Trafik lambaları en kritik kavşaklarda çalışmayınca içimi bir korku kaplıyor. Çarpacak mıyım, çarpılacak mıyım?
Burası Adana ve saniyede bilmem kaç araç bu yandan, ondan daha fazlası öteki yandan vızırdayıp geçiyor. Dalgınlık var, deli cesareti var, şaşkınlık var, endişe var… Kaza her an elimizin altında… Allah korusun, bunun ölümlüsü de var ki, defalarca duyduk, defalarca tanık olduk.
Bizde elektrik kesintisi hava gibi, su gibi anlık yaşamımızın parçası oldu. Çok alıştık; bilgisayarı açarız, internet yok; bağlantı çubuklarında bayrak kırmızı bir çarpı, anlarız ki cereyan gitmiş.
Ocağı yakacağız, yoğun bir gaz kokusu…
Ne oldu? Elektrik yok…
Televizyonda çok önemsediğimiz program başladıktan biraz sonra cam griden açık maviye geçiş yapıp kararır…
Sebep? Elektrik kesilmiş…
Bunların hepsine o kadar alıştık ki, kesintisiz gün geçirdiğimizde adeta rahatsızlık duyuyoruz.
Elektrik kesilince evdeki beyaz eşyalar, televizyon, internet, termosifon, ütü falan çalışmaz ya; keşke taşıt araçları da çalışmayıp “tıp” oyunundaki gibi dursa!..
“Neden?” diye sorup sual eyleyecek olursanız, cevaben arz edeceklerim var efendim.
Binlerce araç, sayısız kavşakta trafik ışıkları sayesinde adil ve güvenli şekilde kazasız, belasız yoluna gidebiliyor.
Buraya kadar iyi mi? Eşhedübillah iyi!..
Haaa, işte zurnanın zırt dediği deliğe geldik. Bu delikten bir de öyle koskocaman bir “velakin” çıkar ki, stadyumlara sığmaz. Zira bu “velakin” bir çok ölümlü kazanın habercisidir, uyarıcısıdır.
Fark etmişsinizdir; elektrik kesildiği semtteki trafik lambaları da tıpkı evdeki televizyon gibi söner. İşte o andan itibaren asla şakası olmayan Azrail nöbete gelmiştir.
Görüyoruz ki kesintilere mazeret bulmak kolay da, çare bulmak zor. Fakat kesintilerde de trafik lambalarını çalıştırmanın pek kolay çaresi var. Alt tarafı her direğe bir kesintisiz güç kaynağı monte edilecek, o kadar. Cereyan kesildiği anda otomatikman devreye girer, uzun bir süre de idare eder. Akülü bu cihazların son derece makul bir bedelle satıldığını söyleyebiliriz. Can için bedel hesaplanamayacağına herkes inanmıştır zaten.
Bu çözümü sanırım Büyükşehir Belediyesi uygulayabilir ve Türkiye için öncü olur.
Diyebilirsiniz ki, “Dur hele!.. Öyle şak diye yapılmaz bu işler. Hele birkaç kişi ölsün bakalım, sonrasında çaresine bakarız…”
Siz de haklısınız…