Cumhuriyet tarihimizde Tevhid-i Tedrisat Kanunu çok önemli bir yer tutar. Ansiklopediler bu yasanın 7 maddeden oluştuğunu yazarlar. Kısa ve anlaşılır bir biçimde yazılmış 7 madde! Devrim Yasalarımızı tek tek ele aldığımızda diğerlerinin de çok önemli içerikleri olduğu tartışılmaz bir gerçek. Ama Tevhid-i Tedrisat çok daha önemlidir. Cumhuriyetin gözbebeği okullarımız bu yasa sayesinde çağdaş ve bilimsel hale getirilmiştir. Bu gün uluslararasına yüz akımız olarak çıkarabildiğimiz birkaç bilim ve sanat insanımız varsa bu yasaya borçluyuz.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 1961 Anayasası ile Cumhuriyet Devrimleri Yasası içerisinde sayılmıştır. Bir başka Anayasa ile de, ne yazık, delinmiştir!
Sivil Toplum Kavramı kurumsal olarak önce Avrupa Demokrasilerinde ortaya çıkmıştır. Demokrasiler de zaman zaman bazı konularda toplumu görmezden gelebiliyor; Devleti bireyden daha çok önemsediği durumlarda bazı oldu-bittilerle kararlar alabiliyor. Hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, yetersiz ücret ya da durup dururken komşulardan birine savaş ilanı gibi bazı olaylar karşısında toplumun bir tepki göstereceği kesindir. Bakmayın siz bizimkilerin polis marifetiyle bastırıldığına. Bu tepkilerin örgütlü bir biçimde dile getirildiğinde hükümetler kararlarını yeniden gözden geçirmek veya değiştirmek zorunda kalıyorlar. Bağımsız oldukları için bazı batı dillerinde Devletten Bağımsız Organizasyonlar anlamına gelen harflerle ifade ediliyorlar.
Sendikalar, meslek odaları, bazı dernekler ve vakıflar kendilerini STK olarak tanımlıyorlar ben de öyle. Tarikatlar, cemaatler ve benzeri dini kuruluşlar STK olarak sayılamıyorlar. Onlar kendilerini, bazıları da onları en hakiki STK olarak görmeye ve göstermeye çalışsalar da eşyanın doğasına aykırı…
Korkusuz gazetesinin 11. Sayfasında fotoğraflı bir haber: Adından anlaşıldığına göre Öğretmenleri içine alan bir sendika ile ilgili bir haber bu. Sendika yöneticileri basın toplantısı yapıyorlar; 5 erkek. ikisi sakallı ikisi bıyıklı ancak hepsi de kravatsız! Arkalarında bir afiş. istemlerini doğrudan açıklayan bir afiş bu; “Gecikmiş Bir Reform. Müfredatın demokratikleştirilmesi.” Haberin içinde ise eğitimin demokratikleştirilmesi için Atatürk´ün ve O´nun İlke ve İnkılaplarının ders kitaplarından ve eğitim programlarından çıkarılması gerekiyormuş! Geçmişte bir “eğitim şurasında” karma eğitimin kaldırılmasını da talep etmişler. Şimdi hedef biraz daha genişletilmiş. Bazı yöneticilerinin” 2024 yılında Hilafet yeniden gelecek. Diğerlerini söylemeye gerek yok” dedikleri aynı gazetede bir başka köşede haber olarak yer almış… Artık “diğerlerinden” kasıt ne ise?
Bu bir sendika. Kendisini STK olarak gözünü kırpmadan ilan etmiş bir sendika. Majestelerinin sık sık toplantılar yaptığı “atanmış” STK´lardan biri… Zaten 1982 Anayasasıyla canına okunmuş olan Tevhid-i Tedrisat Yasasının adının da kaldırılmasını öneriyor.
Merak ettiğim: Acaba yerine ne koyacaklar? Muhtemelen Ulema ve Alimlerden oluşan bir öğretim kadrosu emrinde sözde yepyeni bir sistem.
Bir de, nereden aklıma geldiyse; bizim oralarda kravata yular derlerdi. Medeniyet Yuları!