İkinci Dünya Savaşı sürerken Türkiye´yi de yanlarına almayı hesaplayan Churchill, bu amaçla, gerektiğinde tehditler de savuracağını düşünerek uçağa atlayıp Adana´ya geldi. Günlerden 30 Ocak 1943. Londra, daha önceden Ankara ile gerekli ilişkileri kurmuş, ancak ziyaret sonuna kadar gizli tutulmuştu. İngilizler, Churchill´in uçağına bir yerlerden gelecek mermiden çok korkuyorlardı. Hatta, ziyaretten vaz geçirmek için de uğraştılar. Olmadı, Churchill uçağa geçip pilotun yanına oturdu ve “Uç bakalım, doğru Adana!..” dedi..
Akdeniz üzerinden Adana havaalanına indiğinde üst düzey bürokratlar alanda karşılayıp hiç vakit geçirmeden İstasyona, oradan da trenle Yenice´ye geldiler. Churchill genellikle gezilerine askeri üniforma ile gittiği halde Adana´ya sivil kıyafetle indi.
Kış ortasında Ankara´nın sisli-buzlu havasından sonra Çukurova´nın inadına ılık ve güneşli havası ile mutlu olan İsmet Paşa önemli konuğunu samimi duygularını belli ederek karşıladığında yüzünde en ufak bir endişe veya tedirginlik yoktu.
İngiliz Genel Kurmay Başkanı Allen Brooke da konuklar arasındaydı. Daha karşılaşır karşılaşmaz İsmet Paşa´ya bir mektup verdi. Mektupta Churchill, 1909 yılında Türkiye´ye geldiğini ve Cumhuriyeti kuran şahıslarla daha o zaman tanıştığını anlatıyordu. Bir cümlesinde de ´Atatürk dahil´ diye kayıt düşülmüştü.
İnönü ve Dışişleri Bakanımız Numan Menemencioğlu ağır işittiklerinden konuşmalar yüksek sesle sürdürülebiliyordu. Churchill ve İngiliz Genel Kurmay Başkanı Türkiye´nin müttefikler safında savaşa girmesi için çağrıda bulunurken pek ısrarcıydılar. İsmet Paşa gayet nazik bir şekilde bu isteği reddediyor, bütün müzakere becerisiyle her öneriye uygun bir karşı öneriyle geliyordu.. İnönü´nün çağrısı ile vagon restoranına geçildi. Menü şöyle hazırlanmıştı:
Tavuk çorbası, Peynirli börek, Garnitürlü Bonfile, Marul, Karnabahar grten, Krem Şokola, Meyve. Churchill yemeklerin hepsinden yemiş ama krem şokolaya elini sürmemişti.
Yemek esnasında eski anılar dile getirilmiş, fıkralar anlatılıp neşeli bir hava yaratılmıştı. Churchill zaman zaman Fransızca konuşmayı tercih etmiş ama Fransızcası pek iyi olmadığından heyetlerde tebessüme yol açıyordu. Cumhurbaşkanı olduktan sonra İngilizce öğrenmeye gayret gösteren İnönü de bazen ingilizce konuşmaya çalışıyor, bu kez de yetersiz İngilizcesi gülüşmeye yol açıyordu.
Kahkahalarla geçen yemek sırasında Genel Kurmay Başkanı Allen Brooke´un gözlerini pencereye dikip devamlı yandaki ağaçlığa bakması dikkat çekmişti. Bir güvenlik sorunu olduğu kuşkusu uyanmıştı heyetlerde. Halbuki Brooke kuş meraklısıydı ve o günkü hareketini daha sonra yayınladığı anılarında şöyle anlatmıştı: “Ağaçta atmaca gördüm. Benim için son derece nadir kuştu ve gözlerimi alamadım”.
Yemekten sonra İngiliz heyeti neşe içinde, dostluğu güçlendirerek, fakat Türkiye´den eli boş olarak ayrıldı. Churchill, Londra´da bulunan başbakan yardımcısı Clement Attlee´ye, görüşme vagonunda hazırlanmış olan cihazı kullanarak telgraf çekti: “Türkler harbe girmeyecek. Ancak istenen koşullar yerine getirildiği takdirde savaşmayı düşünebilecekler…” Türkiye´nin kendi çıkarlarını korumak ve savaşa girmeme kararlılığı içinde ama nezaketle görüşmeler sürdürmesi bir büyük bir diplomatik başarı olarak tarihte yerini aldı.