Mehmet BABACAN, Eğitimci- Yazar ve Şair


SORUMLULUK


Şanlıurfa ve Mardin üzerine bir sınıf gezisi düzenlemiştik.

Sınıf Öğretmenimiz kimya öğretmeni Saime Soysal’dı.

Mardin’in turistik yerlerini gezerken, bir Ermeni kilisesine rastladık. Görevliler çok sıcak davrandılar. İkramlarda bulunmak istediler. 40 yıllık şarap ikram edeceklerini söylüyorlardı.

Bizim grup ilgisiz kalamazdı. Neşet Aydın, Heyecan Aydın, Remzi Abalı ve ben, her türlü alkolü tanıyor ve 40 yıllık şarabı merak ediyorduk.

İçeri kaydık yavaşça ve ikramı kabul ettik. Birer fincan kadar şaraptı sunulan. Oysa biz, bir şişeyi bir fırtta götürmeye alışkındık...

Birer fincan şarabı içtik, feleğimiz şaştı. Kafayı bulmuştuk. Oralarda oyalanırken sınıfı kaybettik.. Düşe- kalka epeyce aramamıza karşın grubu bulamadık. İyi ki biraz paramız vardı.

Ne yapabileceğimizi tartışırken, bir öneri ortaya atıldı. Antakya’da Harbiye diye ünlü bir yer olduğunu duyuyorduk. Orayı gezip, İskenderun üzerinden okula dönmenin en uygun davranış olacağına karar verdik.

***

Harbiye gezisinden sonra İskenderun’a gelmiştik. Osmaniye’^ye otobüs vardı.

Ancak kafalar karışmaya başladı. Önümüz cumartesi, pazardı. Mersin’e gitmeyi önerdiler. Elbette Arslanköylülerin Mersin’de akrabaları, tanıdıkları vardı. Ben Gülnarlıyım. Benim bir tane bile tanıdığım yoktu Mersin’de. İki gün Gülnar’a gitmeme bile yetmezdi.

Arkadaşları Mersin’e yolcu ettim. Osmaniye otobüsünden biletimi aldım. Otobüsün kalkış yapmasına iki saat vardı. Gezmeye başladım. Dağın eteğinde rampa bir semte gelmiştim.

Dağa doğru tırmanan sokakta karşılıklı kırk kadar çeşitli dalda esnaf vardı.

Ortalarda bir dükkanın önündeydim. Yolun dağ tarafından bir feryat duyuldu. Hurda bir taş kamyonunun şoförüydü bağıran: “ Firen patladı kaçın!” diye bar bar bağırıyordu.

Kamyon yıldırım gibi geliyordu. Belli ki şoför uygun bir yere vurarak durdurmaya çalışacaktı.

Aynı anda karşı kaldırımda oynayan çocuklardan küçük bir kız bana doğru koştu. Önünde durduğum dükkan babasınınmış. Çocuğun kurtulması olanaksızdı. Yolun ortasında yakalardı

kamyon. Bir an beynimde bir şimşek çaktı, yola ok gibi fırladığımı anımsıyorum. Çocuğun karın kısmından yakalamışım. Alnım karşı kaldırıma çarpmış, bayılışım. Ben ayıkıncaya kadar çocuğun elbisesini elimden kurtaramamışlar. Araba ayağımın bir karış

uzağından geçmiş. Alnımı hemen pansuman ettiler. Çevre insanları yığılmıştı başımıza.

Sürekli ağlayan ve ne dediği anlaşılamayan bir adam beni kucağından bırakmıyordu. Kız çocuğunun babasıymış. Beni bırakmaları olanaksızdı. Gidip biletimi yarına değiştirdiler.

***

Sonraki gün törenle bindirdiler beni Osmaniye otobüsüne.

Şekip Amca bir de mektup yazdı Okul Müdürümüze. İlahlaştırıyordu beni.

Okulumuza zafer kazanmış bir komutan tavrıyla geldim. Anlatmadığım kimse kalmamıştı.

Saime Hanım hiç bişey sormadı, Müdüre gönderdi.

Mektubu okuyan Müdürümüz de bişey sormadı “ Disiplin Kurulu” na yolladı.

Gruptan birlikte kaçak olduğumuz diğer arkadaşlarla ilgili bir hareket yoktu. O nedenle, onlardan hiç söz etmemeye karar verdim.

Zaten o arkadaşlar yolda Mersin’e gitmekten de vazgeçmişler; gezi grubundan önce okula dönmüşler. Yalnızca sınıfı kaybetmiş olmaları kusur sayılmış. Disiplin kuruluna gitmeye ben kendim neden olmuşum.

Disiplin Kurulu Başkanı soruyor:

“ Adın ne?”

Mehmet Babacan.

“ Başından başla, anlat bakalım şu maceranı” dedi.

Ermeni kilisesinden başladım. Ama kiliseye yalnız gittiğimi, o yüzden kaybolduğumu net biçimde anlattım. Şehri yalnız gezmeye korktuğum için, sınıfı fazla arayamadığımı ve geri dönmeye karar verdiğimi söyledim. Gaziantep’e gelince İskenderun’da asker olan akrabamı görmek aklıma düştü, o yüzden İskenderun’a geçtim. Görev yeri değişmiş olduğundan, asker akrabamla da görüşemedim. Okula dönmek için, otogara giderken önümde bir kaza oldu dedim ve olayı tüm ayrıntıları ile anlattım.

Bana ödül verileceğine kesin gözüyle bakıyordum.

İkinci soru geldi:

“ Kaç yaşındasın?”

17 efendim.

“ Şimdi sosyal konumun ne?”

Düziçi İlköğretmen Okulu yatılı öğrencisiyim.

“ Okulunu seviyor musun?”

Hem de çok seviyorum.

“ Peki, bu okulu dinamitlemeye ne hakkın vardı?”

Yanıt veremedim. Çık dediler.

***

Disiplin Kurulu 4 gün okuldan uzaklaştırma cezası vermişti.

Yıllar geçtikçe, sorumlulukları tanıdıkça anladım ki ceza borcum var daha.

 

 

 



YAZARLAR

  • Salı 22.1 ° / 14.7 ° kırık bulutlar
  • Çarşamba 19.9 ° / 9.1 ° Hafif yağmur
  • Perşembe 16.5 ° / 8.1 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.809%-0,01
  • DOLAR

    12,9753% 1,24
  • EURO

    14,7605% 2,02
  • GRAM ALTIN

    744,44% 1,29
  • Ç. ALTIN

    1228,326% 1,29