Rayları geçer geçmez, sağ tarafta teneke duvarlı, küp şekille, diyelim ki üçe üç bir bina vardı; Tenekeci Hüseyin Emminin işyeri idi burası. Aslında ufak-tefek diyebileceğimiz bir yapısı vardı ve buğday tenliden bir-iki ton daha esmer sayılabilirdi. Son derece nazik, sadece büyüklere değil, küçüklere de saygılı idi.
Ücret veya bedel alırken utanır-sıkılırdı adeta
Dükkanın önüne, yanına yerleştirdiği ürünler çok çeşitli idi. En çok ta helke(*) satılıyordu besbelli. Helke deyip geçmeyin, o yılların en önemli ev araçlarından biri idi. Çamaşırda, bulaşıkta, ev temizliğinde, bahçe sulamasında olmazsa olmaz gereçlerdendi. Abartmıyoruz, bir ev kadını günde en az onbeş-yirmi kez helkeye ihtiyaç duyardı.
Hüseyin Ustanın helkeden sonra en çok sattığı ürün kesinlikle ispirto ocağı idi. O zamanlar metan gazı ocağını hiç birimiz bilmiyoruz.
Sene ya 54, ya 55
İlkokul ikideyiz. Banka Müdürü olarak tayin edilen İstanbullu birinin kızını bizim sınıfa getirip yanıma oturttular. Konuşması ile, giyim kuyamı ile bizlerden çok farklı.
Günlerden bir gün, okulda bir liraya eşya piyangosu satışı yapıldı. İkramiye listesinin başında fırın yazılı idi. Arkadaş, bunu okuyunca iki eli ile sıkı sıkı yapıştığı bileti göğsüne bastırıp heyecan renkli bir sevinçle Ayy!.. dedi, Fırın varmış, inşallah fırın çıkar bize!..
Fırın bizi gerçekten şaşkınlık içinde bıraktı birkaç gün. Fırın dediğin şey, o zamanki bilgimize göre, odunla ısıtılan kocamaaan bir tesis. Arkada hamurhane var, bezelerin konulduğu pasalar, ekmeğin savrulduğu tezgah, ön tarafta bakkalara dağıtım arabası ve arabanın yem torbası boynuna takılı atı ile odun ve dallardan oluşan yığın
Bizim İstanbullu arkadaşın ailesi bu fırını ne yapacak, nasıl çalıştıracak bir türlü kafamız almıyor. Daha da komiği, bizim arkadaş ve ailesi bu kılık kıyafet ve o güne kadar hiç karşılaşmadığımız zarif davranışlar içinde fırıncılığı nasıl yapacak, buna hiç mi hiç akıl erdiremiyoruz.
Diyeceğimiz, bizim için fırın sadece ve sadece koskocaman ekmek üretim yeri idi. Yani, avludaki odun ocağı veya kömür yakılan maltızdan sonra en çok kullanılan ısıtma gereci idi ispirto ocağı.
Adanada çok tenekeci vardı ve hepsi de ispirto ocağı yapardı ama, Hüseyin Ustanınkiler ocağın Mercedesi kabul edilirdi. Daha nice ürünler olurdu; parçlar, huniler, süzekler, faraşlar, çöp tenekesi kapakları, güğümler
Lehimcilik te tenekecilerin işi idi. Velhasılı, teneke de, lehim de o yılların güncel gereksinimlerinden sayılırdı. Birçok onarım işi ve gereç için tenekeye de, lehime de ihtiyaç duyulurdu.1915te Ermeni tehcirinden hemen sonra Adanada lehimci kalmayınca atalarımız ciddi bir panik dönemi yaşamışlar bir süre. Neyse ki, ordudan mordudan usta bulup Adanaya getirterek çıraklyık kursu verdirmişler de, bir süre sonra yalan yanlış çözüme kavuşmuşlar.
Hala yaşıyor mu, bilemeyiz; tenekeci Hüseyin Ustayı derin bir saygı ile anıyoruz şimdi
(*) Helke: kapalı alt çapı üst çapından daha küçük, yarım daire demirden kulplu su kovası