Basın Yayın Yüksek Okulu´na çağdaş önerim var. “Hapis-Kötek Kürsüsü” ihdas edip öğrencilere eğitim versinler… Dayak atmaktan uzun süreli hüküm giyip çıkmış eski mahkumlardan eğitmen bulunabilir.
Bu parlak fikir, çok sayıda gazetecinin tutuklanmasından sonra beynime tohum olarak düşmüştü. Ahmet Hakan gece yumruklanınca yeşerdi. Egemen Gazetesi İmtiyaz Sahibi Hakan Denizli´ye saldıranlar sayesinde olgunlaştı. Böylece, Medya Sektörü´nün Türkiye´ye özel önemli bir eksiği giderilmiş olacak.
Kürsü Eğitim Programında uygulamalı derslere ağırlık vermeli. Her gazeteci adayı, ilk yıl haftada üç saat suratına yumruk yemeli. İkinci yıldan itibaren surata ek olarak bel düzeyine kadar sopalı, coplu eğitim görürken, ayda bir kez de biber gazıyla yaşama antrenmanı yapmalı.
Üçüncü sınıftan itibaren ilk üç ay birer hafta, sonraki aylarda ise 15´er gün tutukluluk eğitimine hazırlanmış özel koğuşlarda yetiştirilmeli. İtina ile verilmesi gereken hapislik dersi sayesinde gazeteciler ileride başlarına gelebilecek zindan ikametini en az zararla atlatır.
Diploma öncesi, her öğrencinin dışarıdan getirilmiş dövücüler tarafından bir hafta boyunca sınava tabi tutulması önemli. Değişik kötek-patak sınavını başarıyla veren adaylar anasının ak sütü gibi helal diplomasını alıp mesleğe atılmalı. Başaramayanlar ise KPSS sınavına hazırlanıp inşallah devlette bir kadro koparmak üzere beklemeye geçmeli.
Bu kadar akıl vermişken bir de okula kayıt koşulu olarak ciddi bir tıbbi kontrol gereksiniminden bahsedelim. Kemiklerin sağlamlığı çok önemli bir kere. Kontrol için şimşir sopa ve nar çubuğu değnekler düşünülebilir. Bu, birinci kademe sınav olur ve başaranlar dört ya da beş günlük bir hapislik sınavından sonra doktorlar heyetine sevk edilir. Allah´ın izniyle “Aklı da, vücudu da uygundur” raporunu alanlar okula ön kayıt yaptırmaya hak kazanır.
Bir sonraki etap, Türkçe ve Dilbilgisi yanı sıra Yandaşlık, Helal Tecavüz, Ağaç Yok Etmenin Faziletleri gibi sosyal konularda teste tabi tutmak olabilir.
İlgili Bakanlıkların dikkatine sunuyorum ve bu fikri hizmeti için her hangi bir bedel istemediğimi özellikle belirtiyorum.
Gelelim Hakan Denizli olayına… Günlük Egemen Gazetesi´nin İmtiyaz sahibidir. Önceki gün hoyratça okşanmış. “Geçmiş olsun” demek için aradım. Kim yaptı, kimler yaptırdı henüz netlik kazanmamış. Denizli, Emniyet´teki arkadaşların olayın üstüne ciddiyetle gittiğini söyledi .
Beğenirsiniz, beğenmezsini, ayrı mesele… Sayın Cumhurbaşkanımızın medya alanına bakış açısı ortada. Hiçbir şey gizlemiyor ve kendi doğrularına göre açıkça tavır alıyor. Yani, olup bitenleri anlamak ya da yorumlamak için her şey açık. Adana´da ise bugüne dek böyle olduğu söylenemez. Saldırıyı yapanlar ele geçtiyse de, perde arkasındakiler net olarak ortaya çıkarılamadı.
Yeni Emniyet Müdürümüzden sitayişle bahsediliyor. Ç ok değil dün sabah FOX TV´de İsmail Küçükkaya da üstüne basa basa Adana Emniyeti´ni ve Yeni Müdürümüzü övgülere boğdu.
Ümitliyiz…