Önceki akşam, gün batımında Adana´ya yaklaştı uçağımız. Sıra sıra dizilmiş ince uzun bulutlar dikkatimi çekti. Biraz daha alçalınca fark ettim; aslında KUŞBAKIŞI gördüğüm sıra sıra bulutlar, yan yana dizilmiş KUŞBAŞI mangallarından tüten duman gibiydi. Tarlalar bir ucundan yakılmıştı. Allah´ın hikmeti bu ya, aynı anda ve aşağı yukarı aynı saatlerde, üstelik hep te tarlaların bir ucunda başlamıştı yangınlar. Tarla sahibinin bundan zinhar haberi yoktu. Yıllardır Adana´mızda anız yakılır ve tarla sahibinin hiçbir zaman haberi olmazdı zaten.
Aslında yasaktır. Falan Yasa ile Filan Yasa´nın şu, şu ve şu maddelerine göre “Cezayı mültelzim fiildir”, yani yakanların cezalandırılması gerekir. Fakat gelin görün ki kimin yaktığı bir türlü bulunamaz. Anız yakanlar sanki insan değil de, Allah muhafaza buyursun, 3 harflilerdir. Ve bu nedenle de Devlet elinden geleni yapmasına rağmen, özellikle Adana´da adeta aciz kalmaktadır.
PARALELCİLER Mİ?
Her ne kadar bazı münafıklar anızın tarla sahibi tarafından yakıldığını iddia etse de, bu iftiraya başta devlet olmak üzere hiç kimse itibar etmez. Tarla sahibi ne yapsın; kalabalık bir hainler ordusu mevsimi gelince, (Bismillah), ecinni gibi harekete geçip yakılmadık tarla bırakmıyor. Allah bilir ya, bunlar kesinlikle paralelcilerdir. Paralel Devlet icat edilmeden çok önce eğitilmiş leşkerlerdir.
Anız YAKMANIN YARARI var mı? Var. Tarla yüzeyindeki bitki kökünü zayıflatarak sürülmeyi kolaylaştırır ve böylece çok, ama çok pahalı olan mazot masrafından tasarruf sağlar. Yabancı ot tohumlarını da yok eder. Külün bir miktar da gübre fonksiyonu olduğunu okumuşluğumuz vardır.
ZARARI var mı? Ü-Üüüfff; öyle çok ki, yararını binle çarpsanız bunun zararını karşılamaz. Bir kere halkımızı zehirliyor. Kürsel ısınmayı tetikliyor. Bitki için yaşamsal önem taşıyan ve toprak yüzeyinde yer alan bakterileri mahvediyor. Kurumaya bırakılan çamaşırları, balkonları, camları kapkara isle rezil hale getiriyor. Ciddi erozyona neden oluyor. Zaten Devlet boşu boşuna yasaklamış değil ki?
Yıllardır yazıp çizdiğim için yakından bilirim; Anız Yangını, başka yerleri bilmem ama, Adana´da Devlet´ten daha güçlü gibi. Devletimiz adeta çaresiz. İki helikopterle veya başka yolla failleri bulabilecekken “Baş edemiyoruz” havasında.
Anladık; yakalandığında ceza yazılıyor. Fakat duyduğum kadarı ile çiftçi cezanın yakarak sağladığı faydanın çok altında olduğunu hesaplıyormuş. Bilmem kaçıncı kez tekrarlıyorum; Sayın Valimiz Çiftçileri toplayıp dinlemeli ve asgari müşterek denilebilecek çözüme yol tutulmalı.
Adana´da omurgalı bir Ziraat Fakültesi var. Arada sırada cılız birkaç sözcük dışında, yetkililerin dikkatini çeken bir hoca ile karşılaşmadık. Sorduğunuz zaman ansiklopedi dolduracak kadar konuşurlar da, çıkıp kamuoyunu, çıkıp çiftçiyi, çıkıp devlet etkililerini dolaylı değil de, doğrudan uyarmayı ya düşünmezler, ya da uyarılarının her zaman olduğu gibi ciddiye alınmayacağını düşünürler.
Çok samimiyim; konuştuğum tarla sahiplerinin hepsi de “Ben bilmez miyim anız yakmanın ne kadar zararlı olduğunu?” demişlerdir. Daha ne desin adamlar, değil mi?
Öncek akşam Ovamızın orasından burasından çıkan dumanları KUŞBAKIŞI izledim. KUŞBAŞI mangalları sıra sıra dizilmiş, bütün Adana´ya ziyafet çekiliyor gibiydi. Zaten her Adanalı, her nefeste, bu ziyafetten yararlanmakta...