
Yılbaşından bir ay kadar önce kurulurdu tebrik kartı tezgahları. Hiç abartmıyorum, yüzün üstünde çeşitle süslenirdi metrelerce uzanan eğik düzlem iskeleler. Alt tarafta da, seçilecek karta uygun boy boy zarflar olurdu.
Aklım erdiğinde gördüklerimin pek çoğu kartvizit boyutlarından birazcık daha büyüktü. Zarfı da bu ölçülere göreydi. Büyük boylar, daha ziyade siyah beyaz Adana fotoğraflarıydı ve 9x14 boyutlarındaydı. Taşköprü, Atatürk ve Ulus Parkları, Ulucami, Yeni İstasyon gibi yerleri gösteren fotoğraflardı bunlar.
Aklıma gelenlerı sıralayıvereyim; evimize yakın olduğu için hemen her gün gördüğüm sergi İstiklal Ortaokulu (Şimdi ilkokul; henüz İmam Hatip yapmadılar) ile Yeşilköşe arasında, Çağlayan Kebap Salonunun hemen doğu yanındaydı. Önünde durur, çiçekli, desenli, rengarenk kartlarla siyah-beyaz kartpostalları beynime işlerdim. Özellikle çizim olanları imrenir, aynısını yapabilmek için çırpınırdım.
Özler Caddesi´nde iki tezgah anımsıyorum. Biri şimdiki Sürmeli Otel´in bulunduğu arsada, diğeri de Yeni Cami´in karşısında kurulurdu. Büyük Postane dolaylarında ise en az iki sergi olurdu. Tebrikçiler sadece yılbaşında değil, Kurban, Ramazan ve Cumhuriyet bayramlarından önce de faal olurdu.
1960´lara yaklaşırken renkli Adana kartpostalları çıktı piyasaya. Yanılmıyorsam ilk örnekleri, Hayat Dergisinden tanıdığımız tifdruk tekniğiyle basılmıştı. Sonraları mükemmel ofset baskılı kartları tanıdık. Yanısıra, yaldızlı, çok katlı, kokulu, açıldığında sürpriz hareketler yapan türler de sergide yer tutmaya başladı. Ne hikmetse, bunların ortaya çıkmasıyla hem o minik kartları, hem de siyah beyaz fotoğrafları göremez olduk.
Tebrik kartları açık zarfla gönderilirdi. Miniklere 5 kuruşluk, büyüklere 15 kuruşluk pul yapıştırmak yeterli olurdu. Zarfın kapağı alttaki yayvan (V) gibi duran açıklığın içine itildiği için gönderiler düşmez, salimen ulaşırdı.
Yılbaşı tebrikçilerin hemen yanı başında takvimciler olurdu. Evimize önceleri “Evkat-ı şer´iyeli, manili, faydalı Saatli Maarif Takvimi” alınırdı. Daha sonraları yine “Evkat-ı şer´iyyeli” yani günün namaz saatlerini belirten, resimli, manili, hikayeli “Ziyad Ebüzziya Duvar Ansiklopedisi” alındı. Son kullandığımız ise Güneş takvimi idi. Bunda da evkat-ı şer´iyye vardı. Saatli Maarif ile Güneş´in biri büyük, diğeri küçük iki bloku satılırdı. Bize gelenler hep küçük bloklardı. Ziyad Ebüzziya ise diğerlerinin küçüğü ile büyüğü arasındaydı. Her yaprağının önünde ve arkasında mükemmel çizilmiş küçük resimler olurdu ki, yaprakta ele alınan konuya uygun olurdu.
Takvimler, manzara, natürmort, hat örnekleri veya çiçek baskılı kartona yerleştirilip duvara asılırdı. Her gün koparılan yaprağın ön yüzünde atasözü, yıldönümlerinde illerimizin kurtuluşu ile sair bazı önemli olaylar bir-iki satırla verilirdi. Arkada da ilginç bilgiler, bazen birkaç gün süren hikayeler yer alabiliyordu. İlaveten, ev işlerinde yararlanılabilecek pratik uygulamalardan bahsedilirdi. Örneğin soğukta ayaklarım üşümesin diye takvim önerisiyle yıllardır incesinden çift çorap giyerim. Çok fena bir 2016 geçirdik. Korkuyorum; 2017 daha iyi olmayacak. Yanılmak ümidiyle yeni Yılınızı kutlarım.