Yüce Tanrı´mıza ne kadar şükretsek az gelir. Şükür namazı kılmalıyız teravihten sonra. Ne büyük saadettir ki, bu yıl mübarek ramazanla beraber bir diğer kutsal bayramı idrak etmekteyiz. Hak´kın verdiği ve vereceği nimetlerin en önemlilerinden diyebileceğim o mübarek, o sıcak, o tütsülü, o beyazdan siyaha kademeli geçişiyle sanatkar, o tarla boyayıcısı, o kök düşmanı aziz mübarek anız yakma bayramına bu yıl da kavuştuk…
Önceki gün Yenice – Adana arasındayken hasretinden yanıp tutuştuğum o güzel, o reyhan çatlatan, o ıtır patlatan, o hanımelinin aklını oynatan o tanıdık koku ile heyecan duydum. Kokunun yakılan anızdan geldiğini fark ettiğim anda içimdeki sevinç volkanları lav püskürtmeye başladı. Avuçlarımı açarak bizleri bu olağanüstü özel günlere tekrar kavuşturduğu için Yüce Yaradan´a hamd ü senalarda bulundum. Yeni Anız Yakma Sezonumuzun Vatana, Millete hayırlı olması dileklerim teee yüreğimin kalbinden geldi; o derece!..
Bu yıl ki anız bayramının çok daha uzun süreceğini kuvvetle ümit ve tahmin etmekteyim. Çok şükür yağış bol oldu. Tarlalarımızda ana ürün buğday ve mısır. Buğdaydan sonra da anız yakılarak sürülen tarlaya ikinci ürün mısır ekilebileceği için, bi-iznilleh, bu yıl Aralık ortasına kadar mübarek günlerin kutsiyetinden bol bol yararlanacağız.
Bazı münafık bilim adamları, başka işleri yokmuş gibi “Anız yakmak toprağı öldürür, ocakları söndürür, insanları süründürür…” gibi saçmalıklarda bulunmazlar mı, öyle cinim kızıyor ki onlara… Topluma endişe salgılamaya çalışan bu FETÖ´cü güruha verilecek cevabı, Tarkan´a esaslı ders veren Sayın Sanayi Bakanımızdan ilham alarak buldum. Nasıl ki Sayın Bakan Tarkan´a, “Senin zeytinliğin mi var? Git şarkını söyle” dediyse, ben de toplum bozguncusu bilim adamlarına diyorum ki, “Sizin tarlanız mı var? Gidin çocuk eğitin…”
Öğünmek gibi olmasın, kendi kendime öğrendiğim gerçeği paylaşmak isterim. Anız Yakma Bayramının en eğlenceli, en yoğun, en şenlikli zamanı her hafta sonu Cuma öğleden sonra başlar, Cumartesini Pazara bağlayan gece yarısına kadar sürer. Aklı evvel kişilere göre, bunun nedeni hafta sonu tatiline girilmesinden dolayı işgüzar devlet memurlarının gereksiz müdahale ve şikayetlerine maruz kalmamakmış… Onun için de, yılların verdiği tecrübeye dayanarak kontrolün yapılamayacağı saatten başlayarak yakma işi başarılırmış. Sonradan soruşturma söz konusu olsa bile, “Allah gözlerini kör etsin, gelip yakmış namussuzlar” denilerek işin içinden çıkılırmış… Tabii iftiralar da var. Keşke, Rahmetli Özal çıkıp “Benim memurum işini bilir” demeseydi. Durup dururken ne iftiralar, ne iftiralar; aman ya Rabbim!..
Bizler anız dumanıyla her yıl gücümüz toplamaya alışmışız. Yok toprak ölüyormuş, yok zehirleniyormuşuz, yok küresel ısınmayı hızlandırıyormuşuz, muşuz da muşuz… Bak, bak, bak!.. Boş laflara bak!
Halbuki anızla zehir yaymak sağlık için çok yararlı. Bu savımıza bilimsel destek mi ararsınız? Alın size çok net bilimsel destek. Tıp tarihinin en önemli buluşlarından biri aşı mı?.. Aşı… Pekiii, aşı dediğiniz mikrop değil mi? Elbette mikrop. Mikrobu kullanarak mikroba karşı koyabildiğimize göre, zehri kullanarak da zehirlenmeye karşı cümleten aşılanmış oluyoruz. Daha ne isteriz. Göreceksiniz; gelişmiş ülkelerde anız yakmayı düşünemeyen ilkel insanlar gün gelecek zehirden yok olacaklar ve dünya bize kalacak Allah´ın izniyle.
Anız dumanıyla gelen uçuntular serili çamaşırlara kondukça yeniden yıkamak gerektiği de yadsınmaz gerçek. Demek ki deterjan ve çamaşır makinesi üreticilerinin işi açılacak, istihdam artacak, ekonomi canlanacak… Cahil bilim adamlarına aldırmayın, neşenize bakın…
Anız yakma bayramınız kutlu olsun!..