdan kışkırtmalı iç savaşta zorunlu göçle yerlerinden edilmiştir.

     10 yıllı aşan süreçte Türkiye’deki sığınmacı Suriyelilerin sayısının kayıt dışı olanlar, burada doğanlar ve vatandaşlık verilenler dâhil yedi-sekiz milyona ulaştığı tahmin edilmekte olup bu orta ölçekte bir ülke nüfusuna tekabül etmektedir.

STATÜ

     Devletler Hukuku ‘’yerlerinden edilmiş’’ toplulukları göçmen, mülteci, sığınmacı gibi farklı statülerde ele almakta.

     Sığınmacılar, hayati tehlike karşısında canlarını kurtarmak için daha emniyette hissedecekleri başka coğrafyalara geçenler olup koşullar düzeldiğinde ülkelerine dönmeleri esastır.

     Mülteciler, başka bir ülkeye yerleşmek üzere ‘’sürekli sığınma’’ hakkı verilenler, göçmenler ise koşulları uygun ise başka bir ülkeye göç edip yerleşenlerdir.

     Sığınmacı Suriyelilerin mültecilik başvurularının kabulü veya vatandaşlık verilmesi hukuki olmayan, Devletler Hukukunun kabul etmediği tartışmalı tasarruflardır.

     Suriyeli sığınmacılara vatandaşlık verilmesi, koşullar normalleştiğinde tabiiyet çatışması, miras hukuku, kişi hakları ve siyasi korumada her iki ülkede sonucu kestirilemeyecek hukuki ve diplomatik sorunlara yol açabilir.

DÖNÜŞLER

     Sığınmacı akını karşısında daha önceki düzensiz göçlerdeki tampon bölge ve kamp tedbirlerine başvurulmamıştır.

     Sığınmacı yoğunluğu Hatay, Gaziantep, Urfa gibi sınır illerimizde sosyal, ekonomik sıkıntılara ilaveten siyasi daralmalar da yaratmıştır.

     Çoğunluğunun girişleri sorgusuz, kayıtsız gerçekleştiği anlaşılan sığınmacı kitlelerin dönüşü titiz bir prosedür gerektirecek olup öncelikle iç savaşın sona ermesi, işgalci güçlerin çekilmesi, istikrar ve can güvenliğinin sağlanıp Suriye’nin normalleşmesi beklenecektir.

     Tarihin en kapsamlı dönüş operasyonu, Türkiye ve Suriye ikili mutabakatının yanı sıra Birleşmiş Milletler güvencesi ve hakemliğini de gerektirir. BM’nin küresel katalizör ve istikrar garantörü rolüyle geçici barış gücü oluşturması kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca AB, G20, NATO gibi uluslararası kuruluşlarla işbirliği de operasyonu kolaylaştıracaktır.

DÖNEMEZLERSE

     Misafirlikleri 10 yılı geçen sığınmacıların geri dönememesi olasılığı iki ülke için de potansiyel sorunlar kaynağıdır.

     Suriye Liderliğinin dönüşler için isteksiz davranıp güvence vermekten imtina etmesi halinde, toplam nüfusunun neredeyse yarısına tekabül eden diasporası Suriye muhalifi ikinci bir Suriye anlamına gelebilir ki bu iç siyasetlerinin dışarıdan manipüle edebileceği bir yumuşak karın oluşturur.

     Ne Türkiye ne de Suriye sistemine dahil olan sayıları orta büyüklükte bir ülke nüfusuna tekabül ettiği söylenen sığınmacıların bu saatten sonra mevcut koşullarda kayıt altına alınmaları imkansız görünmektedir.

     Türkiyeli Suriyelilerin kayıt dışı siyasi, sosyal, ekonomik faaliyetlerinin her iki ülke için de zincirleme etkileri önceden kestirilemeyecek tehditler yaratabileceği unutulmamalıdır.

    

YAZARLAR

  • Pazartesi 36.7 ° / 23.3 ° Bulutlar
  • Salı 36.5 ° / 23.9 ° Bulutlar
  • Çarşamba 34.8 ° / 23.9 ° Açık hava
  • BIST 100

    3.062%1,40
  • DOLAR

    18,0907% 0,03
  • EURO

    17,9850% -0,94
  • GRAM ALTIN

    1.008,9% -0,72
  • Ç. ALTIN

    1664,685% -0,72