Kargaların kahvaltı hazırlığı yaptığı saatti galiba
Radyoda ve televizyonda Hasan Mutlucanın davudi sesi gümbürdedi. Birkaç saniye içinde aklıma düştü: İhtilal mi acaba? Netekim iki üç dakika sonra siyah beyaz ekranda Kenan Evren Paşa konuşmaya başladı: Aziz Türk Milleti
Ülkenin her yanında geçerli sıkı yönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edilmişti.
İçtenlikle söylemek gerekirse içimde bir rahatlık duydum. Çünkü daha bir gün öncesine dek rastgele cinayetler devam ediyor, olmadık yerlerde, olmadık masumların kanı akıyordu. Birçok kişi, akan kanın durması için askerin yönetime el koymasını istiyordu. Hatta kulaktan kulağa, Başbakan Demirelin Ecevitle gizlice anlaşarak Kenan Paşaya Gel idareye el koy dediği fısıldanıyordu.
Oğlumun dayısı uzman doktor. Mesleği icabı sokağa çıkması da serbest. Bir çanta dolusu parlak alet-edevatla gelip sünneti yaptı. O kadar hazırlık, o kadar düğün heyecanı 12 Eylüle kurban gitti. Vatan sağ olsun dedik. Hoş, bizimki ile birlikte komşu apartmanlardan davet ettiklerimizle ufak çaplı bir tıngırtıyı da başarmadık değil.
Demirel ve Ecevit konuk-tutsak arası ikamet etmek üzere Hamzakoy Askeri Tesislerine götürüldü. Bu arada Demirelin güçlü adamı Turgut Özal da, geniş yetkilerle ekonominin başına getirildi. Kenan Paşa, huzur ve sükunun avdetinden yani geri dönüşünden sonra yapılacak seçimle idarenin sivil idareye verileceğini söyleyerek kazandığı sempatiyi arttırıyordu. Gazeteler büyük coşku ile ihtilale methiyeler dizme yarışına girmişlerdi. Kenan Paşayı öven yazıların haddi hesabı yoktu.
Paşa her yerde omuzlarda taşınıyor, her gün bir ilde, ilçede ya salonda konuşuyordu, Dinleyenlerin avuçları şiddetli alkıştan dolayı neredeyse su topluyordu. 82 Anayasası halktan yüzde 92 gibi müthiş bir destek görünce Paşa ani bir refleksle Atatürkleşme hevesine kapıldı. Kılık-kıyafet, baston, fötr falan
Rivayet edilir ki, nevazil olduğu bir gün çağırdığı haberciler huzurunda emir subayına Beni Türk hekimlere emanet ediniz demişti. Kendi değer yargılarına göre her gün daha çok seviliyor, gönüllerde daha çok kök salıyordu. Ne var ki halkın değer yargısındaki tecelli tamamen tersine işlemeye başladı. Paşa kendince ne kadar büyüyorsa, halk nezdinde o kadar, hatta daha çok alçalıyordu. Bu arada, darbe koşullarının oluşmasını bekledikleri de ortaya çıktı.
1983 seçimlerinin en güçlü ekibi Turgut Sunalp Paşa liderliğindeki Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) idi. Karşısında Turgut Özalın Anavatanı ile Necdet Calp liderliğinde ve CHP oylarına dayalı Halkçı Parti vardı. Herkes MDPnin tek başına iktidar olacağına inanmıştı. Seçimden bir gün önce Kenan Paşa MDPne oy verilemesini isteyen bir konuşma yaptı. Tepkisi büyüktü; MDP üçüncü Parti oldu.
12 Eylülün o çok, ama pek çok kudretli Paşasının akibeti sahnede
Bu ülkede halen Ben ne imişim bee
diyen biri ya da birileri varsa, akibeti şimdiden hayr olsun.