Hüseyin Erkan, Eğitimci/Yazar


ÇAĞLA TADINDA BİR HASANOĞLANLI


Bize gerçekleri anlat öğretmenim

Açlığı, yoksulluğu, alın terini

Bize mücadele etmeyi öğret

Birlik olmayı ve direnmeyi

                               Bahattin GEMİCİ

                İyi ki kapatmışlar, şu okulları! Yani o “Köy Enstitüsü” denen okulları… Çok değil, 6 - 7 yıllık bir ömürleri olmuş ama saymakla bitmez zararları!

                Biliyorum; adları 1954’te değiştirildi ama 1946’da Reşat Şemsettin Sirer’in ME Bakanlığına getirilmesiyle vuruldu;  asıl darbe. Yeni okullar açacağına, Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nü kapattı; bu bakan.

                İyi yapmış ya! Zaten iyi yapmamış olsaydı, O’nu bu göreve atayan Başbakan Recep Peker de onaylamazdı bu kararı, Cumhurbaşkanı İnönü de… Dahası, muhalefet de… Haklıydılar ama! Köy Enstitüsü ne demekmiş? Kent Enstitüsü, Kasaba Enstitüsü var mıydı; İl Enstitüsü, İlçe Enstitüsü var mıydı da Köy Enstitüsü olsun? Mektep de değil, okul da değil adı, enstitü!.. Üstelik “Köy Enstitüsü”…

                Gizli amaçları neydi acaba, bu enstitüleri kuranların?

                Ve kısa bir süre sonra, meyvelerini vermeye başlayınca, gerçek kabak gibi çıkıverir ortaya:

                “Köylünün hakkı, köylünün hukuku… İkinci sınıf yurttaş mı köylü? Askere alırken, vergi alırken var da hizmet götürürken niçin yok köylü?” gibi kışkırtıcı sorularla isyana teşvik etmesin mi köylümüzü, bu enstitülüler?

                Bunların en ünlüsü, “Bizim Köy” adıyla bir kitap yazıp ülkemizi dünyaya rezil eden Mahmut Makal’dı! Çok şükür ki, güçlüydü devletimiz.  Devletimizi yönetenlerse akıllı ve yurtsever… Ve elbette onların emrinde olan polisimiz, jandarmamız, savcımız, hâkimlerimiz de öyle…

                Herkes görevini yapıp hapse tıkıverirler; İvriz Köy Enstitüsü mezunu, henüz 19 yaşındaki bu solcu öğretmeni. Ve böylece en büyük ödülünü almış olur; bu genç yazar!

                Gözlerini korkutacaksın ki, aynı yolu izlemesin başkaları da; değil mi ya! Gel gör ki, işe yaramaz bu. Bıçak gibi kesip önleyelim bu tehlikeyi derken, çığ gibi büyüyerek gelmesin mi arkası?

                Köy Enstitüsü adı değiştirilip “Öğretmen Okulu” olur; öğretmenleri, ders programları da değiştirilir ama fazla bir şey olmaz; değişen. Neden?

                Çünkü köylüyü ve köylü çocuğunu okutmaktı; yanlış olan!

                Gerek yoktu ki buna! Doğru bir iş olsaydı bu, padişah efendilerimiz, halife sultanlarımız, büyük din âlimi şeyhülislamlarımız yapardı bunu. Değil mi ya?

                Çok iyi biliyordu ki onlar, yüz vermeye gelmez; bu köylü milletine. Yüz verince astarını da ister çünkü.  Bırakın, toprağı ekip biçsin o. Milletin tahılını, sebzesini, meyvesini, etini, sütünü, yumurtasını üretsin. Eti, sütü üretsin ama etliye sütlüye karışmasın!

                Baktılar ki, Öğretmen Okulları da diledikleri gibi değil. Onları da lise yapıverdiler. Arkasından

Eğitim Enstitüleri’ni de kapatıp noktayı koydular.  Oh be! Siz sağ, biz selamet!..

                Şu Köy Enstitülüler’in nesli tükendi ya da tükenmek üzere de, onların devamı olan öğretmen okulu mezunları, direnmeye devam ediyor hâlâ. Onlardan biri de 1970’li yılların başlarında Hasanoğlan Atatürk Öğretmen Okulu mezunu Bahattin Gemici

                Birkaç yıl köylerde öğretmenlik yaptıktan sonra, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Almanca bölümünü de bitirir.

                1977’de turist olarak gittiği Almanya’dan geri dönmez bir daha. 36 yıl öğretmen olarak çalışır orada. Ancak, köy ve Köy Enstitüsü kökenli birçok öğretmen gibi, sınıfa girip çıkmakla yetinmez. Almanya’daki Türk toplumunun haklarını savunmak için mücadele eden derneklerin kurulmasında ve yönetiminde görev alır. Almanya’da son yıllarda yeniden güçlenen ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı hem kalemiyle mücadele eder; hem de çeşitli kampanyalar açıp gösteriler düzenleyerek…

                “Doğduğun değil, doyduğun yerdir vatan! Bırak bunları… Sana ne Türkiye’den, sana ne Türk halkından!” diyeceksiniz ama Hasanoğlan’da okumuş ve Nallıhanlı bir emekçi ailenin çocuğu.

                Boşuna uğraşmayın; bilmez, “bana ne” demesini bu gençler. Hele hele önce Köy Enstitüsü olarak kurulup adı sonradan Öğretmen Okulu olarak değiştirilmiş eğitim kurumlarından yetişenler.

                Onlardan biri, işte bu Bahattin Gemici…  Türkçe ve Almanca olarak 12 eseri yayınlanmış. Daha önce Almanya Öyküleri ve Önce Eğitim adlı kitaplarını okumuştum. Çağla Tadında adlı 2019’da basılmış şiir kitabını geçen hafta okuyabildim.

                Yeni basılan “Umutların Peşinde” adlı 12. eserini okuyorum şimdi de.

                Berfin Bahar dergisinin Mayıs 2021 sayısında okuduğum “İnsanlık Öldü mü?” adlı öyküsünde çok çarpıcı bir gerçeği çok güzel anlatıyordu. Okuyunca öyle duygulandım ki, telefon açıp kutladım.

                “Ellerim Almanya’da

                Türkiye’de yüreğim”

diyen öğretmen şairimiz, şiirin ve şairliğin kolay bir iş olmadığını “Şiir Avı” başlıklı şiirin sonunda şöyle dile getirmiş:

                “Sürekli bir avdır şiir

                Kırk gün taban eti

                Bir gün av eti”

                Yıllar sonra özlediği yurduna dönüşünde, birçok şeyin değiştiğini görüp hüzünlenir. Ne bir tanıdık yüz vardır; ne bir merhaba diyen…

                Şöyle bitirir; “Yıllar Sonra Ankara” adlı şiiri:

                “Simitçi ve boyacı çocuklar

                Zabıta kokusu gözlerinizde

                Değişmeyen bir siz varsınız

                Solgun yüzünüz, yanık sesinizle”

 

                Sizin için seçtiğim şu şiirle bitirelim yazımızı:

 

                                ŞAİR

                Karınca boyundan büyük yük taşır

                Kuşlar cıvıldaşır dallarda

                Arı konar çiçekten çiçeğe.

                Kelebekler uçar avare

                İpekböceği tutsak eder kendini

 

                Diyeceksiniz bunun

                Ne ilgisi var şairle

                Onu karıncaya sorun

                Kuşlara, arılara, kelebeğe

                Bir de ipekböceğine. (*)

               

                Siz söyleyin şimdi; gerçekten de çağla tadında değil mi bu şiir?

 

Hüseyin Erkan

huseyinerkan.antalya@gmail.com

----------------------------------------------------------------------------------

(*) Çağla Tadında: Bahattin Gemici; Öğretmen Dünyası Yayınları, Ankara 2019   

İletişim: ogdunyasi@gmail.com; BGemici@aol.com;  Tel: 0049 157 591 565 50



YAZARLAR

  • Salı 22.1 ° / 14.7 ° kırık bulutlar
  • Çarşamba 19.9 ° / 9.1 ° Hafif yağmur
  • Perşembe 16.5 ° / 8.1 ° Açık hava
  • BIST 100

    1.808%-0,05
  • DOLAR

    12,8597% 0,34
  • EURO

    14,5827% 0,79
  • GRAM ALTIN

    741,65% 0,90
  • Ç. ALTIN

    1223,7225% 0,90